Giriş Yap veya Üye Ol
Ana Sayfa      Yönetim      FORUM      Sohbet Odası      Yazılar      Şiirler      İletişim
HABERLER
MODÜLLER

 Atatürk'ün Hayatı

 E-Devlet

 Gazeteler

 Sevgili Peygamberimiz

 Rüya Tabirleri

 Burçlar

 Tarihte Bugün

 Flaş Oyunlar

 Hosting

 Sudoku

WEBMASTER

Ben Kimim
DÖKÜMANLAR
Yeni Sayfa 2

 Kanunlar

 Yönetmelikler

 Tebligler Dergileri

   Resmi Gazete
ÇEŞİTLİ LİNKLER
 

 Çesitli Linkler

 Telefon Rehberi

 Hava Durumu

 Trafik Yol Haritası

 Emeklilik Sorgulama

Popüler şiirler
· DOLDUM YİNE TAŞIYORUM!!!
(11470 okuma)
· SİVİL SAVUNMA
(8644 okuma)
· KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI
(2227 okuma)
· ÖĞRETMENİM !
(1617 okuma)
· DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
(1460 okuma)
· ÖĞRETMENİM SENİ SEVİYORUM.
(1418 okuma)
· AĞIT
(1173 okuma)
· OKU ÇOCUĞUM
(1035 okuma)
· ATATÜRK'Ü DUYMAK
(941 okuma)
· BEKLENEN SEVGİ
(916 okuma)

Toplam 712 şiiri kayıtlı
Cilt

 

Sevgili Peygamberim

Hazreti Muhammed SallallahuTâalaAleyhivesellem

Ciltlerin Üzerindeki Sayfa Numaralarına Tıklayın

        1-2-3-4-5               1-2-3-4-5-6         1-2-3-4-5-6-7         1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                              

             Cilt-1                    Cilt-2                    Cilt-3                     Cilt-4                    Cilt-5                       

        1-2-3-4-5-6-7             1-2-3                 1-2-3-4-5            1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                                  

             Cilt-6                     Cilt-7                    Cilt-8                     Cilt-9                   Cilt-10       

                                                                             1-2-3-4-5-6-7

                                                                             

                                                                                  Cilt-11







Yeni Sayfa 4




-"Göklerde ve yerdekiler Allah'ı tesbih ve tenzih
ederler. O, kudretiyle her şeye üstün gelen bir aziz, hikmetiyle her yaptığını
yerli yerinde yapan bir Hakimdir. Göklerin ve yerin mülk ve tasarrufu O'nundur.
Dirilten, öldüren, her şeye gücü yeten O'dur. Evvel O'dur, ahir O'dur, zahir
O'dur, batın O'dur, O, her şeyi bilendir. Gökleri ve yeri altı devirde yaratan,
sonra arş'ı hükmü altına alan O'dur. O, yere gireni, yerden çıkanı, gökten
ineni, göğe yükseleni bilendir. nerede olursanız olun O sizinledir. Allah, bütün
yaptıklarınızı görendir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Bütün işler
ancak, Allah'a döndürülür. Geceyi gündüze katar, gündüzü geceyi katar, O
gönüllerdekini de bilendir. Allah'a ve Peygamberine iman edin. Size varis ettiği
şeylerden Allah yolunda sarf edin. içinizden, iman edip de mallarını Allah
yolunda sarf edenlere büyük büyük mükafaat vardır. Peygamber, Rabbınıza iman
etmeniz için hepinizi davet edip dururken size ne ouyor ki Allah'a iman
etmiyorsunuz. Halbuki O, sizden iman edeceğiniz hususunda kesin söz de
almıştır."


Ayetler üzerinde tefekkür eden Ömer:


-Bunlar ne güzel sözler. Daha şereflisi daha güzeli
olamaz! der demez saklı bulunduğu yerden heyecanla ortaya çıkan Habbab bin Eret:


-Müjde ya Ömer! Resulullah'ın ettiği dua inşallah senin
hakkında kabul olur:


-Resulullah, dün gece "Allahım! İslamiyeti Ebül Hakem
bin Hişamla veya Ömer bin Hattabla kuvvetlendir" diye yalvardı... Allah Allah,
şu işe bak ya Ömer, dedi... Habbab'ın sevinçten yüzünde güller açıyrdu.


Etrafını saran Said, Fatıma, Habbab hep O anı; kelime-i
şahadeti söyle söyleyeceği zamanı bekliyorlardı. Ümidle doluydular. Ümidin
havaya hakim olduğu nadir anlardan biriydi... ağzının içine bakıyorlardı adeta.
Vakit gelmişti; bunu seziyorlardı... Ömer sordu:


-Peygamberi nerede bulabilirim?


...deminki katı adam gitmişti. Temiz bir yüz, cana
yakın bir insan konuşuyordu... Buna rağmen Fatıma yine de ihtiyatlı. Kadınlara
mmahsus aşırı duyarlıkla tedbiri elden bırakmıyor.


-O'na zarar vermiyeceğine bizi temin edersen yerini
söyleriz.


-Yemin ederek söz veriyorum.


