Giriş Yap veya Üye Ol
Ana Sayfa      Yönetim      FORUM      Sohbet Odası      Yazılar      Şiirler      İletişim
HABERLER
MODÜLLER

 Atatürk'ün Hayatı

 E-Devlet

 Gazeteler

 Sevgili Peygamberimiz

 Rüya Tabirleri

 Burçlar

 Tarihte Bugün

 Flaş Oyunlar

 Hosting

 Sudoku

WEBMASTER

Ben Kimim
DÖKÜMANLAR
Yeni Sayfa 2

 Kanunlar

 Yönetmelikler

 Tebligler Dergileri

   Resmi Gazete
ÇEŞİTLİ LİNKLER
 

 Çesitli Linkler

 Telefon Rehberi

 Hava Durumu

 Trafik Yol Haritası

 Emeklilik Sorgulama

Popüler şiirler
· DOLDUM YİNE TAŞIYORUM!!!
(11528 okuma)
· SİVİL SAVUNMA
(8700 okuma)
· KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI
(2278 okuma)
· ÖĞRETMENİM !
(1679 okuma)
· DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
(1511 okuma)
· ÖĞRETMENİM SENİ SEVİYORUM.
(1469 okuma)
· AĞIT
(1226 okuma)
· OKU ÇOCUĞUM
(1088 okuma)
· ATATÜRK'Ü DUYMAK
(994 okuma)
· BEKLENEN SEVGİ
(964 okuma)

Toplam 712 şiiri kayıtlı
Cilt

 

Sevgili Peygamberim

Hazreti Muhammed SallallahuTâalaAleyhivesellem

Ciltlerin Üzerindeki Sayfa Numaralarına Tıklayın

        1-2-3-4-5               1-2-3-4-5-6         1-2-3-4-5-6-7         1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                              

             Cilt-1                    Cilt-2                    Cilt-3                     Cilt-4                    Cilt-5                       

        1-2-3-4-5-6-7             1-2-3                 1-2-3-4-5            1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                                  

             Cilt-6                     Cilt-7                    Cilt-8                     Cilt-9                   Cilt-10       

                                                                             1-2-3-4-5-6-7

                                                                             

                                                                                  Cilt-11







Efendimiz ve arkadaşları




Efendimiz ve arkadaşları, her adımda biraz daha
yaklaşın kılıçlı, mızraklı suvariyi çoktan farketmişlerdi. Ancak Peygamberimizde
hiç bir telaş eseri yoktu. O, sallallahü aleyhi ve sellem, Kur'an-ı kerim
okuyordu..bir ara şöyle bir dönüp gözucuyla baktılar.


...Ki Süraka, atının başı üzerinden aşarak kumlara
yuvarlandı...Ama hırsla atın üzerine fırladı ve yine mahmuzlamaya başladı. O
kadar yaklaştı ki, Şanlı Peygamberin tilavetini işitiyordu.


Ebu Bekr, radıyallahü anh, gözyaşlarını tutamaz oldu.
Efendimiz süal buyurdular:


-Ey kardeşim niçin ağlıyorsun?


-Ey Allah'ın Resulü! Kendim için asla tasalanmıyorum;
endişem sizden yana...


Bütün zaman ve mekânların en üstün kul ve peygamberi
sükunetle cevap verdiler.


-Düşmandan dolayı gam çekme; dost bizimledir...


Süraka, saldıracak mesafeye girmişti. Bir nara attı ve:


-Ya Muhammed! Şimdi seni kim koruyacak? diye bağırdı...


Peygamberimiz:


-Cebbar ve Kahhar olan Allah!


Dediler ve ellerini semaya açarak dua buyurdular?


-Ya Rabbi! Bizi düşmanın şerrinden ne ile dilersen
O'nunla muhafaza buyur.


...der demez Sürakanın atı diz kapaklarına kadar kuma
gömüldü.


İşte bu beklenmedik bir şeydi.


Süraka ne kadar uğraştıysa nafile. Atı kumdan
çıkaramıyordu. Hayvan, müthiş şekilde huysuzlanmış; kişneyip duruyordu. Suvari,
tarifi mümkün olmayan bir korkuya kapılmıştı. Kendisi de at da terden su içinde
kalmışlardı.


Biraz evvel kocaman laflar eden adam şimdi can derdine
düşmüştü:


"Ya Peygamber, beddua eder de kendisi atıyla beraber
diri diri yere gömülürse"...korkunç bir şey bu. Düşünülmesi bile hayalleri cayır
cayır yakan dehşetli bir manzara...


