Egitim Portali

Egitim Portali

  Giriş / Kayıt Ol
::  ANA SAYFA   ::  HAKKIMDA   ::  YÖNETİM    ::  DİLEK KUTUSU   ::  ÜYE  GİRİŞİ   ::  SOHBET ODASI   ::  ILETISIM  ::
MODÜLLER

  Atatürk'ün Hayatı

  E-Devlet

  Gazeteler

  Sevgili Peygamberimiz

  Rüya Tabirleri

  Burçlar

  Tarihte Bugün

  Flaş Oyunlar

  Hosting

  Sudoku
DÖKÜMANLAR
Yeni Sayfa 2

  Kanunlar

  Yönetmelikler

  Tebligler Dergileri

  Resmi Gazete

ÇEŞİTLİ LİNKLER

  Çesitli Linkler

* Eğitim Siteleri

  Telefon Kodları

* Uluslararası Tlf. Kodu

* Şehirlerarası Tlf. Kodu

  Hava Durumu

  Trafik Yol Haritası

  Emeklilik Sorgulama
Bolgeler
· K A R A M A N (Türk Dilinin Baskenti)
· I S P A R T A (Gül Kenti)
TENEFFÜS
Yeni Sayfa 2

  Mizah Köşesi

  Oyunlar

  Zeka Testleri

  Sohbet Odası

  Eğlenceler

Uluslar Arası Saat
Namaz Vakitleri
Faydali Linkler

GÜL BAHÇELİ KONAK

Bu gün harabeye dönen konağımıza vefa borcudur bu satırlar.

GÜL BAHÇELİ KONAK

Hayat nasıl da mutlu akıp giderdi orada. Bahçe, çeşme, güller, kavaklar ve tabi Kızılırmak’ın bir ayrılık türküsünü andıran sesi... . Sonra kavakların rüzgar estikçe kulağımıza fısıldadıkları. Ne çok şey anlatırdı kavaklar ve ırmak. Dostluğu, hüznü, gurbeti, acıyı... Gece çökünce serin bir rüzgarla dipdiri seyre dalardık semayı. Yıldızlar sanki gökten yanınıza iniverecek kadar yakın ve parlaktı. Hayaller kurardık. Türküler söyleyerek ırmağın yolunu tutardık. Sesimiz Kızılırmak’ın sesine karışırdı:

Ezim ezim eziliyor yüreğim
Çok yalvardım kabul olmaz dileğim
Ben ağlarım doktor ağlar dert ağlar
Harap oldu yari gördüğüm çağlar
Laleler sümbüller ah ne güzel bağlar.

Zaralı Halil Söyler

Evin büyükleri geçmişte yaşadıkları anıları kah gülümseyerek kah hüzünlenerek anlatırdı. İçimden hep şu düşünce geçerdi: “Acaba biz de bir gün çocuklarımıza anlatacak anılar biriktirebilecek miyizŞ” Biriktirmişiz. Hem de öyle çok, öyle içli anılar ki...
Çocukluğumun demeyeceğim belki de hayatımın en güzel günlerini bugün içim burkularak hatırlıyorum. Dört yıllık bir aradan sonra ilk kez gittiğim memleketimde beni hüznün karşılayacağını biliyordum. Mahallemize girdiğimde, konağın o meşhur yan penceresini gördüm. Yan pencere, konağın ana caddeye bakan yüzündeki cumbanın yan penceresidir. Evdeki herkes oraya oturmak için yarışırdı. Sokağa tamamen hakim olan bu pencereyi kim kaparsa yanına oturan kişi sabırla sırasını beklerdi. Herkes yerini aldıktan sonra uzun sohbetler başlardı. Küçük odanın soluk sarı ışığında anlatırdı konağın kadınları. Çoğu kez gurbete giden hasret yolcularına gelirdi söz. Maniler birbirini kovalardı:

Yavrular yavrular
Kuş yuvada yavrular
Ellerin derdi biter
Benim derdim yavrular.

Anonim

Armut dalda dal yerde
Bülbül ötmez her yerde
Felek bizi ayırmış
Her birimiz bir yerde

Anonim

Konağın kanatlı kapısından içeri girdiğimde büyülü bir dünyaya adım attığımı sanırdım. Burası Gül Bahçeli Konaktı. Bizim Gül Bahçeli Konağımız... Kimsenin keşfedemediği hiçbir zaman da keşfedemeyecekleri gizli dünyalar vardı o bahçede. Yalnız konağın çocuklarının bildiği ve yalnız onların olan, mutlu dünyalar.