-Erkam'ın evinde; bir kısım sahabi ile birlikte.


-Habbab! Beni O'na götür müslüman olacağım!...


Bu ne hoş cümle böyle. Bu cümleyi duyan üç müslümanda
engin ve anlatılmaz sevinçler.


Bu saadeti tatdıran Allah'a hamd olsun.


Hazret-i Ömer'le Hazret-i Habbab, Darül Erkam'ın yolunu
tutmuşken bu ufacık İslam yurdunda bulunan mü'minler de "Kelime-i şahadeti bir
kerecik olsun topluca ve yüksek sesle küffara karşı haykırmadık. Yoksa bu bize
nasıp olmayacak mı?" diye dertleniyorlardı.


-Ya Resulullah! İzin ver dışarı çakıp Allah'ın ismini
şu süfli cemiyete avaz avaz haykıralım! Bu hasret içimizde kalmasın.


-Ey gönlü kırık müminler. Gam çekmeyin. Kalbinizi kavi
tutun. O Allah ki İbrahim aleyhisselamı Nemrud'un ateşinden koruyup orayı bir
gül bahçesi yaptı, Musa aleyhisselamı büyücülere galip getirdi, İsmail
aleyhisselamın boynunu bıçağa kestirmedi. Biz fukarayı da elbette düşman
şerrinden saklayacaktır. Diyerek arkadaşlarına cesaret verdi.


Kalblerde ümid menekşeleri tomurcuklanırken ellerini
semaya açarak sözlerine devam buyurdu:


-Ya ilahi, bu otuzdokuz garip sana iman etmiş ve can ve
gönülden kul olmuşlardır. Bunların gözyaşı ve gönül ateşleri hatırına bize acı,
kafirlerden koru ve şan ve şeref sahibi biri ile bu dine kuvvet ve bu biçare
müslümanlarra zafer nasip eyle.


Hemen o dakika Cebrail aleyhisselam geldi ve:


-Ey Allahın Resulü! Milletinin büyüklerinden birinin
Müslüman olmasını arzulamışsın. Hak Celle ve ala, duanı kabul ederek Ömer'i
senin hizmetine verdi ve bu din-i İslamı O'nunla güçlenddirdi. Dün gece bin
melek "Ya Rabbi Ömer İbni'l Hattabı şakiler defterinden silip saidler defterine
al" diye yalvarmışlardı. O, şimdi buraya geliyor, kendisini istikbal etmeye
hazırlan, dedi.


Cebrail'in cümlesi tamamlanmıştı ki kapı çalındı.
Kapının aralığından bakan Bilal-i Habeşi radıyallahü anh, kül gibi bir benizle
geri çekildi. Zira Ömer silahlı olarak kapıya dikilmişti. Ömer'in kapıya kadar
sokulduğunu gören diğer eshab da korktu. Çünkü O, öyle kolay altedilecek bir
rakip değildi... Hazret-i Hamza arkadaşlarını yüreklendirdi:


-Boşa telaşlanmayın; gelen nihayet bir kişi. İyi
niyetle geldiyse hoş geldi. maksadı kötüyse kılıcımla kafasını koparırım, dedi
ve dışarı çıkarak Ömer'in önüne dikildi.


-Ya Ömer! Biz Abdülmuttalip oğullarıyız. Demiri bile
toz eder havayy püskürtürüz! Allah Resulü'nün kılına dokundurtmayız. Bunu iyi
bil ve adımını ona göre at!


Konuşmaları içerden duyan Sevgili Peygabembirimiz,
kapıya gelerek Hattaboğlu'nu iltifatlarla karşılayıp kucakladı.resul
aleyhisselam, Ömer'i öyle sıktı ki sanki kemikleri birbirine geçti ve kılıcı
yere düştü ve kendisi de efendimizin heybetinden yere kapaklandı; ve yerinden
doğruldu; Peygamber şehadeti ile Müslüman oldu:


-Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden
abdühü ve resulühu.


Sevgili Peygamberimiz, o kadar memnun oldu ki;
saadetinden tekbir getirme özleminden kavrulanlar da tekbir getirdiler. muhteşem
sada her tarafı çın çın çınlattı... Bu günleri gösteren Allah'a şükürler olsun.


Peygamberimiz mecburiyetten önüne bakan Hazret-i Ömer
radıyallahü anh'ın mübarek başını öptüler... Darül Erkam, o sıcak yuva bayram
yerine dönmüştü...


Bu kureyş ulusunun hidayete ermesi üzerine Cebrail
aleyhisselam, Enfal suresinin altmışdördöncü ayet-i kerimesini getirdi. "Ey
Peygamberim! Sana yardımcı olarak Allahü teala ve müminlerden izinde gidenler
yetişir."


Hazret-i Ömer sordu:


-Kaç kişi olduk ya Resulallah?


-Seninle beraber kırk kişi...


-Ey Allah'ın Resulü; kafirler Lat ve Uzza'ya hiç bir
şeyden çekinmeden tapınırken; biz, Hak teala'ya ibadetimiz niçin gizli yapalım?


