Giriş Yap veya Üye Ol
Ana Sayfa      Yönetim      FORUM      Sohbet Odası      Yazılar      Şiirler      İletişim
HABERLER
MODÜLLER

 Atatürk'ün Hayatı

 E-Devlet

 Gazeteler

 Sevgili Peygamberimiz

 Rüya Tabirleri

 Burçlar

 Tarihte Bugün

 Flaş Oyunlar

 Hosting

 Sudoku

WEBMASTER

Ben Kimim
DÖKÜMANLAR
Yeni Sayfa 2

 Kanunlar

 Yönetmelikler

 Tebligler Dergileri

   Resmi Gazete
ÇEŞİTLİ LİNKLER
 

 Çesitli Linkler

 Telefon Rehberi

 Hava Durumu

 Trafik Yol Haritası

 Emeklilik Sorgulama

Popüler şiirler
· DOLDUM YİNE TAŞIYORUM!!!
(11469 okuma)
· SİVİL SAVUNMA
(8644 okuma)
· KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI
(2214 okuma)
· ÖĞRETMENİM !
(1616 okuma)
· DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
(1458 okuma)
· ÖĞRETMENİM SENİ SEVİYORUM.
(1416 okuma)
· AĞIT
(1173 okuma)
· OKU ÇOCUĞUM
(1035 okuma)
· ATATÜRK'Ü DUYMAK
(941 okuma)
· BEKLENEN SEVGİ
(916 okuma)

Toplam 712 şiiri kayıtlı
Cilt

 

Sevgili Peygamberim

Hazreti Muhammed SallallahuTâalaAleyhivesellem

Ciltlerin Üzerindeki Sayfa Numaralarına Tıklayın

        1-2-3-4-5               1-2-3-4-5-6         1-2-3-4-5-6-7         1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                              

             Cilt-1                    Cilt-2                    Cilt-3                     Cilt-4                    Cilt-5                       

        1-2-3-4-5-6-7             1-2-3                 1-2-3-4-5            1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                                  

             Cilt-6                     Cilt-7                    Cilt-8                     Cilt-9                   Cilt-10       

                                                                             1-2-3-4-5-6-7

                                                                             

                                                                                  Cilt-11







Ebu Süfyan




Ebu Süfyan'a dönüp gelen Kays, olanları anlattı ve Ebu
Cehil'i ikna edemediğini ve bir harbin, adım adım yaklaşmakta olduğunu söyledi.


Bu haber üzerine Ebu Süfyan hayret edilecek kadar doğru
şeyler söyledi:


-Kureyş'e yazık oldu. Bunlar hep Amr bin Hişam'ın
Kureyş hakimi olma ihtirasının zararları...


.....


.....


Diğer taraftan Ahnes bin Ebi Şerif, reis vekili olduğu
Zühreoğullarını harpten caydırmaya uğraşıyordu:


-Bakın kervan kurtuldu. Reisimiz Nevfel'e de zarar
gelmedi. Muhammed'le çarpışmaktan vaz geçin. Çünkü sizin çok yakın bir
akrabanız. Biraz sabredin; biraz bekleyin. Bunda ne ziyanınız olur ki? Şayet O,
hakikaten bir Peygamber ise bu sizin için de bir yüce şeref olur. Eğer Peygamber
olmadığı anlaşılırsa zaten başkaları O'nunla harp ederler. Mutlaka geri dönün.
Ebu Cehil'in sözü ile amel edilmez. O kara- kuru, sinir küpü adam, insanın ancak
başını derde sokar.


Beni Zühre kabilesinden birisi sordu:


-Peki nasıl bir çare bulalım?


-Şöyle yaparız, dedi, Ahnes. Akşam olunca ben kendimi
deveden aşağı atarım. Siz "Ahnes'i yılan soktu" diye feryad eder ve ben olmadan
sefere gidemeye-ceğinizi söyler ve geri dönersiniz.


Beni Zühre, Ahnes'in bu zekice buluşu ile bir
felaketten kurtuldu.. Bu kabile ile birlikte onların müttefiki Ubeyye ibni Şerik
en-Nakıy da geri döndü.


.....


.....


