ATATÜRK  KÖŞESİ

Hayatı
İlkeleri

Devrimleri

Kronoloji

Vecizeleri
Linkler

İstiklal Marşı
10.Yıl Marşı
Gençliğe Hitabesi
Basında Atatürk
Fotoğraf Albümü

Anılarla Atatürk

                                    *** Egitim Portali Sayfasına Hoş Geldiniz...   Giriş or Kayıt Ol. ***        
Egitim Portali
  Giriş or Kayıt Ol
Ana Sayfa         Yönetim          Forum         Sohbet Odası            İletişim
SİTE İÇİ ARAMA


MODÜLLER

Atatürk'ün Hayatı

Web Yöneticisi

E-Devlet

Gazeteler

Sevgili Peygamberimiz

Sifali Bitkiler

Rüya Tabirleri

Burçlar

Forum

Nutuk

Tr.Tanıtım

Çocuk Oyunları

Komik Resimler

Gif Arşivi

SON DAKİKA HABERLERİ
DÖKÜMANLAR

Kanunlar

Yönetmelikler

Tebligler Dergileri

Resmi Gazete

YAZI KATAGORİ
· Anılarımız(6)
· Makaleler(19)
· Kültür-Sanat(2)
· Bilim Teknik(12)
· Edebiyat(9)
· Söyleşiler(4)
· iLgİnÇ NoTLaR(12)
· Masal ve Hikayeler(1)
BÖLGELERİMİZ

 

İllerimizi Tanıyalım

 

 

TENEFFÜS
Yeni Sayfa 2

  Mizah Köşesi

  Oyunlar

  Sohbet Odası

  Eğlenceler

ÇEŞİTLİ LİNKLER

 *  T.C. Kimlik Numarası

 *  Türkiye Tanıtım

 *  Çesitli Linkler

 *  Şehirlerarası Tlf Kodu

 *  Uluslarrası Tlf Kodu

 *  Hava Durumu

 *  Trafik Yol Haritası

 *  Motorlu Taşıtlar Vergisi   

 *  Emeklilik Sorgulama

ÇEVİRİ...


16 Dilde Çeviri





NAMAZ VAKTİ
Türkmüsün.Net Portal - Geleneksel Çocuk Oyunlarımız

GELENEKSEL ÇOCUK OYUNLARIMIZ

A B C Ç D E F G H I İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

[ÖNSÖZ] [KAYNAKÇA]






Türkmüsün.Net Portal - Geleneksel Çocuk Oyunlarımız




Bu modülü yapmaktaki amacımız Türk Kültürünü yaşatma
çabalarında azıcıkta olsa katkıda bulunabilmektir.


Oyun kavramına genel bir yaklaşımla baktığımızda, bunun
sadece bir eğlence, bir boş zamanları değerlendirme veya hareket etme
olmadığını, birçok oyunda çocukların çevrelerindeki büyükleri bazı yönleri ile
taklit ettiklerini görürüz. Kendi duygularını, kurdukları hayalleri ve yapmak
istedikleri hareketler ile söyledikleri sözleri, kaygı ve üzüntüden uzaklaşıp,
onların üstüne yükselmeyi ve bundan da özel bir zevk almayı amaçladıklarını da
anlamaktayız. Aslında öyle veya böyle, içinde yaşadıkları hayatın da kendisi,
başlangıcı, sonu ve kuralları olan bir oyundan ibaret değil mi?..



Türkiye’de çocuk oyunlarına şöyle bir göz attığımızda da hemen her yörede çok
zengin bir hareketlilikle ve yaratıcılıkla karşılaşmaktayız. Oyunların gerisinde
yatan düşünce ve inançların yüzlerce yıldan beri hemen hemen hiç değişmeden
sürüp gittiğini de söylememiz mümkündür. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde beş taş
oyununun kuraklık ve kıtlık getireceğine inanıldığı gibi, çömçe gelin veya
godugodu tekerlemesi ile başlatılan oyun sonunda mutlaka yağmur yağması
beklenir.



Çocuk oyunları, yapılarına göre bir ebenin belirlenmesiyle başlar. Ebe seçiminin
yapılması, kendi içinde bir ezgisi bulunan bir sayışmaca veya tekerlemenin bütün
oyuncular arasında elemesi ile sonuçlanır. Ezberlenmesi kolay, uyaklı ve hatta
alliterasyonlu bir güzellik içinde yer alan cümle parçacıkları ile çocuklar bir
yandan da bir tür dil eğitimini yapmış, dillerinin kıvraklığını ve söyleyiş
güçlerinin sağlamlığını küçük bir çaba harcayarak sağlamış olurlar. Bu bakımdan
da çocuk oyunlarının ayrı bir önemi ve değeri bulunmaktadır. Ancak bu oyunlarda
ortaya çıkabilecek en önemli sonuç, çocuğun toplum hayatına alışması,
arkadaşlarıyla bazı kurallara uymayı öğrenmesi, ödül ve cezanın birlikte göz
önünde tutulmasıdır. Böylece çocuk sosyalleşmeyi de, arkadaş ilişkilerinin nasıl
olması gerektiğini de, yenmenin yanı sıra yenilmenin mevcut bulunduğunu da,
kendi çapında bir eğlence içerisinde ve kolaylıkla öğrenebilmektedir.