-Pişman oldum... Size hiç bir kötülüğüm dokunmayacak.
Çekip gideceğim. Sizi gördüğümü kimseye söylemeyeceğim! N'olursunuz kurtarın
beni; ocağınıza düştüm kurtarın...


Bütün insanlığı kurtarmaya gelen merhamet ummanı büyük
Peygamber, ufukları yırtan bu yalvarışa dayanamadı:


-Yarabbi. Eğer doğru söylüyorsa halâs eyle...


At, bir iki silkinip zorlandıktan sonra kurtuldu.
Hayvanın ayaklarının çıktığı yerden göğe doğru ateş dumanı yüksele yüksele mavi
derinlikte eriyip gitti.


Süraka, aziz yolcuların yanına geldi:


-Yanımdaki bütün yiyecekleri size vermek istiyorum.
Ayrıca şu oku alın. İlerde benim çobanlarımı göreceksiniz. Onlara bunu
göstererek istediğiniz deveyi alabilirsiniz, dedi.


İki cihan sultanı:


-Hepsi senin olsun! İhtiyacımız yok! Müslüman olmadıkça
hiç bir şeyini kabul etmeyiz. Bizi gördüğünü gizle yeter.


-Bundan sonra size zarar verecek hiç bir hareketim
olmayacaktır. Ayrıca bu tarafa gelmiş isteyenleri de başka yönlere sevk
edeceğim. Buna söz veriyorum. Ama bir isteğim var. Bana lütfen bir aman vesikası
veriniz ki dilediğim zaman yanınıza gelerek müslüman olabileyim...


Peygamberimizin emriyle Âmir bin Führe bir deri üzerine
"Emanname" yazarak Süraka'ya verdi.


.....


Mekke'nin fethinden sonra Resulullah, Huneyn gazasından
dönerken Süraka, Efendimize bu "Emenname" ile gelerek iman edecektir.


Peygamberimiz, Süraka, radıyallahü anh'ı kabul
ettiğinde:


-Ya Süraka nasılsın? Şu ân Kisra'nın bileziklerini
takındığını görür gibiyim, demişlerdir.


O gün Resulullahın bu sözleri anlaşılmamış; Hazreti
Ömer zamanında koca İran devleti fethedilip Kisra'nın eşyası ganimet malı olarak
Medineye getirildiğinde Süraka, Kisra'nın bileziğini takınırken mucizenin sırrı
çözülmüştür.


.....


Süraka, geldiği yoldan geri dönerken bir gurup Kureyşli
atlıyla karşılaştı:


-Hey Süraka nereden böyle?


-Şu sizin peygamberle arkadaşlarını arıyorum, malum ya
yüz deve mükafat var.


-Bizim Peygamber mi; bizim düşmanımız O. Ee, N'oldu
göremedin mi?


-Görmek bir yana, izlerini bile bulamadım. Hadi gerö
dönün. Bu tarafta boşa vakıt harcamayın...


.....


Süraka sözünde durmuş ve büyük dâvânın büyük
yolcularının rahat nefes almalırına vesile olmuştu.


....


Ebu Cehil, daha sonra Süraka olayını işitince O'nu
hicveden bir kıt'a şiir söylemiş; Süraka da bu azgın din düşmanına yine şiirler
karşılık vermişti. Keza Hazreti Ebu Bekr, radıyallahü anh, dahi bu tarihi ve
unutulmaz vak'ayı bir kaside ile nazmeylemiştir.


....


Sevgili Peygamberimiz ve yol arkadaşları bir zaman
gittikten sonra bir çobanla karşılaştılar. Karınları acıkmıştı. Çobandan süt
satın almak istediler;


Çoban:


-Sağılacak koyunum yok. Bir keçi var; onun da sütü
kalmadı, dedi.


Efendimiz, çobandan keçiyi getirmesini rica ettilir.
"Acaba ne yapacaklar" odercesine, çoban şaşkınlıkla hayvanı yanlarına getirdi.
Peygamberimiz dua okuyarak keçiyi sağmaya başladı; bir kab doldu. Bunu Ebu Bekr,
Âmir ve Abdullah'a içirdiler. Sonra yine sağdılar; bu defa da kendiler içtiler.
Çobanın aklı başından gitmişti...


-Kimsin, daha evvel gördüğüm insanlara benzemiyorsun.
N'olursun kendini bana tanıt...diye yalvarınca; Peygamberimiz tebessüm ettiler.