Kureyş'in bir ordu ile üzerlerine gelmekte olduğunu
öğrenen Resulullah efendimiz, Eshab-ı Kirama buyurdular ki:


-Kervanı mı takip edelim? Gelen düşmanı mı
karşılayalım? Ey eshabım! Siz ne dersiniz; fikriniz nedir?


Bir kısım arkadaşları, Kureyş kervanının takip edilerek
kendilerinin Mekke'de kalan ve düşmanın gasp edip bir türlü vermediği mal ve
mülklerine karşılık onların kervanına el konulması taraftarıydı...bazıları da
düşmanın sayı ve silah üstünlüğünü dile getirdiler.


Hazreti Ebu Bekr ve Hazreti Ömer efendilerimiz, bu
gelenlerin Kureyş'in müslümanlara en fazla düşmanlık besleyenleri olduklarını;
mağlup edilmeleri halinde islâmın önünden mühim engellerin kalkacağını bu
sebeble cihad etmenin isabetli olacağını beyan ettiler.


Mikdat İbni Esved Hazretleri söz aldı:


-Ya Resulallah! Allahü teâlâ, ne emrediyorsa öyle
yapınız. Biz, İsrailoğullarının Peygamberleri Musa aleyhisselama dediği gibi
demeyiz. Malümâliniz olduğu üzre onlar, O büyük Peygambere "ya Musa git Rabbinle
beraber düşmanla savaş" demişlerdi. Biz ise: ey Allah'ın Resulü emrindeyiz!
diyoruz.. Canımızı, malımızı; her şeyimizi Allah ve Resulünün yolunda feda
etmeye hazırız. Tâ Habeş diyarına gitsen gideriz. Sana bağlıyız ve kararını
bekliyoruz...öl dersen ölürüz. Bu can nedir ki senin için vermeyelim?


Sevgili Peygamberimiz, Mikdat Hazretlerinin gönül
ferahlatan bu güzel sözlerine çok memnun oldular ve O'na dua ettiler.


.....


Mekkeli müslümanlar / muhacirler, böyle diyordu.


Ya Medineli müslümanlar / ensar ne diyor?


Ensar, Medine'ye hicret ettiği takdirde Resulullah'ı
canla başla koruyacaklarına dair Akabe'de söz vermişlerdi; ama Medine dışı için
herhangi bir vaadleri yoktu...


Bu sebeple sual buyurdular:


-Eyyühe'n nâs!/Ey insanlar! Siz ne dersiniz?


Medineli mü'minlerden Sa'd ibni Muaz Hazretleri söz
aldı:


-Ya Resulallah! "Ey nas" diyerek bizleri ayrı ayrı
saymadığınıza ve burada Ensar çoğunlukta olduğuna göre mubarek sözünüz bize
olmalı. İşte bütün Ensar hazır; tahmin ediyorum onlar da benim gibi
düşünüyorlar.


Ensar, Sa'd hazretlerini tasdik etti.


-Ya Resulallah biz sana îmân ettik! Nübüvvetini tasdik
ettik. Her ne getirdi isen hakdır ve doğrudur. Seninle Akabe'de sözümüz var. Her
nerede olursa olsun her ne pahasına olursa olsun; canımızı Allah Resulunün
uğruna vermeye hazırız. Emrinizin başımız üstünde yeri vardır. "Bir denizin bir
ucundan girip öbür ucundan çıkacağız" desen gözümüzü kırpmadan suya atlarız.
Harpte elbette sabredecek ve en şerefli şekilde dövüşeceğiz. Arzumuz Allah'ın
Resulünü sevindirmektir. Allahın rahmeti, O'nun Resulünün ve yolunda gidenlerin
üzerine olsun!..


Sevgili Peygamberimiz, sallallahü aleyhi ve sellem, bu
sözlere de çok memnun oldular. Ve Sa'd'e de dua ettiler.


Ve Eshab-ı Kiram'a müjde verdiler:


-Ey eshabım! Size müjdeler olsun ki Hak teâlâ
hazretleri, bana düşmanın iki kafilesinden birini ele geçireceğimizi vâdetti. Ya
Şam'a giden ticaret kervanı veya Kureyş ordusu malı-mülkü ile müslümanların
olacaktır.


