Giriş Yap veya Üye Ol
Ana Sayfa      Yönetim      FORUM      Sohbet Odası      Yazılar      Şiirler      İletişim
HABERLER
MODÜLLER

 Atatürk'ün Hayatı

 E-Devlet

 Gazeteler

 Sevgili Peygamberimiz

 Rüya Tabirleri

 Burçlar

 Tarihte Bugün

 Flaş Oyunlar

 Hosting

 Sudoku

WEBMASTER

Ben Kimim
DÖKÜMANLAR
Yeni Sayfa 2

 Kanunlar

 Yönetmelikler

 Tebligler Dergileri

   Resmi Gazete
ÇEŞİTLİ LİNKLER
 

 Çesitli Linkler

 Telefon Rehberi

 Hava Durumu

 Trafik Yol Haritası

 Emeklilik Sorgulama

Popüler şiirler
· DOLDUM YİNE TAŞIYORUM!!!
(11469 okuma)
· SİVİL SAVUNMA
(8644 okuma)
· KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI
(2214 okuma)
· ÖĞRETMENİM !
(1616 okuma)
· DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
(1458 okuma)
· ÖĞRETMENİM SENİ SEVİYORUM.
(1416 okuma)
· AĞIT
(1173 okuma)
· OKU ÇOCUĞUM
(1035 okuma)
· ATATÜRK'Ü DUYMAK
(941 okuma)
· BEKLENEN SEVGİ
(916 okuma)

Toplam 712 şiiri kayıtlı
Cilt

 

Sevgili Peygamberim

Hazreti Muhammed SallallahuTâalaAleyhivesellem

Ciltlerin Üzerindeki Sayfa Numaralarına Tıklayın

        1-2-3-4-5               1-2-3-4-5-6         1-2-3-4-5-6-7         1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                              

             Cilt-1                    Cilt-2                    Cilt-3                     Cilt-4                    Cilt-5                       

        1-2-3-4-5-6-7             1-2-3                 1-2-3-4-5            1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                                  

             Cilt-6                     Cilt-7                    Cilt-8                     Cilt-9                   Cilt-10       

                                                                             1-2-3-4-5-6-7

                                                                             

                                                                                  Cilt-11







Müslümanlar




Müslümanlar, Bedr meydanında büyük islâm davası uğruna
ondört şehid vermişlerdi. Bu ondört kişinin altısı muhacirinden sekizi ensardan
idi...


Şehid muhacirler:


Mihca, Ubeyde bin Haris, Züşşimaleyn bin Abdi Amr, Akıl
bin Bükeyr, Safvan bin Beyza ve onaltı yaşındaki gencecik Umeyr bin Ebi Vakkas.


Şehid Ensar:


Hârise bin Süraka, Sa'd bin Hayseme, Mübeşşir bin
Abdülmünzir, Umeyr bin Hümam, Rafi bin Mualla ve analar anası Afra hatun
radıyallahü anha'nın goncaları Yezîd bin Haris, Avf bin Haris, Muavvez bin
Haris.


...aziz şehidler al kanlı elbiseleri ile yan yana
dizilmişlerdi. Yüzlerine sanki pembecik pembecik cennet gülleri yansıyordu;
ferah, aydınlık, huzurlu rahmetullahi aleyhim ecmain.


Kâinatın Sultanı, mübarek şehidlerin önünde durdular.
Sahabiler de arkada safa geçtiler. Az evvel omuz omuza savaştıkları
arkadaşlarının şimdi cenaze namazını kılıyorlar. Efendimiz tekbirler getiriyor;
cemaat tekrarlıyor...


Namazdan sonra yan yana ondört cennet bahçesi açıldı ve
aziz naaşlar toprağa emanet edildiler... Onlar ne bahtiyar insanlar ki islâmiyet
uğruna en kıymetli varlıklarını; canlarını verdiler. Cenaze namazlarını Allahın
Resulü ve Allahın yeryüzündeki arslanları kıldılar... Onlar ne seçilmiş insanlar
ki vasıfları Bakara suresi yüzelli dördüncü ayeti ile anlatıldı: Allah yolunda
öldürülenlere 'ölüler' demeyiniz. Hayır, diridirler. Fakat siz farkında
olmazsınız...


......


Tabiatiyle bir çok da yaralı mücahid mevcuttu. Meselâ
Zübeyr bin Avvam radıyallahü anh. Hayli yarası vardı; ama en derini
boynundakiydi. Bu yaraya parmak rahatlıkla girebiliyordu.


