Giriş Yap veya Üye Ol
Ana Sayfa      Yönetim      FORUM      Sohbet Odası      Yazılar      Şiirler      İletişim
HABERLER
MODÜLLER

 Atatürk'ün Hayatı

 E-Devlet

 Gazeteler

 Sevgili Peygamberimiz

 Rüya Tabirleri

 Burçlar

 Tarihte Bugün

 Flaş Oyunlar

 Hosting

 Sudoku

WEBMASTER

Ben Kimim
DÖKÜMANLAR
Yeni Sayfa 2

 Kanunlar

 Yönetmelikler

 Tebligler Dergileri

   Resmi Gazete
ÇEŞİTLİ LİNKLER
 

 Çesitli Linkler

 Telefon Rehberi

 Hava Durumu

 Trafik Yol Haritası

 Emeklilik Sorgulama

Popüler şiirler
· DOLDUM YİNE TAŞIYORUM!!!
(11528 okuma)
· SİVİL SAVUNMA
(8700 okuma)
· KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI
(2278 okuma)
· ÖĞRETMENİM !
(1679 okuma)
· DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
(1511 okuma)
· ÖĞRETMENİM SENİ SEVİYORUM.
(1469 okuma)
· AĞIT
(1226 okuma)
· OKU ÇOCUĞUM
(1088 okuma)
· ATATÜRK'Ü DUYMAK
(994 okuma)
· BEKLENEN SEVGİ
(964 okuma)

Toplam 712 şiiri kayıtlı
Cilt

 

Sevgili Peygamberim

Hazreti Muhammed SallallahuTâalaAleyhivesellem

Ciltlerin Üzerindeki Sayfa Numaralarına Tıklayın

        1-2-3-4-5               1-2-3-4-5-6         1-2-3-4-5-6-7         1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                              

             Cilt-1                    Cilt-2                    Cilt-3                     Cilt-4                    Cilt-5                       

        1-2-3-4-5-6-7             1-2-3                 1-2-3-4-5            1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                                  

             Cilt-6                     Cilt-7                    Cilt-8                     Cilt-9                   Cilt-10       

                                                                             1-2-3-4-5-6-7

                                                                             

                                                                                  Cilt-11







Yeni Sayfa 4




...düşman hattı, bütün cephelerde çöktü ve panik ve
kargaşa ile ric'at/geri çekilme başladı. İslam saflarının hilâl şeklindeki iki
ucu kapanarak düşmanın bir kısmını esir aldılarsa da çoğunluk ne ağırlıkları
varsa arkada bırakarak sür'atle Bedr'i terkediyorlardı... Mücahidler, başta
Resulullah olmak üzere düşmanı bir müddet takip ettiler. Hatta Sevgili
Peygamberimiz, atını Hazreti Ali'ye verdi; büyük kahraman, bozulmuş orduyu bir
müfreze ile takip etti ama düşman, düğüne gider gibi geldiği Bedr'i şimdi
kahredici bir ruh hali ile kaçarak terkediyordu. Hazreti Ali ve yanındakiler
arkalarına bile bakmadan uzaklaşan küfür ordusunu biraz daha takip ettilerse de
toz duman içinde Mekke'ye doğru ufukta eriyip kaybolan müşrikleri takipten
vazgeçerek geri döndüler...


...kaçan düşmanın harp sahasından tamamen atılması ile
nihai zafer kazanılmış ve islâm sancağı, kıyamete kadar bir daha inmemek üzere
yükselmişti.


......


......


......


Alabildiğine bir düzlük ve çöl. Uzakta sıra dağlar.
Masmavi bir gök; güneş tam tepede. Yerde telef olmuş veya yaralı at ve develer,
ve kara suratlı kâfir ölüleri...yalvararak inleyen, hayatlarının bağışlanmasını
isteyen, "su, bir damla su" diye sayıklayan kâfir yaralıları ...beride
hasretinde olduğu rütbeye kavuşmanın tarifsiz huzurunu yaşayan nur ve gül yüzlü
şehidlerimiz. O bilmediğimiz hayatta bilmediğimiz nimetlere kavuşmuş bu mes'ud
şehidlerin yüzlerinde derin bahtiyarlık tebessümleri...sarı çöl; kanlar içinde
şehid ve ölüler ve kanlarda şavkıyan güneş hüzmeleri. Derinlerde dâvullarla
zafer gümbürtüleri. Meleklerin öldürdüğü ölüler boyun ve eklemlerindeki
siyahlıklardan hemen tanınıyorlar.


......


Eshabı Kiram ile müşrikleri takipten karargâha dönen
Sevgili Peygamberimiz, süal buyurdular:


- Ebu Cehil'den bir haber var mı? Ölü mü, yaralı mı,
kaçtı mı?


Muaz radıyallahü anh:


- Ebu Cehili merhum kardeşim Muavvaz ile birlikte
öldürdük ya Resulallah...


Hazreti Ömer, hayret etti:


- Bir yanlışlık olmasın! Biz Ali bin Ebi Talib ile O'nu
öldürmüştük.


Hazreti Muaz:


- Hayır Hayır! Hatta O'nu katlederken Muavvez'i de
kaybettik.


