Egitim Portali

Egitim Portali

  Giriş / Kayıt Ol
::  ANA SAYFA   ::  HAKKIMDA   ::  YÖNETİM    ::  DİLEK KUTUSU   ::   SOHBET ODASI   ::  ILETISIM  ::
SİTE İÇİ ARAMA


MODÜLLER

  Atatürk'ün Hayatı

  Webmaster

  E-Devlet

  Gazeteler

  Sevgili Peygamberimiz

  Rüya Tabirleri

  Burçlar

  Tarihte Bugün

  Sudoku
DÖKÜMANLAR
Yeni Sayfa 2

  Kanunlar

  Yönetmelikler

  Tebligler Dergileri

  Resmi Gazete

BÖLGELER
· KARAMAN (Türk Dili Baskenti)
· ISPARTA (Gül Kenti)
TENEFFÜS
Yeni Sayfa 2

  Mizah Köşesi

  Oyunlar

  Zeka Testleri

  Sohbet Odası

  Eğlenceler

ÇEŞİTLİ LİNKLER

  Türkiye Tanıtım

  Çesitli Linkler

  Şehirlerarası Tlf Kodu

  Uluslarrası Tlf Kodu

  Hava Durumu

  Trafik Yol Haritası

  Emeklilik Sorgulama

HAVA DURUMU
booked.net
NAMAZ VAKTİ

SAVAŞTAN BARIŞA

Bağdat, 29 Mart 2003


SAVAŞTAN BARIŞA / 23 Nisan Çocuklarına / Mektup

Sevgili Kardeşim Özgür,
Şu anda orada olmayı ne kadar çok istediğimi anlatamam. Zaten bugüne kadar da hep oraların hatıralarıyla yaşadım. Geçen yılki 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı şenliklerinde senin ve ailenin bana gösterdiği ilgiyi hayatım boyunca unutamam. Diyebilirim ki hayatımın en mutlu günlerini orada yaşadım. Çocukluğumun farkına orada vardım, özgürlüğün tadını orada tattım. Aynı zamanda seni, aileni ve ülkeni tanıdım. Bana, Büyük Önderi, Onun İlkelerini ve devrimlerini tanıttın

Şu ana kadar da, yeniden oralara gidebilme, 2003 şenliklerinde de yeniden birlikte olabilme ümidini taşımıştım; ama artık bu imkanımı ve ümidimi tamamen yitirmiş durumdayım. Onun için sana mektup yazmak, duygularımı paylaşmak istedim. Bu mektubu, mum ışığında, çok zor şartlar altında, yazıyorum ve çok zor şartlar altında da göndereceğim. Mektubumu aldığında belki de ben yaşıyor olmayacağım!

Sevgili kardeşim,
Biliyorsun ki biz şimdi, savaşın içindeyiz. Birkaç gündür okula da gidemiyoruz. Dışarı çıkamıyor, kimseyle görüşemiyorum. Kendimi o kadar yalnız, o kadar çaresiz hissediyorum ki Annemin, akrabalarımın yanında olmama rağmen keşke orda olsaydım diyorum. Sen, benden kilometrelerce uzakta olduğun halde, kendime en yakın hissettiğim insan, sensin inan!

Ne kadar büyük acılar içinde olduğumu anlatamam. Duygularımı, düşüncelerimi, acılarımı kimseyle paylaşamıyorum. Çevremde acıdan, gözyaşından başka bir şey yok. Aile içinde kimsenin kimseyi teselli edecek gücü ve cesareti kalmadı. Herkes acılarını ve gözyaşlarını gizlemeye çalışıyor. Bu yüzden anneme, babama da bir şey söyleyemiyorum. Onların da ne büyük acılar içinde olduğunu çok iyi biliyorum. Bu yüzden onlara da hiç bir şey yansıtmak istemiyorum. Onlar benim acılarımı, ben onların acılarını gördükçe, daha da çok yıkılıyoruz. Onun için acılarımı içime gömüyor, boğazıma düğümlenen hıçkırıklarımı bir zehir gibi yutuyorum. Biraz sonra postaneye gideceğim ve hıçkırıklarımı tutmadan, göz yaşarlımı gizlemeden ağlayacağım Bunu bir de babamı ziyarete gittiğimde, hastane gidiş ve dönüşlerinde yapıyorum.