......


......


Ensar'dan Harise bin Süraka'nın Bedr'de genç yaşta
hayatını kaybettiği haberi Medineye annesi Rubeyde Hatun'a gelince yiğit ananın
tavrı merak mevzuu oldu. Acaba ölüm haberi, cahiliyet döneminde olduğu gibi O'na
saç baş yoldurup hüngür hüngür göz yaşı döktürecek miydi? Soylu ana dedi ki:


- Benden cahiliyet zamanının alışkanlıklarını
beklemeyin. Şimdi evlat kaybetmenin acısını kalbime gömüyorum. Resulullahın
avdetini bekleyeceğim. Şayet Harise şehid olarak cennetlik olmuşsa elbetteki
gözümden tek damla yaş sızmayacak; şükür secdesine varacağım. Ama ruhunu imansız
olarak teslim etmişse; bu gözlerin şu dünyayı görmesine artık lüzum kalmaz. O
zaman kanlı göz yaşları ile ağlayacağım.


......


......


İman ordusunun ondört kaybına karşılık, küfür ordusu
yirmidördü Kureyş reislerinden olmak üzere yetmiş ölü ve ayrıca yetmiş de esir
vermişlerdi. Müslümanların eline geçen ganimet ise yüzelli deve, otuz at, çok
miktarda kırmızı kadife, kılıç, ok, mızrak, yay, gürz gibi savaş aletleri, ev
eşyası, elbise ve benzeri şeylerdi.. Ganimet Emirliğine Abdullah bin Ka'b tayin
edildi. Yetmiş müşrikten onaltısını Ali rahmetullahi teâlâ aleyh hazretleri,
öldürdü. Beş kişinin de öldürülmesinde diğer eshaba yardım etti. Beş kişiyi
Hazreti Hamza radıyallahü teâlâ anh öldürdü. Dört müşriki de Ammar bin Yasir
rahmetullahi teala aleyh katletti. Ammar bin Yasir anne ve babası ile ilk imana
gelenlerden. Bu sebeple küfrün ilk azgın dalgaları bunlara; ilklere çarptı...
Çok işkence gördüler. Annesi Sümeyye Hatun işkence altında iken "İslamdan dön!"
baskılarına "hayır!" dediği için Ebu Cehil tarafından süngü ile vurularak
hunharca şehid edilmişti..ilk şehidimiz bir anne; evlâdlar, annelerden çoğalır.
Sanki Sümeyye radıyallahü anha sonraki şehidlere manevi anne oldu da asırlar
boyu çoğaldılar; çoğalacaklar.


......


Hazreti Ebu Bekr'in oğlu Abdurrahman ise kılıçtan
kurtulmuştu. Şimdi kılıçtan; günü gelince de eshabdan olarak cehennemden...


......


Büyük kumandan Sevgili Peygamberimiz Kureyş
reislerinden yirmidört ölünün Kalib denilen taşla örülü kör kuyulardan birine
atılmasını emrettiler. Sürüterek çeke çeke kuyuya ilk atılan koca gövdeli Utbe
bin Rebia oldu. Efendimiz, Ebu Huzeyfe'nin yüzüne baktılar. Babasının berbat
akıbeti O'nu sarartmıştı. Halbuki Ebu Huzeyfe, O'nun hep imana geleceğini
bekliyordu. Müşrikler, bir bir kuyuya dolduruldular. Umeyye bin Halefse zırhının
içinde şişmişti. Zırhtan çıkartılmaya çalışılınca etleri dağılmaya başladı. Bu
sebeple o'nu olduğu yerde bırakarak üstüne taş-toprak yığıldı.


...İslâmiyeti yok etmek için saldıranların kendileri
yokolmuştu... Sevgili Peygamberimizle Hazreti Ebu Bekr, koca kâfirler, kuyuya
atılırken savaş alanını geziyorlardı. Peygamberimiz, sürekli hamd ediyorlar:
"Allah'a hamdolsun ki bana olan vaadini yerine getirdi"..


......


......


Harp artığı müşrikler, Mekke'ye vardıklarında Sürakayı
az kalsın parçalayacaklardı:


- Ya Süraka başımıza gelenler hep senin yüzünden!


- Ne! Benim yüzümden mi? Ben ne yapmışım ki!


- Daha ne yapacaksın? Eğer savaş meydanından
kaçmasaydın Mekke ordusu bozguna uğramayacaktı.


