Giriş Yap veya Üye Ol
Ana Sayfa      Yönetim      FORUM      Sohbet Odası      Yazılar      Şiirler      İletişim
HABERLER
MODÜLLER

 Atatürk'ün Hayatı

 E-Devlet

 Gazeteler

 Sevgili Peygamberimiz

 Rüya Tabirleri

 Burçlar

 Tarihte Bugün

 Flaş Oyunlar

 Hosting

 Sudoku

WEBMASTER

Ben Kimim
DÖKÜMANLAR
Yeni Sayfa 2

 Kanunlar

 Yönetmelikler

 Tebligler Dergileri

   Resmi Gazete
ÇEŞİTLİ LİNKLER
 

 Çesitli Linkler

 Telefon Rehberi

 Hava Durumu

 Trafik Yol Haritası

 Emeklilik Sorgulama

Popüler şiirler
· DOLDUM YİNE TAŞIYORUM!!!
(11521 okuma)
· SİVİL SAVUNMA
(8695 okuma)
· KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI
(2276 okuma)
· ÖĞRETMENİM !
(1670 okuma)
· DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
(1505 okuma)
· ÖĞRETMENİM SENİ SEVİYORUM.
(1464 okuma)
· AĞIT
(1222 okuma)
· OKU ÇOCUĞUM
(1083 okuma)
· ATATÜRK'Ü DUYMAK
(987 okuma)
· BEKLENEN SEVGİ
(957 okuma)

Toplam 712 şiiri kayıtlı
Cilt

 

Sevgili Peygamberim

Hazreti Muhammed SallallahuTâalaAleyhivesellem

Ciltlerin Üzerindeki Sayfa Numaralarına Tıklayın

        1-2-3-4-5               1-2-3-4-5-6         1-2-3-4-5-6-7         1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                              

             Cilt-1                    Cilt-2                    Cilt-3                     Cilt-4                    Cilt-5                       

        1-2-3-4-5-6-7             1-2-3                 1-2-3-4-5            1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                                  

             Cilt-6                     Cilt-7                    Cilt-8                     Cilt-9                   Cilt-10       

                                                                             1-2-3-4-5-6-7

                                                                             

                                                                                  Cilt-11







Medine




Medine, Mekke'nin yol üstü; güzergâh...Mekke, dış
dünyaya Medine kapısından çıkıyor. Eğer medine Müslümanların eline geçerse;
Mekke boğazından sıkılan bir insan gibi olacak. O takdirde Mekke, Medine'nin
parmaklarını gevşettiği veya gevşetmediği nisbette yaşama şansına sahip veya
değil...Medine'de Müslüman sayısı günden güne çoğalıyor...Bu, aslında hesapta
olmayan bir neticedir. Önceleri fazlaca mühimsenmeyen bu netice, şimdi âni ve
beklenmedik gelişmelerle çok ciddi buudlar kazanmıştır. Evs ve Hazreç
kabilelerinin her ikisi birden İslâmiyeti tercih edince Medine bir bakıma bir
İslâm beldesi oldu; belde veya devlete giden başlangıç. İşte bu iki kabilenin
dini İslâmı kabulleri Mekke müşriklerini esaslı, şekilde ürküttü. Bu ürküntü ve
içten içe gelişen önü alınmaz korkular ile müminlere saldırıya geçtiler.
Varolup, olmama kavgasına girmiş gibiler...Şimdi hedefleri, Muhammedileri
Mekke'de muhasara altında tutarak İmha etmek...Eğer Mekke Müslümanları ile
Medine Müslümanları şöyle veya böyle bir yolla birleşirlerse...bu ihtimal
müşrikleri kudurtmuştur. O yüzden zulüm ve işkence öncekilerle mukayese
edilmeyecek çapta arttı...Hergün işkence, her saat işkence, her fırsatta eziyet
ve aşağılama...