Bugün savaşın onuncu günündeyiz. Daha savaşın ikinci günüde evimize bomba düştü. Küçük kardeşim öldü. Babam yaralandı, hastaneye kaldırdılar. Şimdi ben de annemle birlikte bir akrabamızın yanında, bir sığınakta kalıyorum. Kaldığımız sığınak gibi, hayatım da karardı. İçimde hiçbir yaşama sevinci hiçbir yaşama ümidi kalmadı. Bu küçük yüreğime, bu kadar büyük acıları nasıl sığdıracağımı hiç bilemiyorum.

Günlerce, gecelerce düşünüyorum, soruyorum, sorguluyorum; ama on dört yaşın aklıyla hiçbir çözüm bulamıyorum. Düşünüyorum, bu savaşlar niçin olur Para için mi, mutluluk için mi Birileri mutlu olacak, ben acılar mı çekeceğim Birileri mutluluğunu benim acılarım üzerine mi kuracak

Para, açlığı ortadan kaldırır; ama hangi para benim acılarımı ortan kaldırır Hangi servet benim kardeşimin acılarını dindirir ve onu geri getirir Keşke aç kalsaydık; fakat sizin gibi özgür, sizin gibi bağımsız olsaydık

Düşünüyorum, bu savaşalar niçin olur Sorunlar illa ki savaşla mı çözülür Sorunların çözümünde savaştan başka çözüm yolları bulunamaz mı Kinin, kan davasının bile kınandığı günümüzde, savaşın nasıl bir haklılık payı olabilir Ben, bir arkadaşımla kavga etsem, bir büyüğümün bana ilk söyleyeceği şey, Utanmıyor musun, niçin kavga ediyorsun kardeşinle olur.

Şimdi ben soruyorum, büyüklerime: Niçin kavga ediyorsunuz, hiç utanmıyor musunuz

Düşünüyorum; hayat, kitaplar, insanlar bana bütün insanların kardeş olduğunu, bütün insanları sevmem gerektiğini öğretti Ve sevdim! Babam hep: İnsanı sevmeyen, Allah'ı sevemez derdi ve böyle örnek oldu bana. Ben, bu öğretilenlerle büyüdüm ve bu öğretiler, yüreğime sevgi tohumları olarak ekildi. Benim yüreğimdeki sevgi tohumları, sevgi çiçekleri açtı hep! Kim söyler, şimdi; hangi taş yüreklinin acımasız elleri kopardı bu çiçekleri Şimdi, kim yeniden harap olan gönül bahçeme sevgi tohumları ekecek ve o sevgi tohumları ne zaman çiçek açacak

Sevgili kardeşim,
Ne çiçek kaldı gönlümde, ne tohum sevgi adına! Kopardılar çiçeklerimi, kırdılar dallarımı, tümüyle kuruttular sevgi bağımı!

Sormak istiyorum! Bu muydu sevgi Bu muydu kardeşlik Bu muydu insanlık Hani çocuklar çiçekti Hani çiçekler solmayacaktı Hani çocuklar ağlamayacaktı, hani çocuklar
ölmeyecekti.. Büyükler hep yalan mı söyler, hep ikiyüzlülük mü yapar Hep doğruyu söyler yanlışı mı yapar

Bana bir şeyler söyle! Nasıl yaşarım bu çelişkilerle, bu ikiyüzlü dünyada, ikiyüzlü insanlarla..

Şimdi bomboş kalan gönlümü kin ve nefret kapladı! Ben kime ne yaptım ki beni ateşin içine attılar Kalem tutan elime, çiçek açan kalbime silah sıktılar! Kimin hakkı vardı ki benden, haklarımı aldılar

Ben elime silah almadım, kimseye kurşun sıkmadım! Söyle, bu silahlar bu ellere göre mi yoksa bu silahlar bu ellere göre mi..

Sormak, öğrenmek istiyorum! Nedir bu kin, bu nefret.. Bu mudur medeniyet Bu mudur modern çağın modern insanı Bu mudur küreselleşme Bu mudur yükselmek, hayatlar üzerine hayatlar, yıkıntılar üzerine binalar kurmak..