- Kim? Ben mi?


Kalabalık Sürakayı bunaltıyordu.


- Elbette sen!


- Emin olun ki ben Bedr'e gelmedim. Hatta sizin
gittiğinizi bile nice zaman sonra işittim.


Süraka şeklinde görünenin iblis; diğerlerinin de
şaytanlar olduğunu nasıl bilebilsinlerdi?


......


......


İslâm ordusu, Bedr'de savaştan sonra üç gün daha kaldı.


Sevgili Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem, son
gece ay ışığının çölü gündüz gibi aydınlattığı bir sırada müşriklerin atıldığı
kuyuya doğru yürüdüler. Eshab da peşinden yürüdü. Fakat, Allah Resulü'nün nereye
gittiğini tahmin edemediler... Merakları, Efendimizin, müşrik ölülerinin dolu
olduğu kuyu başına gelmesine kadar devam etti. ...kuyudaki ölüleri tek tek, isim
isim sayarak hitap buyuruyorlar:


- Ey Ebu Cehil Amr bin Hişam! Ey Utbe bin Rebia! Ey
Şeybe bin Rebia! Ey Nevfel bin Huveylid! Ey Huzeyfe bin Ebi Huzeyfe... Siz,
Peygamberinize karşı ne kötü bir kavimdiniz. Siz beni yalanladınız; başkaları
doğruladı. Siz beni evimden ve yurdumdan ettiniz; başkaları bana destek oldular.
Siz benimle savaştınız; başkaları beni size karşı korudu. Siz Rabbinizin size
vâd etmiş olduğu azaba kavuştunuz mu? Ben, Rabbimin bana vaad ettiği yardım ve
zafere kavuştum!


Eshabı kiram, Sevgili peygamberimizi hayretle takip
ediyorlardı. Zira böyle bir hadiseyi ilk defa yaşıyorlardı. Hazreti Ömer sordu:


- Ya Resulallah! Ruhsuz cesetlere, kokmuş leşlere mi
sesleniyorsunuz?


Peygamberimiz, arkadaşlarına dönerek buyurdular ki:


- Muhammed'in varlığı kudret elinde bulunan Allah'a
yemin ederim ki benim söylediklerimi siz onlardan daha iyi işitici değilsiniz!
Ancak onlar cevap veremezler.


Eshab, iliklerine kadar ürperdi.. Bu ne müthiş
hakikatti böyle?


......


......


Üçüncü gün olunca develerini istediler; yol ihtiyaçları
deveye yüklendi. Hareket emrini verdiler.


...ordu derhal ve kısa zamanda hazırlandı. Bu üç gün
içinde yaralar sarılmış yorgunluklar atılmıştı. Aslında müslümanlar, zafer
sevinciyle yorgunluk ve yaraların farkında bile değillerdi... Onlar; o yüksek
kahramanlar, İslâm nimetinin külfetini işkenceler, zulümler, hakaretler görerek
veya bu uğurda hayatlarını vererek ödediler... Vazifeli eshabın muhafazası
altında olan müşrik esirlerini Hazreti Hamza, sıkı sıkıya ve kaçmalarına mani
olacak şekilde bağladı.


Ordu, Useyl'e doğru hareket etti..."ah keşki Medine'ye
geldikleri gibi yine eksiksiz dönebilselerdi." Ama bu mümkün mü? 'Hiç bir dâvâ
yoktur ki şehidi ve çok üzüleni olmasın'. İşte dünya durdukca duracak olan
hakikat. İslâm dini ise dâvâların en mukaddesi. Bedr'e kadar çok üzüntüler
yaşandı; çok üzülenler oldu. Bedr'de ise bu dâvâ şehidlerini de verdi.


Eshabı kiram, şehidliğin önünde dualarını okuyup
uzaklaşırken kalblerini yine de aziz arkadaşlarının ayrılık alevi şöyle bir
kavurup geçiverdi.


......


Useyl, hayli uzun bir vadi. Vadi ortalandığında akşam
olmak üzereydi. Efendimizin emriyle gecenin burada geçirilmesi kararlaştırıldı.
Akşam namazı kılıp, bir şeyler yendiğinde vakit yatsıyı bulmuştu. Sevgili
Peygamberimiz,






--Hazırlayan: www.nfk.gen.tr--Sevgili_Peygamberim--

Sevgili Peygamberim ©

sizehimet.com.tr



Sayfa Üretimi: 0.06 Saniye