Giriş Yap veya Üye Ol
Ana Sayfa      Yönetim      FORUM      Sohbet Odası      Yazılar      Şiirler      İletişim
HABERLER
MODÜLLER

 Atatürk'ün Hayatı

 E-Devlet

 Gazeteler

 Sevgili Peygamberimiz

 Rüya Tabirleri

 Burçlar

 Tarihte Bugün

 Flaş Oyunlar

 Hosting

 Sudoku

WEBMASTER

Ben Kimim
DÖKÜMANLAR
Yeni Sayfa 2

 Kanunlar

 Yönetmelikler

 Tebligler Dergileri

   Resmi Gazete
ÇEŞİTLİ LİNKLER
 

 Çesitli Linkler

 Telefon Rehberi

 Hava Durumu

 Trafik Yol Haritası

 Emeklilik Sorgulama

Popüler şiirler
· DOLDUM YİNE TAŞIYORUM!!!
(11528 okuma)
· SİVİL SAVUNMA
(8700 okuma)
· KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI
(2278 okuma)
· ÖĞRETMENİM !
(1679 okuma)
· DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
(1511 okuma)
· ÖĞRETMENİM SENİ SEVİYORUM.
(1469 okuma)
· AĞIT
(1226 okuma)
· OKU ÇOCUĞUM
(1088 okuma)
· ATATÜRK'Ü DUYMAK
(994 okuma)
· BEKLENEN SEVGİ
(964 okuma)

Toplam 712 şiiri kayıtlı
Cilt

 

Sevgili Peygamberim

Hazreti Muhammed SallallahuTâalaAleyhivesellem

Ciltlerin Üzerindeki Sayfa Numaralarına Tıklayın

        1-2-3-4-5               1-2-3-4-5-6         1-2-3-4-5-6-7         1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                              

             Cilt-1                    Cilt-2                    Cilt-3                     Cilt-4                    Cilt-5                       

        1-2-3-4-5-6-7             1-2-3                 1-2-3-4-5            1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                                  

             Cilt-6                     Cilt-7                    Cilt-8                     Cilt-9                   Cilt-10       

                                                                             1-2-3-4-5-6-7

                                                                             

                                                                                  Cilt-11







Yeni Sayfa 6




- Bu gece bizi kim bekleyecek? Diye sual buyurdular.
Birisi karanlıkta ayağa kalktı. Şanlı Peygamber O'na:


- Sen kimsin, dediler.


- Zekvan bin Abdikays ya Resulallah!


- Otur, buyurdular.


Peygamberimiz, suali tekrarladılar:


- Bu gece bizi kim bekleyecek?


Bu defa başka birisi, ayağa kalktı. Efendimiz ona:


- Sen kimsin? Dediler.


- Abdi Kaysın oğluyum.


- Sen de otur.


Üçüncü bir şahıs kalktı. Resulullah ona da sordular:


- Sen kimsin?


- Ebu Seb, ya Resulallah...


Bir mikdar durduktan sonra Resulullah efendimiz:


- Üçünüz birden ayağa kalkınız, emrini verdiler.


Sadece Zekvan bin Abdikays ayağa kalktı. Peygamberimiz:


- Diğerleri nerede? Buyurdular.


Zekvan radıyallahü anh:


- Ya Resulallah her üç suale de cevap veren bendim,
dedi..


Efendimiz, Zekvan hazretlerinin, bu hizmet etme aşkına
çok memnun oldular ve hayır duada bulundular:


- Allah da seni muhafaza etsin.


...o gece Zekvan radıyallahü anh'dan gayrı daha başka
müslümanlar da nöbet tuttular. Bunlardan biri de Ebu Katade radıyallahü anh'dır.
Efendimiz, sabahleyin bu mübarek sahabiye de dua ettiler.


- Allahım! Bu gece Ebu Katade, senin Resulünü koruduğu
gibi sen de O'nu koru.


......


Useyl'de ordu istirahate çekildi... Uzakta gece
böcekleri sonu gelmez bir telaşın içindeler. Yakında nöbetçilerin ayak sesleri
ve dertli esir iniltileri. Ay yükselmiş ve etrafı halelenmiş halde. Yıldızlar
cıvıl cıvıl. Mücahidler, derin bir uykudalar...fakat hassas ve ince kalbli
mübarek Peygamberin mübarek gözleri uykuyu kabul etmiyor. Herkes uykudayken
Resulullah uyuyamıyor. Böylece hayli zaman geçmişti ki Sevgili Peygamberimizin
uyuyamadığı nöbetçilerden birinin dikkatini çekti:


- Anam-babam sana feda olsun ey Allahın Resulü. Niçin
uyumuyorsunuz?


- Abbas inliyor...


Hazreti Ömer, sıkı şekilde bağladığı için Abbas bin
Abdülmuttalib, derinden derine inliyordu. Nöbetçi, hemen esirlerin arasına gitti
ve Abbasın bağlarını gevşetti. Bu nöbetçi biraz sonra yine Resulullahın
yakınından geçerken sordular:


- Abbasın sesi neden kesildi?


- Bağlarını gevşettim ya Resulallah...


- Öyleyse diğer esirlerin de bağlarını gevşetin,
buyurdular...


...Ve ondan sonra uyuyabildiler.


......


Useyl'den hareket edilmeden evvel esirler Resulullah'a
takdim edildi.


