Giriş Yap veya Üye Ol
Ana Sayfa      Yönetim      FORUM      Sohbet Odası      Yazılar      Şiirler      İletişim
HABERLER
MODÜLLER

 Atatürk'ün Hayatı

 E-Devlet

 Gazeteler

 Sevgili Peygamberimiz

 Rüya Tabirleri

 Burçlar

 Tarihte Bugün

 Flaş Oyunlar

 Hosting

 Sudoku

WEBMASTER

Ben Kimim
DÖKÜMANLAR
Yeni Sayfa 2

 Kanunlar

 Yönetmelikler

 Tebligler Dergileri

   Resmi Gazete
ÇEŞİTLİ LİNKLER
 

 Çesitli Linkler

 Telefon Rehberi

 Hava Durumu

 Trafik Yol Haritası

 Emeklilik Sorgulama

Popüler şiirler
· DOLDUM YİNE TAŞIYORUM!!!
(11472 okuma)
· SİVİL SAVUNMA
(8649 okuma)
· KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI
(2235 okuma)
· ÖĞRETMENİM !
(1621 okuma)
· DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
(1462 okuma)
· ÖĞRETMENİM SENİ SEVİYORUM.
(1420 okuma)
· AĞIT
(1179 okuma)
· OKU ÇOCUĞUM
(1039 okuma)
· ATATÜRK'Ü DUYMAK
(944 okuma)
· BEKLENEN SEVGİ
(919 okuma)