Bahçenin gülleri pembeydi, mis kokulu, katmer katmer... Baharda renk değiştirirdi bahçe, pembeye

çalardı her yer, güle kokardı her köşe. Konağın misafirlerine buz gibi gül suyu bir de gül reçeli ikram ederdik. Çok sonraları dinleyecektim gül ile bülbülün hikayesini. Üzülecektim bu hüzünlü aşk hikayesinin beyitlere, dörtlüklere, şarkılara baş tacı olan kahramanlarına:

Hafız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış
Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle
Gece bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şiraz’ı hayal ettiren ahengiyle.

Yahya Kemal Beyatlı

Sözün bilmez bazı nƒÂadƒÂan elinden
Edep ağlar, erkƒÂan ağlar, yol ağlar.
Bülbülün feryƒÂadı gonca gülünden,
Gülşen ağlar, bülbül ağlar, gül ağlar

Gevheri

Senden bilirim yok bana bir faide ey gül
Gül yağın eller sürünür çatlasa bülbül.

Nevres-i CedƒÂ®d

Ak saçlı kadınlar saçlarını, gelinlik kızlar ellerini kınayla süslerdi bizim oralarda. Biz de kına yakardık ellerimize. Kokusu benzemezdi belki ama güller açardı ellerimizde.Geceden avuçlarımıza sakladığımız bu yeşil renkli kınanın sabah nasıl olup da bir gül gibi kızardığını anlayamazdık. Bir mucize gibi algılardık bunu. Gece boyunca içimize çekerdik kına kokusunu. Bugün düşünüyorum da çocukluğumdu o kınanın kokusu. Sabahları heyecanla mucizeye tanık olurduk. Pür telaş ellerimizdeki sargıları açıp kiminki en koyu olmuş diye uzun uzun incelerdik.

Bir de kırmızı tulumbamız vardı. Baharda kavaklarımızı sulardık. Kırmızı tulumba gürül gürül akan suyuyla can pınarı oluverirdi birden. Bize de eğlencenin en sulusu düşerdi tabi. Ağaçların arasındaki küçük su yollarına köprüler kurardık, önüne setler çeker barajlar inşa ederdik. Kağıttan gemilerimiz kısa sürede batardı ama olsun biz yenisini yapardık. Sulama işi bitince, akşam vakti ortalığı bir toprak kokusu alırdı. Bu koku gül bahçesine oradan meyve ağaçlarının olduğu yere en son da konağın endamlı duvarlarına ulaşırdı. Çocuk aklımızla ertesi gün biz de bahçeyi sulama kararı alırdık. Kuyudaki suyu bahçeyle buluşturmak zor işti hani. Suyu yukarı çıkarmak için tulumbanın tepesindeki boşluktan biraz su döküp cılız kollarımızla tulumbanın koluna asılırdık, suyu çağırırdık. Sesini duyardık da kendisini göremezdik suyun. Sonra vazgeçer başka oyunlar kurardık kendimize.
Ayrılırken içimdeki çocuğu bahçedeki elma ağaçlarına tırmanırken bıraktım. Yüreğimin bir parçası güllerin dikenlerinde asılı, öylece kanıyordu. Tulumbaya su döküyordu küçücük ellerim. Yan pencereye oturma sırası bana gelmişti. Kavaklar sulanmış ortalığı toprak kokusu sarmıştı. Kızılırmak ağlıyordu ardım sıra. Ağır ve yorgun adımlarla ilerlerken yıllardır görüşemediğim bir dostumun hatıra defterime yazdığı mısraları, bir ayrılık türküsünü söyler gibi mırıldanıyordum:

Küçücüktük büyüdük
Gül bahçeli konakta
Unutma sakın Ebru
Hayat çok kısa

Gül Bahçeli Konağı görmek için TIKLAYIN

Ebru BOZTÜRK
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

Eklenme: 2005-09-11
_YAZIER Edebiyat
Gönderen: Ebru BOZTÜRK
Hit: 1143
[ Geri Dön | | Bu yazıyı arkadaşına gönder Sevdiklerinize gönderin | Yazdırılabilir sayfa Yazdırın ]


sizehimet.com.tr

Sayfa Üretimi: 0.03 Saniye