Ne yapıyordu ki bu insanlar onlara? Hiçbir şey. Suçları
İslâmiyetin emrettiği gibi yaşamak. Buna tahammül edemiyorlar. Farklı bir hayat,
Mekke kafirlerine aykırı ve zıt geliyor. Fakat Allah'ın hikmeti; Müşrikler,
kötülük ettikçe Müslümanlar, azalmıyor; aksine, sayıları günden güne artmakta.
Habis ruhlu kâfirleri de hırstan kudurtan kendilerine göre bu neticeydi...dayak,
azap işkence hatta ölüm; buna rağmen insanlar, kendileri gibi soyluları bırakıp
O'na koşuyorlar...İnsanlar neye gidiyor, para vaadine mi, mal vaadine mi, makam
vaadine mi? İnsanlar, bilerek veya bilmeyerek Resulullah'ın en üstün mucizesine
koşuyorlar; herkes O'nun güzel ahlâkına koşuyor. Öyle bir koşu ki nasibi olan
herkes, kıyamete kadar O, sallallahü aleyhi ve sellem'in güzel ahlâkına koşacak.
Herkes koşacak; aklı olan herkes koşacak.


Mazlumlarda dayanacak tâkat kalmadı. Bu sebeple
Efendimizden izin istiyorlar... Bir yolunu bulup bu şehirden hicret etmek,
azıcık nefes alacakları, azıcık hür yaşayacakları topraklara gitmek istiyorlar.
Hürriyete muhtaçlar... Kendilerine mahsus bir mavi göğe, "Özlemleri bu; bu hür
maviliğin altında kimse onlara sen suçlusun; gel hesap ver... Niçin böyle
inanıyorsun" demesin; diyemesin...dememeli,


Şüphesiz, müminlerin; bu büyük kahramanların
çektiklerinden en fazla üzüntü duyan o azabı tâ can evinde olanca hassasiyeti
ile yaşayan bizzat Sevgili Peygamberimizdir. Her işkence haberi, en üstün insan
ve en üstün Peygamberin nurlu kalbinde kimbilir hangi elemleri doğurmakta; hangi
kederlere yolaçmaktadır. O, acıları, belki o işkenceye maruz kalandan daha çok
hissetmekte. Buna hiç şüphe yok.


Buna rağmen hicret için müsaade isteyen eshabına sabır
tavsiye ediyorlar. Zira Mekke'nin terkine henüz izin çıkmamıştır. Efendimiz,
derin düşüncedeler. Şüphesiz bir büyük ve tarihi imtihan bu. O seçilmişler
seçilmişi aziz arkadaşları bu imtihandan geçiyorlar...


Habibullah, dau ve gözyaşındalar...


...Ve bir gün, büyük sevinçlerle eshab-ı kiramın yanını
gelerek müjdeyi bildirdiler:


-Yesrib/ Medine'ye gideceksin. Mekke'den ayrıldıktan
sonra hicret edeceğiniz memleket iki kara taşlık arasında olan hurmalık Medine
şehridir. Medine'ye hicret ediniz. Ahllahü teâlâ Medineli Müslümanlarla sizi
kardeş yaptı. Onlarla birleşiniz. Yesrib, siz kalbi yaralılara emniyet ve huzur
beldesi olacaktır.


....


Yüzlerde bir buruk sevinç ışıdı...Hüzün ve sevinç iç
içe geçmişti. Şu zalimlerden kurtulmak büyük nimet olacaktı ama; eshab-ı kiram
şimdi, doğdukları, büyüdükleri toprakları öylece bırakıp başka yerlere
gideceklerdi. Oysa bu topraklarda onların izleri, hâtıraları hayatlarından
parçalar vardı. Bazıları geride inkârda ısrarlı anne, bacı, kardeş, baba gibi en
yakınlarını bırakıyordu. Veya yakınken uzaklaşmış olanları. Ah n'olurdu onlar da
ebedi saadeti tadabilselerdi? Fakat bunların hepsinden çok daha acı olan
Resulullah'dan ayrılmak...


...Sevgili Peygamberimiz, dikkatli olmalarını,
kâfirleri şüphelendirecek hareketlerden uzak durmalarını, küçük topluluklar
halinde ve gizlice göçmelerini bilhassa tavsiye buyurdular...


Müminler, büyük Peygamberin tavsiyelerine aynen
sâdıklar. Tenha vakitleri ve tenha yerleri tercih ederek canlarını Medine'ye;
kardeşlerinin yanına atıyorlar. İlk hicret eden; yani ilk muhacir, Ebu Seleme.
Ebu Seleme, radıyallahü anh, daha evvel de, artık, müminlere gurbet olan
Mekke'yi terketmek istemiş; fakat yakalanmıştı. Hanımı ile oğlunu O'ndan zorla
koparmış; kendisine de olmadık kötülüğü reva görmüşlerdi. O yüzden bu topraklara
ilk veda eden, bu toprağın küskünü; vatanda gurbet hüznünü tadan; ne tadması?
hücrelerine kadar yaşayan Hazreti Ebu Seleme...