-Bir şartla. Kimseye söylemeyeceksin!...


-Söylemeyeceğim...


-Ben, Allahın Resulu Muhammedim...


-Haa! Kureyşin, "dininden döndü" dediği adam.


-Sen onlara aldırma. Nefslerine hoş geldiği için öyle
söylüyorlar...


-Ne derse desinler. Şu yaptığını ancak bir Peygamberden
sadır olabilir. Bu sebeple Hak Peygamber olduğuna bütün kalbimle şahadet
ediyorum...Eğer müsaade ederseniz ben de sizinle gelmek isterim...


Efendimiz:


-Şimdi olmaz. Sonra gelirsin, buyurdular.


.....


Amîm mevkiine vardıklarında Büreyde bin Husayb ve
yetmiş akrabası, önce muhalifken; sonra Sevgili Peygamberimizin tatlı diline
hayran kalarak Müslüman oldular. Bu yeni Müslümanlar atlıydı... Ve Resulullahın
müsaadesi ile hepsi şanlı muhacirlerle iltihak ederek onlarla beraber Medine
yoluna devam ettiler.Yatsı namazı bunlarla birlikte geniş bir cemaatle kılındı.
Büreyde, o gece Peygamberimizden Meryem Suresinin baş tarafından bir mikdar
öğrendi.


.....


Sabah olduğunda Büreyde, radıyallahü anh,:


-Ya Resulallah Medine'ye bayraksız girmeniz uygun
olmaz.


Diyerek bembeyaz sarığını çıkarıp mızrağına taktı ve tâ
Medine'ye girene kadar kafilenin önünde öylece yürüdü...


...Ve işte ilk İslam Bayraktarı Hazreti Büreyde
hakkındaki Peygamber müjdesi:


-Ey Büreyde. Benden sonra bir şehre gideceksin ki orayı
kardeşim Zülkarneyn bina etmiştir. O şehre Merv derler. Sen Kıyamette o bölgenin
nuru ve oralıların öncüsü olacaksın...


.....


Resulullahın Medine'ye hicret için yola çıktığı
işitilmişti. Bu sebeple Ensar, birkaç gündür Medine dışına kadar geliyor ve
sıcak iyice bastırana kadar Peygamberin yolunu gözleyip geri dönüyorlardı...


Rabiül evvel ayının sekizinci Pazartesine 622 Miladi
senenin 20 Eylül günü kuşluk vakti insanlığın kurtarıcısı Büyük ve Şanlı
Peygamber, yol arkadaşlarıyla beraber Medineye bir saat mesafedeki Kuba köyüne
girdiler. Hicretin bu birinci Pazartesi Müslümanlar için Hicri Şemsi yılbaşı
oldu.


Aynı senenin onaltı Mayısına denk gelen Muharrem ayının
birinci gününün Hicri kameri yılbaşı olarak kararlaştırılması ise Hazreti Ömer
zamanında olacaktır...


Hicret'de insanlığın baştacı ellidört yaşında
bulunuyordu.


Bu seneye "senetül izin" izin yılı denilir.


Külsüm Bin Hidun, radıyallahü anhın evinde
konakladılar...


Sevgili Peygamberimiz Kuba'da kaldıkları zaman zarfında
Kuba Mescidini yaptırdılar. Temele ilk taşı koyan bizzat kendileri. Bu sebeple
Mescid-i Kuba, Kur'an-ı Kerim'de Tevbe Suresi'nin 108. ayeti kerimesinde;
"...temeli takvâ üzre atılan mescid" diye övülmektedir.


O Kuba ne kadar bahtiyardır ki ilk mescid kendi
toprağında yükselmiştir.


Mekke'de üç gün kalan Hazreti Ali, Emanetleri
sahiplerine teslim ettikten sonra gündüz saklanıp gece yol alarak Kuba'ya
geldiğinde ayakları şerha şerha yarılmış kanıyordu. Öyle ki Kuba'ya kadar
gelmiş, ancak artık Resulullahın huzuruna çıkacak mecali kalmamıştı. Bunu işiten
Efendimiz, kendileri Ali, kerremallahü vecheh, efendimize gelerek O'nu
göğüslerine bastırdılar ve ayaklarını elleri el sığayarak dua ettiler.


-İnsanların öyleleri vardır ki Allahü teâlâ'nın rızası
için nefsini feda eder.


Bekara Suresi 207 Ayeti kerimesinin Hazreti Ali'nin
hayatını hiç tereddüt etmeden Peygamberi uğruna kahramanca ortaya koyması
üzerine geldiği söylenmiştir.