Hemen hemen bütün yörelerde oynanan çocuk oyunlarının yüzlerce yıldan beri
süregelen geleneksel yapıları ve çocuk oyunlarının özellikleri pek
değişmediğinden, günümüz oyunlarının konularının, gündelik hayatın birtakım
olaylarından, gelecekle ilgili düşünce ve hayallerden, arkadaş seçiminden, bazı
becerileri çevrelerine kanıtlamaktan vb. alındığı görünmektedir. Kız ve erkek
çocukların hem cinsiyetlerine, hem içinde bulundukları yaş gruplarına ve hem de
kendi beden gelişmelerine ve yeteneklerine bağlı olarak farklı oyun gruplarında
yer aldıklarını görürüz. Dolayısıyla yüzlerce oyun, farklı yönlerden
gruplandırmalar içinde araştırmalara konu olabilir.



En yaygın çocuk oyunları arasında saklambaç, üç/beş/dokuz taş, uzun eşek, ip
atlama, güvercin takla, evcilik, esir almaca, köşe kapmaca, kare kapmaca, elim
sende, elim elim epelek, cız, yağlı kayiş, el kızartmaca, aşık, ceviz, misket,
topaç, seksek, kukalı saklambaç, yakan top, istop, kara kedi, bekçi baba,
kulaktan kulağa, kadı çavuş, aç kapıyı bezirgan başı, zıp zıp, birdirbir, kara
kedi, el el üstünde kimin eli var, kırmızı beyaz, misketli kuyu, dilsiz,
güldürmece ve daha nicelerini görmemiz mümkündür. Bu konuda Kültür Bakanlığı ile
bazı özel yayın evlerinin hazırlattığı kitaplarda daha yüzlerce oyun, oyun
tekerlemesi veya sayışmacası, ödüller veya ceza uygulamalarını bulmak mümkündür.




Çocukları gelecekteki hayatlarına hazırlayan, dil, beceri ve yeteneklerini
geliştiren, duygu, düşünce ve hayal dünyalarının sınırlarını genişleten,
arkadaşça paylaşmayı ve dayanışmayı öğreten, ödüllendirme ve cezalandırma
sonuçlarının başarıya göre belirlendiğini gösteren, gelenekselliğini sürdürürken
yeni gelişmelere de ayak uyduran bir bütünlük içinde çocuk oyunlarını
değerlendirmek, bu oyunları gerçek kimliği ile doğru yerine oturtmuş olmak
demektir.



Sayışmacalara örnekler arasında “baş parmak, badem parmak, orta direk, gül
menekşe, küçük Ayşe” denilerek çocuklara beş parmağın öğretilmesi
gösterilebilir. Moda olarak bilinenler de sayışmacalarda dile getirilir. Söz
gelimi, “elma attım denize, geliyor yüze yüze, ben vuruldum Filiz’e, Filiz Akın
evi yakın, onu seven Cüneyt Arkın, kına kına kın”. Son hece kimin üzerinde
işaretlenirse o ebe olmaktan kurtulup sıradan çıkar, kalanlar yine hece hece
işaret edilerek bu sözler tekrar edilir. Nihayet en son kalan ebe olur.



Dil zevkini pekiştirenlerin uyaklı, alliterasyonlu bir başkası da, “hastayım
hasta, canım ister pasta, kalk gidelim dansa, orda yersin pasta” diye söylenip,
bazı gerçekleri de gösterirken, ormanlık bölgelerde de bu arada çevre
vurgulanır: “Ulu orman uludur, dereleri suludur, yüce dağlar koludur, meşeyle
çam kokuludur; çamdan çıra yakanlar, birbirine bakarlar, ocağa nacak takarlar,
çıra yandı ocaktan, dumanı tüttü bucaktan”.



Güncel olayları anlatan sayışmacalar arasında II. Dünya Savaşı sırasında
derlenen şu sayışmaca da yıllar ötesinde kalan ve bazı gerçekleri de vurgulayan
halk düşüncelerini yansıtmaktadır: “Bir-iki-üçler, yaşasın
Türkler; dört-beş-altı, Polonya battı; yedi-sekiz-dokuz, Ruslar domuz; on-onbir-oniki,
İtalya tilki; onüç-ondörtonbeş, Fransa kalleş; onaltı-onyedi-onsekiz, haydut
Portekiz; ondokuz-yirmiyirmibir, Cennet’in yolunu kim bilir?"


TÜRK
KÜLTÜRÜNÜ YAŞATMA ÇABALARIMIZ İNATLA SÜRECEKTİR! Saygılarımızla Türkmüsün.Net
Ekibi






--Hazırlayan: Türkmüsün.Net Ekibi 2006

cocuk oyunlari ©

Sayfa Üretimi: 0.02 Saniye

| SoftBlue phpbb2 style by Sigma12 © | PHP-Nuke theme by www.nukemods.com Webtasarım Coşkun © |2006