Ve ardından kafile kafile muhacir, gece karanlıklarında
Mekke dışına sızmaya bakıyor. Mü'minler, öbek öbek insan düşmanı insanlardan
kaçıyor..


Müşrikler, vaziyeti farkettiler. Bazı muhacirleri
yakalayıp hepse attılar, beklenmedik yerlerde bazı kafilelerin önüne çıkarak
hanımları kocalarından, çocukları analarından ayırdılar; zulümlerine zulümler
eklendi... fakat göç seli durmadı. Hürriyete susamış olanlar, ne yapıp ettiler
ve sonunda insanca yaşama şartlarına koştular.


Korkaklar zalim olur; zalimler, her nevi işkenceyi
yapıyor ama bir iç harp korkusuyla müminleri bundan böyle şehid
edemiyorlar...Yalnız bir kafileye ilişemediler. Kahroldular, mahvoldular,
dövündüler, dişlerini öğüttüler ama ses çıkaramadılar.


Hazreti Ömer, radıyallahü anh, belinde kılıcı, üstünde
ok ve yayı olduğu halde işte Kâbe-i Şerifi tavaf ediyor. Etrafta kalabalık bir
müşrik cemaati var. O'na bakıyorlar. Büyük Müslüman, üzerine dikili nefret dolu
bakışlara aldırış etmiyor. Huşu içinde ibadetini yapıyor. Kâbenin etrafında yedi
defa dönüp duasını yaptıktan sonra kâfirlere dönüyor:


-İşte ben de gidiyorum! Dinimin hatırı için ve Allah
rızası uğruna ben de Mekke'den vazgeçerek Medine'ye hicret ediyorum. Anasını
ağlatmak, karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyen kahraman varsa yoluma
çıkabilir...


İslâm düşmanları, kendilerine meydan okuyan bu arslan
karşısında gıklarını çıkaramadılar. O'nun dediklerinde tam kararlı olduğu ve
önüne çıkanın bu cür'eti hayatı ile ödeyeceği öylesine belliydi ki....bu yüzden
Hazreti Ömer ve yanındaki yirmi kişi Mekke'den Medine'ye en rahat göçen insanlar
oldu.


.....


Suheyb bin Sinan, Mekke'nin zenginlerinden. O da
mümin...birgün Talha bin Ubeydullah'ı da yanına alarak bir fırsatını bulup
Medine yoluna düştüler; fakat,Allah'a şirk/ortak koşanlar, ıssız bir yerde
yollarına çıkarak onları durdurdular...


-Durun bakalım...Nereye?


-Gidiyoruz...


-Medine'ye!


-Evet, Medine'ye gidiyoruz..


-Gidemezsiniz.


-Sebep?


-Şimdi kendiniz gider, yarın servetinizi de
çıkartırsınız..


Servet, mal, mülk kimin gözünde? Müminler için tek gaye
var: Kâfirlerin elinden kurtulmak. Süheyb hazretleri önlerine çıkan eşkiyanın
zaafını anlamıştı. Onlara "hayır" diyemiyecekleri beklenmedik bir teklifte
bulundu:


-Peki bütün servetimi, hatta Mekke'deki alacaklarımı
size versem bizi görmemiş olur musunuz?


Adamların dili tutulacaktı...Muazam bir servet onların
oluyordu. Şaşırmışlardı... kılıçlarını yere indirdiler. Sahi mi söylüyor
gibisine önce birbirlerine sonra Süheyb, radıyallahü anhın, yüzüne baktılar...


-Doğru mu diyorsun ya Süheyb?


-Evet, bize ilişmeyin bütün varlığım ve alacaklarım
sizin olsun...


-Öyleyse çabuk kaybolun; biz sizi görmedik...


.....


Peygamberimiz, hadiseyi işitince aynı sözü iki kere
tekrarladılar:


-Süheyb kazandı!.. Süheyb kazandı...


Ne güzel bir haber...