-İnşallah ya Rasulallah!


-İnşallah!


-İnşallah.


......


Yola devam ettiler.


 


Zefiran'ı takiben Esafir Tepesi, Debbe köyü geçilip
Hannan Kum Dağı sağda bırakıldıktan sonra Bedr yakınına vardılar.


.....


.....


Bedir, bu isimdeki birinin açtığı bir kuyu adı. Kuyu
etrafında zamanla Bedir Köyü kurulmuş. Medine'nin güneybatısında
Mekke-Medine-Şam yollarının kesiştiği bir ortak nokta.


Müslümanlar, dağ yollarını takip ederek Bedr Vadisine
ulaştılar. Anayollardan gelen münkirler ise kum tepesinin arka-sındaki Yelyel
Vadisinin Bedr'e en uzak yerine kondular.


Vadi, ince yumuşak kum içinde; mü'minler, kumlarda bata
çıka yürüyebiliyorlar.


Resuller Önderi, muhacirîn ve ensarı dinledikten sonra
açıkça bir şey demedilerse de belliki hava savaş kokuyor...


Allâh'ı inkâr ve O'nun hak Peygamberini reddedenler,
müslümanları imha niyet ve kasdı ile gelirken; mü'minlerin kervan peşine
gitmeleri hem yanlış olur, hem de küffar, bunu "müslümanlar kaçtı" şeklinde
yayardı.


Sevgili Peygamberimiz'in Hicret'ten sonra hakkında
bilgi edinmek için zaman zaman Bedr'i sormalarındaki sırrı eshab, şimdi şimdi
anlıyor.


Resullullah, yanına Katade ibni Numan ve Muaz ibni
Cebel'i alarak deve sırtında etrafı dolaştı. Düşman hakkında malumat elde etmek
istiyordu...


Süfyan-ı Zamiri isminde yaşlı bir kimseye rastladılar.


Efendimiz, ihtiyara kendilerini tanıtmadan Kureyş
Ordusunu sordular. Süfyan, duyduklarına dayanarak ordunun Mekke'den çıktığı günü
ve şimdi muhtemelen bulunması gereken yeri bildirdi. Peygamberimiz, dediklerinin
isabetini anlamak için Muhammedîler hakkında bildiklerini de sordu. Medine'den
ayrıldıkları tarihi ve şu an bulundukları yeri elifi elifine doğru tahmin
etti...demekki ihtiyarın Kureyş hakkında dedikleri de doğruydu.


.....


Sevgili Peygamberimiz, Hazreti Ali, Zübeyr bin Avvam ve
Sa'd ibni Ebi Vakkas'ın da aralarında olduğu bazı sahabileri çevreyi tarayarak
düşmanın yeri hakkında bilgi toplamaları için gönderdi.


Sahabiler, ayrılmadan onlara şunu buyurdular:


-Şu karşı küçük tepenin arka eteğindeki kuyu başından
bazı bilgiler toplayacağınızı zannediyorum.


Buraya gelen vazifeli eshab, düşman sakalarını kuyudan
su çekerken buldular. Mü'minleri gören sucuların bazıları develeri ile
kaçtılarsa da ikisi yakalandı. Haccacoğullarının kölesi Eslem ile Âs bin
Saidoğullarının kölesi Ariz Ebu Yesâr da yakalananlar içindeydi. Sahabiler,
yakaladıkları sakaları islâm karargâhına doğru getirirken kaçanlar da son sür'at
Kureyş çadırlarına doğru deve koşturuyor-du...ilk yetişen Uceyr oldu. Heyecanla
bağırıyordu:


-Nihayet müslümanlar sakalarınıza da saldırdı. Bazı
arkadaşlarımız ellerine düştü. Beni duydunuz mu ey Kureyş?


Bu sırada Kureyş ordusu kızartılmış deve etleri
yemekteydi. Uceyr'i işiten Hâkim bin Hizam yemeği olduğu gibi bırakarak kalktı
ve diğer Kureyş büyüklerine gitti.


.....






--Hazırlayan: www.nfk.gen.tr--Sevgili_Peygamberim--

Sevgili Peygamberim ©

sizehimet.com.tr



Sayfa Üretimi: 0.07 Saniye