Ensar'dan Abdullah ibni Mes'ud, söz aldı:


- Ya Resulallah müsaade ederseniz meydanı bir gezeyim,
ölü veya yaralı olup olmadığını şimdi öğreniriz.


Efendimiz izin verdiler.


İşte, biraz evvel insan, deve, at, ok, gürz, kalkan ve
kılıç seslerinin birbirine karıştığı meydan...O velvelenin, o gulgulenin yerini
şimdi derin bir sessizlik almıştı. Abdullah ibni Mes'ud, çöle serilmiş ölü ve
yaralıları tek tek yokladıktan sonra aradığı şahsı buldu. Evet; Ebu Cehil Amr
bin Hişam; Kureyş kabilesinin bu mühim siması, müşriklerin lideri işte âciz bir
şekilde can çekişiyordu. Aziz sahabi, bir ayağı ile islâmın amansız düşmanı baş
kâfirin göğsüne bastı ve eliyle sakalından tutarak sarstı:


- Heyy! Sen Ebu Cehil değil misin?


- Evet; ben Ebu Cehilim. Ama sen o yüksek yerde ne
arıyorsun ey koyun çobanı! Unutma ki çıktığın yer yalçın bir dağdan daha
sarptır.


- Ey mel'un! Cehennemi boylamak üzeresin ama hâlâ kibir
nutukları atıyorsun.


- Keşke o göğse Yesribli bir köylü değil de bir
Mekke'li çıksaydı.


- Hâlâ mı büyüklenme?


- Zafer hangi tarafta?


- Elhamdülillah ki müslümanların.


- Yaa! Demek öyle!... Git Muhammed'e deki: Bugüne kadar
O'na düşmandım. Şimdi düşmanlığım bir kat daha arttı!


Abdullah ibni Mes'ud'un cevabı, ayağı altında zelil ve
hakir bir şekilde acılar çeken korkunç kâfirin yüzüne kırbaç gibi indi:


- Alçak! Kafanı keseceğim senin! Hem de yıllarca
belinde gururla taşıdığın şu kendi kılıcınla keseceğim!


- Bari omuzuma yakın yerden kes ki başım heybetli
görünsün.


- Zebaniler heybet neymiş şimdi gösterirler sana kibir
putu! Al bakalım!!!!


Mübarek sahabi, bir hamlede Ebu Cehil'in kafasını
gövdesinden ayırdı. Murdar vücut, kafası koparılan bir horoz gibi bir-iki
çırpınıp debelendikten sonra kaskatı kesildi. Yıllarca Allah Resulü ile eshabına
olmadık eziyetler çektiren koca zalim, dünyadan yıkılıp gitmişti. Hem de ne
ibretle! Kendini beğenmiş ve mağrur Ebu Cehil, ayağa kalktığında ancak oturan
bir babayiğidin yüksekliği kadar boyu olan Abdullah ibni Mes'ud'un ayağı altında
şerefsiz bir şekilde ve kendi kılıcı ile ...


Aziz sahabi, Ebu Cehl'in zırhını, kılıcını ve bir ipe
takarak sürüte sürüte getirdiği kafasını İki Cihan Sultanının mübarek ayakları
dibine bıraktı...kafa kan, toz topraktan tanınmaz haldeydi.


- Ya Resulallah! İşte Allah düşmanı Ebu Cehlin başı!..


- La ilahe illallah! Ey Abdullah ibni Mes'ud! Bunun Amr
bin Hişam'ın başı olduğuna dair kendisinden gayrı ilâh olmayan Allah'a yemin
eder misin!..


- Evet ya Resulallah! Kendisinden gayrı ilah olmayan
Allah'a yemin ederim ki mübarek ayaklarınız dibindeki bu baş Ebu Cehil'e aittir.


Sevgili Peygamberimiz azgın bir şakînin islâm yolundan
çekilmiş olmasından dolayı memnun oldular; iki rek'at şükür namazı kıldıktan
sonra sonsuz hamdlere layık olana yöneldiler:


- Allah'a hamd-ü senalar olsun ki kuluna yardım etti;
dinini üstün kıldı, buyurdu ve devam etti, Allahım vaadini yerine getirdin;
hakkımdaki nimetini tamamla...


...ve İbni Mes'ud ve bir kısım eshabla beraber Ebu
Cehlin cesedinin bulunduğu yere gittiler.


Amansız islam düşmanının ölüsü üzerine gelince:


- Ebu Cehil, bu ümmetin fir'avnı idi, dediler ve
seslendiler:


- Ey Allah düşmanı! Allah'a hamdolsun ki seni zelil ve
hakir etti.


......


......


Böylece savaş, öğlen sıralarında müslümanların mutlak
zaferi ile noktalanmıştı.


Efendimiz tekrar karargâha döndüler ve şehidlerin,
ölülerin, yaralıların, esirlerin ve ganimet mallarının tesbitini emrettiler.


Cebrail aleyhisselâm ve diğer melekler izin isteyerek
gittiler.


......


......






--Hazırlayan: www.nfk.gen.tr--Sevgili_Peygamberim--

Sevgili Peygamberim ©

sizehimet.com.tr



Sayfa Üretimi: 0.04 Saniye