.....


İnsanlar gidiyor...


Gece karanlığında, gün ortasında, seher vaktinde
elegeçen her fırsatta gidiyorlar...


...gittiler, gittiler, gittiler.


Herkes gitti...


Hazreti Ali,


Hazreti Ebu Bekr,


ve


Hazreti Peygamberden başka nerede ise kimse kalmadı.


Mekke müminden tamamen boşalmak; Medine taçlanmak
üzere.


Az kaldı; Medine'nin taclanmasına az kaldı..


Efendimiz, "gidiniz" dediler; herkes gitti...


Hazreti Ebu Bekr; büyük dost...Allah'ın Resulüne
soruyor:


-Ben de gidebilir miyim?


Efendimiz, aziz dostu yanlarından ayırmak istemiyorlar:


-Sabret. Öyle ümid ediyorum ki Allahü Teâlâ bana da
müsaade edecektir. O vakit birlikte hicret ederiz, buyurdular...


Peygamber âşığı Ebu Bekr radıyallahü anh'ı bundan daha
fazla sevindirecek bir haber tasavvur etmek mümkün mü? Sevinçten yüzü coşkun
aydınlıklarla doldu:


-Ah, ne diyorsun ey Allah'ın Resulü? Anam babam uğruna
feda olsun. Bu mümkün mü?


Peygamberimiz, aziz arkadaşını daha yüreklendiriyor.


-Evet; mümkün...


Hazreti Ebu Bekr, deve pazarına giderek tanesi dörtyüz
dirhemden iki güzel deve satın alarak ahıra çektirdi. Maksadı izin gelince vakit
kaybetmeden hemen yola çıkabilmek şimdi gözünde hem hicretin hem de Resulullahla
birlikte gitmenin hasreti tütüyor. Bu hasretle dolu olduğu gecelerden birinde
bir rüya gördü:


...ay gökten yere inmiş, Mekke'ye yakın bir noktada
ışık saçıp duruyor. Ümmülkur'a sahrası onun nurundan gündüz gibi
aydınlık...derken ay göğe çıkıyor ama tekrar yere iniyor; fakat bu defa
Medine'ye iniyor. binlerce yıldız da onunla beraber Medine'ye iniyor. Şehir
apaydınlık. Bir zaman sonra ay ve yıldızlar yine göğe çıkıyor ve oradan bir daha
Mekke'ye konuyorlar. Mekke pırıl pırıl. Ne varki dörtyüze yakın ev bu
aydınlıktan nasiplenemiyor; onlar karanlıklar içinde...Ay ondördüncü gecedeki
gibi Mekke'nin etrafını dolaştıktan sonra Medine'ye yöneliyor. Bu şehirde
Hazreti Aişe'nin evi önüne gelip kapıdan giriyor ve sonra toprağa süzülerek
kaybolup gidiyor...


Hazreti Ebu Bekr, "Hayırdır inşaallah" diyerek derin
uykudan sıçradı.. Rüya kendisine, nedense çok tesir etmişti...Bir zaman
gözyaşlarını tutamadı; öylesine ağlıyordu. Sabah olunca meşhur bir rüya
tabircisine gitti.... Adam, Hazreti Ebu Bekr'i ilgiyle dinledikten sonra
anlattı:


-Ay, Peygamber, yıldızlar eshabıdır. Yıldızlar, Hazreti
Peygamberle birlikte Medineye hicret etmekte fakat tekrar Mekke'ye dönmekteler.
Bu, Mekke'nin Müslümanlar tarafından fethedileceğine işarettir. Ayın Aişe'nin
kapısına gelmesi Ebül Kasım'ın O'nunla evleneceğine, yere süzülmesi ise
Medine'de vefat edeceğine delalet etmektedir. Karanlıklar içindeki dörtyüz evin
mânâsı ise zaten açık.


Mekke'den Medine'ye göç, şu iki kelimenin tarih içinde
ifadesini bulmasına ve bu kelimelerin unutulmaz bir mânâ ve şeref kazanmalarına
sebep oldu:


Muhacirîn...


Ensar...






--Hazırlayan: www.nfk.gen.tr--Sevgili_Peygamberim--

Sevgili Peygamberim ©

sizehimet.com.tr



Sayfa Üretimi: 0.05 Saniye