ATATÜRK  KÖŞESİ

Hayatı
İlkeleri

Devrimleri

Kronoloji

Vecizeleri
Linkler

İstiklal Marşı
10.Yıl Marşı
Gençliğe Hitabesi
Basında Atatürk
Fotoğraf Albümü

Anılarla Atatürk

                                    *** Egitim Portali Sayfasına Hoş Geldiniz...   Giriş or Kayıt Ol. ***        
Egitim Portali
  Giriş or Kayıt Ol
Ana Sayfa         Yönetim          Forum         Sohbet Odası            İletişim

SİTE İÇİ ARAMA


MODÜLLER

Atatürk'ün Hayatı

Web Yöneticisi

İletişim

E-Devlet

Gazeteler

Sevgili Peygamberimiz

Sifali Bitkiler

Rüya Tabirleri

Burçlar

Forum

Nutuk

Tr.Tanıtım

Çocuk Oyunları

Komik Resimler

Gif Arşivi

SON DAKİKA HABERLERİ
YAZI KATAGORİ
· Anılarımız(6)
· Makaleler(19)
· Kültür-Sanat(2)
· Bilim Teknik(12)
· Edebiyat(9)
· Söyleşiler(4)
· iLgİnÇ NoTLaR(12)
· Masal ve Hikayeler(4)
ÇEŞİTLİ LİNKLER

 *  T.C. Kimlik Numarası

 *  Türkiye Tanıtım

 *  Tarihta Bugün

 *  Eğitim Siteleri

 *  Çesitli Linkler

 *  Şehirlerarası Tlf Kodu

 *  Uluslarrası Tlf Kodu

 *  Hava Durumu

 *  Trafik Yol Haritası

 *  Motorlu Taşıtlar Vergisi   

 *  Emeklilik Sorgulama

BÖLGELERİMİZ

 

İllerimizi Tanıyalım

 

 