Toplam 712 şiiri kayıtlı

Biz Öğretmeniz

Biz Öğretmeniz... Çoğumuz eksik düşündüğümüz yönlerimizi göstermek istemeyiz. Eksikliklerimizi herkesten saklamanın daha büyük bir eksiklik olduğunu anlamayız ama bunu yaparken. Daha da kötüsü, bu eksikliklerimizi saklama çabaları sırasında bilerek ya da bilmeyerek bir takım komplekslere kapılır gider, o komplekslerin eseri olan yeni kimliklerimizi eksikliklerimize kalkan eder ve etrafımızdakilere zulüm ederiz. Bu cümleler ve yazımızın sonuna kadar okuyacağımız diğer cümleler bizlere ‘aman Allah’ım!!!’ dedirtecek yeni bilgilerle yüklü değiller. Öyle süslü kelimeler de yok bu yazımızda. Aksine yazımız kendisiyle yalnızken değil de ancak kalabalıkların içinde gerçek kendimizden faklı bir ‘ben’ iken buluşabilmeye cesaret edebilen nicelerimizin halini en sade, en yavan, ve en gerçek kelimelerle anlatmaya çalışıyor. Evet, hepimiz iç dünyalarımızda kendi eksikliklerimizi kendimize haykırırız ‘sessiz çığlıklarla’... Haykırırız haykırmasına ama acaba kaçımız bu eksikliklerin varlığını kabullenmenin ötesine bir adım daha atar, ve onlarla yüzleşerek bu eksikliklerin keskin birer kompleks olmasına değil de düzeltilmesine çalışırızŞ “Gelecek nesillerin emanet edildiği” kutsal bir mesleği icra eden bizlerin de bu ve benzeri kişilik zaaflarından payımıza düşeni alması, bir parçası olduğumuz toplumsal tabloyu düşündüğümüzde kaçınılmaz olacaktır, değil miŞ Ama öğretmenim ben de insanım... Peki madem biz öğretmenler de insanlardan bir insanız, madem bizler de duyguları, vicdanı ve zaaflarıyla yanıbaşımızdaki evde yaşayan komşumuz sıva ustası Hasan’dan, otobüs arkadaşımız hemşire Nimet’ten, sınıfımızın haylaz öğrencisi Veli’den, ya da aynı eğitim kurumunda çalıştığımız İhsan öğretmenden farksızız, neden öyleyse onlarda gördüğümüz insani zaafları bazan bir uzman psikolog veya bir sosyolog, ya da çoğu zaman ‘herşeyi bilen kişi’ edasıyla eleştirir ve onları ‘bizim de sahip olduğumuz nice eksikliklerden’ dolayı yerden yere vururuz kiŞ Ve bunu yaparken nasıl olur da ‘gelecek nesillerin emanet edilmiş olduğu’ o kutsal vazifenin hamuruna bambaşka sıfatlar, bambaşka malzemeler karıştırırız kiŞ Bizler, yani toplumu eğitmekle mükellef eğitimli insanlar olan öğretmenler, bütün bunları yaparken toplumun en temel dinamiklerinin altlarına dinamitler yerleştirdiğimizi bilmezmiyiz kiŞ Hepimiz, ‘öğrenciler öğretmenlerini kendilerine örnek alırlar’ cümlesini defalarca duymuşuzdur. ‘Hocam bizim çocuk sizin ayakkabının aynısından almamızı istiyor, onu nereden aldığınızı öğrenebilir miyimŞ’ diyen bir öğrenci velisi bu olayın almanın ne kadar derinlere gidebileceğini gösteren iyi bir örnek değilmidirŞ Öğretmeni gibi saçını taramak isteyen delikanlılar, ‘ya hocam bizim kızla bir görüşseniz, bizden çok sizin sözleriniz etkili oluyor’ diye çocuklarının öğretmenlerden yardım isteyen veliler hiç yabancı değildir bizlere. Aynı şekilde bizler de eğitimimizin herhangi bir döneminde rastladığımız öğretmenlerimizi kendimize model almamış mıyızdırŞ Evet, almışızdır. Hatta içimizde ‘Falanca öğretmenim sayesinde bu mesleği seçtim’ diyeceklerin sayısı hiç te az değildir. Ama şöyle bir oturup düşünsek, o öğretmenlerimizin de insanlardan birer insan olduklarını, onların da acıları, onların da bazı eksiklikleri ya da zaafları olduğunu hatırlarız. Ancak aynı öğretmenin iç dünyasında bitmek bilmeyen sorunlarını, kendisini yiyip bitiren eksikliklerini bir çoğumuz farkedememişizdir. Farketmemiz de imkansızdı, çünkü o öğretmen kendisine verilen emanetinin şuurunda bir insan olarak eksikliklerini birer kompleks olarak kalkanlaştırmamış, kendisiyle yalnızken yüzleşebilmiş ve olgunluğuyla o eksikliklerinin çoğunu eline verilen bir öğrencisini eğitirken gösterdiği sevgi, sabır ve ustalıkla bertaraf etmiş ve insanların aklında hep ‘o güzel insan’ adıyla kalmıştır. Öyleyse bizler eksikliklerimizin olabileceğini bilerek, toplumun şekillenmesinde önemli görevler üstlenirken sevgi, sabır ve erbabı olduğumuz öğretmenlik sanatıyla nakış nakış işlediğimiz öğrencilerimizin huzurunda, akşam çayı içtiğimiz komşumuzun ve aynı otobüsle işe gittiğimiz insanların huzurunda bütün bu eksiklikleri saklama çabasıyla oluşturduğumuz ikinci, üçüncü ‘ben’ lerle değil, icra ettiği kutsal görevin bilincinde, ve eksiklikleriyle mücadele edip onları artılara dönüştürme ustalığını sanatından alan öğretmenler olarak bulunalım. Kendimizi artı ve eksilerimizle kabul edelim ve rahatlayalım ki bizi çepeçevre saran komplekslerden biraz olsun kurtularak tahtaya yazdığımız hatalı bir yazıyı, kravatımızdaki bir resmi ya da yanlış bir tavrımızı bize hatırlatma cesaretini kendinde bulabilen, bize emanet edilmiş Cumhuriyet savunucuları öğrencilerimize eksikliklerimizden kaçan ve onu dile getiren kişileri bir not defteri ya da bulunduğu makamın kutsallığına yakışmayan kelimelerle ezen bir kişilik örneği sergilemeyelim. Kabul edelim ki biz de insanlardan birer insanız ve bizim de hatalarımız olabilir. Ama öğretmenim biz öğretmeniz... Ancak başkalarının kaşı ya da gözündense kendi kaşımız ya da gözümüzle ilgilenip, yalnız kaldığımız zamanki gerçek ‘ben’ lerimizle yüzleşme cesareti gösterip o ikincil kişiliklerimizden sıyrılarak, mesleğimizin gereği olan bilgiyle en iyi bir şekilde donanıp, o bilgileri çağın gerekleriyle güncelleştirip besleyerek, insanları sevebilme büyüklüğünü gösterip, iç dünyamızdaki tüm fırtına, eksiklik ve savaşlarımıza rağmen sergilediğimiz olgun kişilikle, sevgi dolu bakış ve yapıcı tavırlarımızla etrafımıza ışık saçan birer eğitim neferleri olarak emanetlerimiz olan gençliğimize iyi birer model olmamız mümkün olmayacak mıdırŞ Evet öğretmenim biz de insanız, ama biz öğretmeniz be öğretmenim!!! Profesörlük makamına ermiş bir kişinin arabasıyla gitmek istedikleri yere götürdüğü öğrencileri arabadan inerken kendisi de şoför koltuğundan inen ve tamamıyle içten gelen bir alçak gönüllülükle ceketinin düğmelerinin ilikleyerek ‘iyi akşamlar arkadaşlar’ diyerek yüzündeki gülümsemeyle tüm öğrencilerine saygı ve sevgi gördüklerini hissettiren nice eli öpülesi öğretmenlerimiz, ve ayrım gözetmeksizin öğrencilerine ‘siz’ diye hitap ederek kullandığı kelimeleri büyük bir ihtimamla seçen ve öğrencinin kişiliğine böylece bir güzel ince motif daha atan nice meslektaşlarımız bize eksikliklerimize ve tüm zaaflarımıza rağmen nasıl birer ‘insan’ olmamız gerektiğinin örneğini teşkil etmektedirler. Teşekkürler öğretmenim... Ben de öğretmenim... Ben de insanım... Saygılarımla, Dr. Murat KAPLAN www.muratkaplan.net

Eklenme: 2006-05-11
_YAZIER
Gönderen: Murat Kaplan
Hit: 1348
[ Geri Dön | | Bu yazıyı arkadaşına gönder Sevdiklerinize gönderin | Yazdırılabilir sayfa Yazdırın ]


sizehimet.com.tr



Sayfa Üretimi: 0.02 Saniye