Hani büyük ulus Hani büyük devlet Hani Avrupa Birliği Hani Birleşmiş Milletler Hani İnsan Hakları

Ne olur dostum bana bir şeyler söyle! Ben sana BARIŞ, kendime SAVAŞ adını verdim. Ne de olsa sen, adın gibi özgürsün. Ne de olsa sen barışın çocuğusun, bense artık savaşın çocuğuyum!

Söyle bana! Özgürlük nedir Bağımsızlık nedir Söyle bana! Nasıl özgür olunur Nasıl bağımsız kalınır

Sor büyüklerine! Onlar da mı bir şeyler yapamazlar kır çiçeklerine..

Dostum, beni bağışla!
Dertlerimle dertlendirdim seni; ama dertlerimi paylaşacağını biliyorum. Hayat zaten bir paylaşım değil mi Yaşam zaten bir meşale değil mi Ben şimdi bu meşaleyi sana devrediyorum!

Hoşça kal, dostum!
Ben özgür olamadım, özgürce yaşayamadım! Dilerim, siz bağımsızlık şemsiyesinin altında hep özgür kalır, hep özgür yaşarsınız!

Artık bende hiçbir güç kalmadı. En küçük bir seste yerinden fırlayacakmış gibi çarpan kalbimde bir tek KORKUSUZLUK kaldı. Bir tek KORKUSUZLUK yüreğimde

Artık hiçbir şeyden korkmuyorum! Ne ölümden, ne savaştan, ne silahtan Geçsin şimdi üstümden füzeler, düşsün üstüme bombalar, yağsın yağmur mermiler

Şimdi sokağa çıkıyorum!
Şimdi hastaneye gideceğim!
Şimdi postaneye gideceğim!
Şimdi ölüme gideceğim!
Yağsın üstüme acılar
Yağsın mermiler
Hoşça kal Özgür!
Hoşça kal özgürlük!
Hoşça kal hayat!
Hoşça kal barış!
Hoşça kal savaş!
Hoşça kal
Hoşça kal

MUHAMMED EL


( Bu mektup, Muhammed'in Bağdat'tan gönderdiği son mektup oldu.
O, bir Iraklı idi. Doğulu ya da Orta Doğulu, Avrupalı ya da Asyalı,
Amerikalı ya da Afrikalı ne fark ederdi ki
O, bir kır çiçeğiydi..! )


Mehmet KIYAK*
29 Mart 2003





NOT:

Bu çalışma, bir mektup çalışmasıdır. Gerçekte, bu mektup, Bağdat'tan gelmemiştir.
Irak savaşının başladığı 20 Mart 2003 günü ilk düşündüğüm, Irak'ın çocukları olmuştur.
Daha ilk gün, bu çocukların çekecekleri acıları, hissedecekleri duyguları yüreğimde duymuş, bir çocuk kalbinin duyarlılığıyla kaleme almıştım.

Bu duygularım, savaşın ne demek olduğunu bilmeyen bu çocukların ruhunda ne gibi izler bırakacağının kaygısıydı. Ben, bir tek Muhammet'ten söz ettim. Oysa orada ne çok Muhammet vardı ve bu güne kadar ne Muhammetler öldü. Kim bilir daha ne kadar insan ölecek

Bu gün, ırak savaşının üstünden dört yıl geçti, zulüm daha bitmedi. Her gün patlama, her gün 50-100 ölü Suçsuz, günahsız, masum insanlar-çocuklar ölüyor, dünya susuyor.

Düşünüyorum; bu ülkenin çocuğu ne yapıyor, nasıl yaşıyor. Ne yiyor, ne içiyor, nasıl okula gidiyor Psikolojisi ne halde Yaşanır mı böyle bir yerde, bu halde

Bütün dünya duysun istiyorum
Kendimizden başkasını da düşünelim diyorum

Sevgi ve saygılarımla
Mehmet KIYAK*


Eklenme: 2007-05-14
_YAZIER Edebiyat
Gönderen: Mehmet KIYAK
Hit: 809
[ Geri Dön | | Bu yazıyı arkadaşına gönder Sevdiklerinize gönderin | Yazdırılabilir sayfa Yazdırın ]


EĞİTİM  PLATFORMU

Sayfa Üretimi: 0.03 Saniye