DÖKÜMANLAR

  Kanunlar

  Yönetmelikler

  Tebligler Dergileri

  Resmi Gazete

NAMAZ VAKTİ
ALTIN FIYATLARI

21. YÜZYILIN PETROLÜ BOR

21. YÜZYILIN PETROLÜ BOR Türkiye, dünya görünür bor rezervinin yüzde 66’sına, toplam rezervin de yüzde 60’ına sahip. Bu rezerv dünya tüketimini 250-500 yıl karşılayacak düzeyde. Eti Holding’in adı IMF’ye verilen niyet mektubunda geçmeseydi, bor konusundaki tartışma, ilgili dar çevreyi aşıp kitlelere yayılmayacaktı. 18 Aralık 2000’de IMF Başkanı Horst Köhler’e yazılan niyet mektubun 37. maddesi’nde, "Özelleştirme İdaresi'ne ilave şirketler devredileceği" ve bunların arasında "ETİ Holding'in bazı fabrikaları"nın da bulunduğu yazılıyordu. Mektubun açıklanmasıyla birlikte kıyamet koptu, kamuoyunda büyük bir tartışma başladı: Eti Holding’in özelleştirilmesi yoluyla, Türkiye’nin boru dünya bor tekeline peşkeş çekilecekti; o bor ki, cazibesini vurgulamak için, 21. yüzyılın petrolü diye adlandırılıyordu... Çeşitli düzeylerde çok taraftar bulan bu muhalif ses sonuç aldı; en azından konu kamuoyuna intikal etti; internet üstünde bir de "Türkiye Madenlerine Sahip Çıkmalı" kampanyası sürdürülüyor... Bu tepki, "bor nedir, ne işe yarar" sorularına yol açtı. Cevap gerçekten etkileyiciydi... Rujdan gübreye, fiberoptikten yangına dirençli tekstile kadar her alanda bir ihtiyaç maddesiydi bor. Yanı sıra, çok kaliteli yakıt malzemesiydi. 10 firma, ABD ordusu için "penta boran" adlı yakıtı üretiyor. Çünkü 2 MACH ve üstü hızlarda uçan jetler ZIP Fuel yakıyor. İnternetten derlenen bilgiye göre, ABD Patent Ofisi’nden alınmış, 600’den fazla borlu yakıt tescili var. Avrupa patentli borlu yakıtlar da Avrupa Uzay Ajansı roketlerinde kullanılıyor. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nden (TÜBİTAK MAM) Doç. Ersan Kalafatoğlu ve Nuran Örs’ün "21. Yüzyılda Bor Teknolojileri ve Uygulamaları" başlıklı raporunda da, borun bir enerji kaynağı olarak özelliğine dikkat çekiliyor: "21. yüzyılın önemli enerji üreteçlerinden yakıt pillerinin gelişmesinin en önemli sorunlarından biri de yakıt olarak kullanılan hidrojenin depolanmasıdır. Bu açıdan sodyum borhidrür gelecek vaat eden bir kimyasaldır ve bu alanda yoğun araştırma yapılmaktadır." Borun son zamanda keşfedilen bir diğer özelliği de, magnezyumla birlikte harika bir süperiletken oluşturması. Borun yüzde 72’sinin Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’da, yüzde 10’unun Asya Pasifik ülkelerinde işleniyor oluşu da, madenin ne denli önemli bir sanayi girdisi olduğunu açık seçik gösteren bir diğer bilgi. Türkiye, dünya görünür bor rezervinin yüzde 66’sına, toplam rezervin de yüzde 60’ına sahip. Bu rezerv dünya tüketimini 250-500 yıl karşılayacak düzeyde. Kalite, Türkiye borunun bir başka çok önemli niteliği. MAM raporunda şöyle deniliyor: "Türkiye’deki cevherlerin zenginliği ve önemi, hem tenörlerinin yüksekliğinden, hem yalın olarak sadece sodyum yada borat tuzu olması nedeniyle işleme kolaylığına sahip olmalarından, hem de cevher yataklarının ve bunları işleyen konsantrasyon ve tuz üretim tesislerinin ulaşım olanaklarının çok iyi olmasından kaynaklanmaktadır. Diğer üretici ülkeler zamanla tenörü daha düşük ve ulaşım olanakları daha zor yatakları işlemek zorunda kalacaklardır ve ülkemiz bor yatakları bu açıdan daha da ekonomik hale gelecektir." 1999 rakamlarına göre dünyada ham boratta, yüzde 37 ile US Borax ve yüzde 31 ile Eti Bor olmak üzere iki büyük üretici var. Son yıllarda Latin Amerika'da bulunan küçük bor yataklarının sahibi olan Citibank Venture Capital -yani Citibank- da önemli bir aktör olarak sayılıyor. Bazı oda ve sendikaların oluşturduğu, bor madenlerinin özelleştirilmesine karşı çıkan gruba göre, IMF bu yabancılar için çalışıyor. Muhaliflere göre, yapılmak istenen şu: "IMF, borların özelleştirilmesini dünya pazarındaki kontrolün tamamen US Borax’ın eline geçmesi için istemektedir. Çünkü, ancak bu şekilde US Borax Türkiye’deki bor sahalarını kontrol edip –ki 1898’den 1970’lere kadar Türkiye’de sahaları vardı- dünya bor pazarlarında kaybetmekte olduğu hakimiyeti yeniden ele geçirebilecek ve pazarı tek başına kontrol edebilecektir..." Özelleştirme cephesinden bakanlar için ise asıl soru şu: "Türkiye, ağız sulandıran bu zenginliği değerlendirebiliyor muŞ" Onlara göre de yanıt açık: "Hayır. Eti Holding’in bütün yaptığı, zaten yüzeye çok yakın olan madeni alıp ham haliyle pazarlamaktan ibaret." İşlemeden satmasının yanı sıra, Eti Holding’in en çok eleştirildiği bir diğer husus, en