Nerede büyüklenip duran; Peygamber'e savaş açan
cengaverler? Şimdi şu yüksek huzurda başları önlerinde suçlu suçlu bekleşenler o
yiğitler mi?


Esirler'den biri de Abbas. O iri-yarı, güçlü-kuvvetli
Abbas'ı zayıf ufak-tefek bir mücahid yakalamıştı. Bazı kimseler meraklarını
yenemeyip sordular:


- Ya Abbas seni esir alan yarı cüssende, ona nasıl
yakalandın?


- O zayıf adam, üstüme gelirken bana Handeme dağ gibi
göründü.


Eşsiz sabır timsali aziz Peygamber, Nadr bin Haris
zalimini görünce O'nu uzun uzun süzdüler... Nadr, Allah'ın nuru ile dolu bu
nazardan son derece rahatsız oldu ve yanındaki diğer esire fısıldadı:


- Beni öldürtecek. Bakışlarından bunu sezdim. Evet beni
öldürtecek, dedi ve Mus'ab bin Umeyr'i aracı koymak istedi:


- Ey Mus'ab! Senle akraba olduğumuzu unutma! Bana
farklı muamele yapılmasın. Diğer esirlere nasıl muamele edilirse bana da aynı
muamele yapılsın. Peygamberin, beni öldürme kararında. Buna mani ol!..


Hazreti Mus'ab cevap verdi:


- Akraba olmamızın sen kâfir kaldıkça hiç bir kıymeti
yoktur. Bana nasıl iltimas teklif edersin? Bugün merhamet dilendiğin Peygambere
de O'nun dinine de hakaretler eden sen değil miydin ey korkak?!


Can derdine düşen ödlek kâfir, Hazreti Umeyr'i duymak
istemiyordu.


- Diğer esirlere eman verilirse bu hak bana da
tanınmalı...


- O hükmü Allah ve Resulü verir.


...ve hüküm verildi:


Sevgili Peygamberimiz, yiğitler yiğidi hazreti Ali'ye
emrettiler:


- Vur şunun boynunu!


Derhal habisin kafası gövdesinden ayrıldı. Nadr bin
Haris, Hazreti Mıkdat'ın esiri idi. Mıkdat radıyallahü anh bu netice ile ileride
fidye alma şansını kaybetmiş oluyordu. Olsun ne çıkarki bundan! En yüksek
Nebi'nin bereketli duası olduktan sonra:


- Allahım! Mıkdat'ı fazlı kereminle zengin et...


......


Ertesi gün ikindi namazını müteakiben Useyl terk
edilerek yola çıkıldı.


Medine'ye doğru yürüyüş devam ediyor.


Safra Boğazı geçildi. Seyer adlı kum tepesinde dalları
ile çevreyi kucaklayan ulu bir ağacın altında konakladılar...


......


Enfal suresinin kırkbirinci ayeti ile Peygamberimizin
ganimet mallardan beşte bir hisse alabilmesine izin verilmişti:


- Biliniz ki, kâfirlerden ganimet olarak aldığınız her
hangi bir şeyin muhakkak beşte biri Allah içindir. O da Resule ve O'nun
akrabasına, yetimlere, miskinlere ve yolda kalmışlara aittir; eğer siz Allah'a
iman etmiş ve o hak ile batılın ayrıldığı Bedr günü, o iki ordunun birbiriyle
çarpıştığı gün kulumuza (Hazreti Peygambere) indirdiğimiz âyetlere iman
etmişseniz. Allah, her şeye kadirdir.


...Yüce Allah, peygamberine önceki Nebi ve Resullerden
farklı olarak düşmandan zorla alınan ganimet maldan hisse alma imtiyazı
veriyordu. Ki Sevgili Peygamberimiz, öbür Peygamberlere göre kendisine tanınan
beş farklı mazhariyeti şöyle sıralıyorlar:


- Bana düşmanın kalbine korku salma kaabiliyeti
verildi, bütün yeryüzü benim için mescid kılındı; bana sözün bütün imkân ve
kudretini kendinde toplayan Kur'an verildi; ganimet malı bana helâl kılındı;
bana şefaat makamı verildi ki bu beş şey benden önceki Peygamberlere
verilmemişti.


...kılıçla kazanılan mallar, bu ağacın serin gölgesinde
harbe iştirak eden bütün kahraman mücahidlere, mübarek şehid evladlarına ve
aralarında Hazreti Osman radıyallahü anh'ın da olduğu Bedr'den izinli sekiz
sahabiye taksim ediliyor... Kahraman Peygamber, Ebu Cehl'in devesini kumandan
hakkı/safiy olarak kendileri aldılar. Ve Hudeybiye Umresine kadar bu deve ile
gazalara çıktılar. Ganimet bölüştürülürken Münebbih bin Haccac'a ait olan
Zülfikâr ismindeki kılıç da Sevgili Peygamberimizin payına düştü. Efendimiz, bu
meşhur kılıcı zaferde büyük emeği olan Hazreti Ali radıyallahü anh'a hediye
ettiler. Böylece harbe bizzat iştirak edenler, karargâhta nöbet tutanlar ve
ganimet malları bekleyenlerin tamamına pay verildi. Sa'd bin Ebi Vakkas
radıyallahü anh arz etti:






--Hazırlayan: www.nfk.gen.tr--Sevgili_Peygamberim--

Sevgili Peygamberim ©

sizehimet.com.tr



Sayfa Üretimi: 0.18 Saniye