....


Sevgili Pegamberimiz ve yüz kadar refakatçi bir Cima
sabahı Kuba'dan ayrıldılar.


Kuba vadisinde Rânûna denilen yere geldiklerinde vakit
öğlendi. Bu esnada Cuma namazı kılmak farz oldu. İlk Cuma namazı bu mevkide
kılındı ve ilk hutbe de Resulullah tarafından burada irad buyuruldu:


-Ey insanlar. Hayatta iken ahiretiniz için tedarik
görünüz. Cenabı hak, kıyamet günü soracak ki: Sana benim Resulüm gelip de tebliğ
etmedi mi? Ben sana mal verdim, sana lütuf ve ihsan ettim. Sen kendin için ne
hazırladın? O kimse sağına soluna bakacak bir şey görmiyecek. Önüne bakacak
cehennemden başka bir şey görmiyecek. Öyle ise her kim, kendisini velevki yarım
hurma ile olsun ateşten kurtarabilecek ise hemen o hayrı işlesin; onu da
bulamazsa bari güzel sözle kendini kurtarsın. Zira onunla bir hayra on mislinden
yediyüz misline kadar sevap verilir.


.....


Evet; özet olarak ilk hutbe...


.....


İlk hutbeyi okuduktan sonra ikinci hutbeyi buyurdular:


....Allah'a hamd ederim ve ondan yardım isterim.
Nefslerimizin şerlerinden ve kötü amellerimizden Allah'a sığındık. Allahın
hidayet ettiğine kimse kötülük yapamaz, Allahım istemediğine de kimse hidayet
edemez. Kelamın en güzeli kitabullah'dır. Kur'an-ı Kerim, kelamların en güzeli
ve en beliğidir.Allahın sevdiğini seviniz. Allahı canü gönülden zeviniz. Allahın
kelamından ve zikrinden usanmayınız. Kelamullah, her şeyin âlâsını ayırıp seçer.
Amellerin hayırlısını ve kulların güzidesi olan Peygamberleri ve kıssaların
iyisini zikreder. Ve haram ve helali beyan eyler. Allaha ibadet ediniz ve O'na
bir şeyi ortak koşmayınız. Ondan hakkıyla sakınınız.


Aranızda kelamullah ile sevişiniz. Muhakkak
bilmelisiniz ki, Allahü teâlâ ahdini bozanlara gazap eder...


.....


Hutbenin son cümlesi, anlayanlara gerekli işareti
veriyor ve "dikkatli olunuz" diyor. Çünkü Ensar, Akabe'de Sevgili Peygamberimiz,
Medineye geldiği takdirde O'nu korumak hususunda teminat vermiş ve yemin
etmişlerdi. Şayet onlar da bir hata işlerlerse bu kendilerinin de, insanlığın da
aleyhine olurdu. Mesele bu çapta hassastı.


.....


Medine eşrafı, Kubaya kadar gelerek Resulullahı
karşılayıp "Hoş geldiniz" demişlerdi; şimdi birlikte medine'ye dönüyorlardı.
Bunlardan biri de meşhur şair Hasan İbni Sabit, radıyallahü anh'dır. Efendimizin
hicretine dair bir kaside yazmış; şükür ve sevinci dila getiren bu şiiri
Allah'ın Peygamberine takdim etmişti:


Sizden iyisini görmedi gözler asla


Sizden güzelini doğurmadı analar


Her ayıp ve kusurdan uzak yaratıldınız


Sanki...Nasıl dilediyseniz öyle yaratıldınız.


.....


Medinei Münevverede; aydınlıklar ve ayadınlar
beldesinde ahali kadın, erkek, çoluk, çocuk yollara pencereler dökülerek,
ağaçlara, damlara çıkarak Resulullahın teşrifini gözlemeye devam ediyorlar.


...bütün şehir tek vücut ve tek kalb olmuştu. Her evde
ve herkesde aynı me'ud heyecan hakimdi. Kadirşinas Medineli O'nu, Allah'ın
sevgilisini bekliyordu; O'nu bağrına basacak, O'nu başına tac, gönlüne sultan
yapacaktı.


.....


-Geliyorlar... İşte... Resulullah geliyor!


Haberi ile Medine ayağa kalktı.






--Hazırlayan: www.nfk.gen.tr--Sevgili_Peygamberim--

Sevgili Peygamberim ©

sizehimet.com.tr



Sayfa Üretimi: 0.22 Saniye