büyük müşterisi Belçika şirketi Solvay’e 140 dolara verdiği mal için, Türkiye'deki sanayiciden 250 dolar istemesi. Bu durum, Türkiye’de bor sanayiinin gelişmemesinde en büyük etken. Özelleştirme yanlısı da olsa, karşıtı da olsa, değişik gerekçelerle bordaki mevcut statü kimseyi hoşnut etmiyor. Borun işlenmesi ve rafine ürün olarak pazarlanması gerekiyor. Türkiye’de yalnızca yaygın olarak kullanılan boratların üretildiği ve 1999’da bunların ihracından 237 milyon dolar gelir sağlandığı belirtilen TÜBİTAK MAM raporunda, borun işlenmesinin geliri nasıl arttırabileceğine dikkat çekiliyor: "... rafine borat üretildiğinde boroksit fiyatı katlanmakta, perborat örneğinde ise neredeyse beş misline çıkmaktadır. Nispeten basit yöntemlerle üretilen bazı boratlar ve metaboratların katma değerleri çok daha yükselmekte, sodyum borhidrür ve bor triklorür ve ferrobor gibi bileşiklerde ise inanılmaz değerlere çıkmaktadır..." Sonuçta Türkiye halen, dünyanın gıpta ettiği bor madenlerinden, ihtiyacı olan zenginliği devşirmekten hayli uzak görünüyor. Ne yapmalIŞ TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Naci GÖRÜR, Türkiye’nin bor konusunda yapması gerekenleri şöyle sıralıyor: 1. Türkiye’de yalnızca yaygın olarak kullanılan boratlar üretilmektedir. 1999 yılında bu boratların dışsatımından yaklaşık 237 M USD girdi sağlanmıştır. Buna göre boratlarda pazar payı yüzde 25 dolayındadır ve arttırılması gerekmektedir. 2. Türkiye’de üretilen sodyum perboratın çoğu yurtiçinde tüketilmektedir. Türkiye, Batı Avrupa’daki 242,000 ton B2O3 lük pazarda yerini alabilmelidir. Bu pazardan alacağı yüzde 10’luk pay mevcut dışsatımının yarısı kadar ek girdi sağlayacaktır. 3. Sodyum borhidrür, kullanımında yıllık yüzde 4 artış beklenen bir üründür. En önemli kullanıcısı Avrupa’daki kağıt endüstrisidir. Bu pazardan alacağı yüzde 10’luk bir pay Türkiye’ye, mevcut dışsatımının yarısı kadar girdi sağlayacaktır. Bu ürün tam anlamıyla yükte hafif, pahada ağır bir üründür. Sodyum borhidrür üretebilmek için Türkiye pazar araştırması, fizibilite, maliyet düşürmeye yönelik proses geliştirme gibi çalışmaları hızla tamamlamalıdır. 4. Cevher zenginliğini en iyi şekilde değerlendirebilmek için Türkiye madencilikten üretime ve pazarlamaya kadar çağdaş ve ileri teknikleri kullanmalı ve dünya pazarında belirleyici rolünü sağlamlaştırmalıdır. Sağlıklı bir pazar araştırması ve pazarlama ağı ile yeni ürünlere girilmelidir. Üretimlerde pazarlık gücünü arttıracak, kalite iyileştirici ve maliyet düşürücü önlemler alınmalıdır. 5. Bu konuda kendi know-how’ını oluşturmak zorunda olduğu için araştırma ve geliştirme çalışmalarına gereken önem verilmelidir. 6. Mevcut ve kurulacak üretim tesislerinde maliyeti azaltacak, kaliteyi iyileştirecek ve atık sorunlarını azaltacak iyileştirmeler belirlenmelidir. Bu maliyet - yarar analizleri sonucunda çıkacak konularda öncelikli ve hızlı araştırma ve geliştirme çalışmaları yapılmalıdır. 7. Mevcut atıklardaki boru ve düşük tenörlü cevherleri değerlendirmek için teknoloji geliştirmelidir. 8. Ar-Ge sonuçlarının hızla üretime aktarılması sağlanmalıdır. Yakıt pili girdisi. Bazı otomobil firmaları hem çevre kirliliği sorununu aşmak hem de petrole alternatif oluşturmak için hidrojeni bir yakıt olarak kullanma projesi üstünde çalışıyorlar. Bu çerçevede, halen uzaya giden roketlerde kullanılan hidrojen yakıtı, bazı prototip otomobillerde de deneniyor, ancak, depolama sorunu yüzünden, hareketli bir bomba kadar riskli. Firmalar, bu riski ortadan kaldırmanın yollarını araştırıyor. Doç. Ersan Kalafatoğlu’nun verdiği bilgiye göre, "sodyum bor hidrür" patlama riskini aşma konusunda çok önemli bir araç. Katı bir malzeme olan sodyum bor hidrür, katalizör ortamında, patlama riski yaratmadan, hidrojeni kontrollu olarak depolama ve kullanma imkanı veriyor. Millenium Cell, bu yolla üretilmiş yakıt pillerinden biri. Bu konuda patent almış firmalar var. Halen pazar payı açısından dünya devi olan US Borax da bu çalışmalara ortak. Günümüzde yaygın olarak bu konuda bir pazar yok ancak çok uzak olmayan bir vadede hayata geçmesi muhtemel çok kuvvetli bir potansiyel var. Kaynak:(TURKİSHTİME NİSAN 2002 2

Eklenme: 2006-02-03
_YAZIER
Gönderen: İlhan KORUYUCU
Hit: 1819
[ Geri Dön | | Bu yazıyı arkadaşına gönder Sevdiklerinize gönderin | Yazdırılabilir sayfa Yazdırın ]


Yazilar ©

Sayfa Üretimi: 0.04 Saniye

| SoftBlue phpbb2 style by Sigma12 © | PHP-Nuke theme by www.nukemods.com Webtasarım Coşkun © |2006