...dışarı çıktılar... Hedef Kabe. Kabe'de herkesin;
Mekke'nin, Arabistan'ın ve bütün cihanın gözü önünde saf saf namaza durulacak...
Meydanlar selama dursun dünya yeni bir oluşa sahne oluyor.


İşte yürüyorlar. Peygamberimizin sağında büyük dava
arkadaşı Hazret-i Ebu Bekir, solunda büyük kahraman Hazret-i Hamza, önünde
mü'min doğup mü'min büyüyen Hazret-i Ali, en önde yeni müslüman büyük sahabi
Hazret-i Ömer ve bunları takip eden eshab-i kiram radıyallahü anhüm ecmain.


Sert ve heybetli bir yürüyüş...


Müşrikler, Kabe'nin yanında oturmuş laflıyorlar. Ömer
İbni'l Hattab'ı yalın kılıç ve arkasında da müslümanları görünce bazıları
sevindi:


-Gördünüz mü? dediler. Buna Hattaboğlu demişler.
Gözünüz erkek görsün. Asileri nasıl toplamış getiriyor... güneş ışıkları nurlu
bir eli öper gibi İslama nice büyük hizmetler yapacak olan kılıca narin bir
öpücük kondurup geri uçuşuyor.


Şeytan zekalı Ebu Cehil'se durumu hemen kavradı. Öfke,
ümitsizlik, hayal kırıklığı içinde başını iki tarafa sallayarak sıkılmış
dişlerinin arasında hırladı:


-Maalesef hayır! Eğer dediğiniz gibi olsaydı Ömer
arkada diğerleri önde olurdu. Galiba o da düşmana iltihak etmiş. Yazık! Kaybımız
büyük.


Bu sırada mü'minler yaklaşmıştı. Ebu Cehil koştu:


-Bu gelişin manası nedir ya Ömer, pek anlayamadık?...


Hazret-i Ömer, unutulmaz ihtarını yaptı. Allah
düşmanlarının yüreğine korku düşerken; mü'minlerin içine serin sular serpildi.
Ses patlayan bir bora gibi; yiğit olan karşısında dursun;


-Mü'minlere ilişenin kellesini uçururum. Eşhedü en la
ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resulühu!!! Beni bilen bilir.
Bilmeyen bilsin ki Ömer İbni'l Hattabım. Karısını dul, çocuklarını yetim
bırakmak isteyen şöyle gelsin!!!


O gün müslümanlar ilk defa Kabe'de cemaatle namaz
kıldılar... mbu ne kutlu öğiedir böyle?


Namazdan sonra Hazret-i Ömer, Sevgili Peygambermize
Kabe'nin içini gezdirdi. Dört taraf putla dolu. Peygamberler Peygamberi, asası
ile putları işaret ederek ebedi hakikati ifade eden mübarek ayeti okudular:


-Hak gelince batıl gider. Batıl elbette gidecektir...


 


üç çekin yıl


Ben ne yapıyorsam Rabbimin emriyle yapıyorum.


Bir başkasının sözüyle bunu değiştiremem.


Büyük ve Kahraman Peygamber


Muhammed aleyhisselam


Hazret-i Hamza ve Hazret-i Ömer'in hak yola girmeleri
ile İslamiyet kuvvet buldu ve yayılma nisbeti arttı. Çığ büyüyor; sel
çoğalıyordu. O deminki ışık, bir güneş gibi çölün ucundan yükselmeye başlamıştı.
Kureyş kafirleri, İslamiyetin günden güne güçlenmesi karışısında hayli
telaştalar... eğer bu yeni din, bu süratle taraftar bulursa istikbal kendileri
için karanlıktır. "Bu nasıl din ki kureyş reislerine bir ayrıcalık da
tanımıyor"...asıl bunu hazmedemiyorlar.... kureyş geleneğinde toplum aşiret ve
kabilelere bölünmüş. Her aşiret ve kabilenin bir reisi var. Hükümet eden bu
"Reis" veya "bey" diyeceğimiz kimseler. Kur'an-ı Kerim, bu düzeni kaldırıyor.
üstelik ağa-bey-reis, avam herkes eşit. Reisler buna şaşırıyor. Hafsalarına
sığmıyor böyle bir şey. Bu yeni ve insana yakışan hayat üslubunu içlerine
sindiremiyorlar ama Muhammedi sistemin yayılmasını da durduramıyorlar... Onlara
göre Ebu talib, desteğini çekse bu pürüz kısa zamanda kökünden kazınacaktır.
Bundan ötürü Ebu Talib'in kapısındalar. Her mbiri tutuşmuş dal parçası gibi alev
alev..


Ey Ebu Talib, bizde sabır ve tahammül bitti. Bu fitneyi
mutlaka ve mutlaka bastıracağız. İşte sana iki teklif, dilediğini seçmekte
serbestsin:


1- Ya Muhammedi bize teslim edersin layır olduğu cezayı
veririz.


2- Veya mücadeleye hazır ol... sana yarın sabaha kadar
müsade. Erkenden burada olacağız.


Ebu Talib, gidenlerin ardından bir müddet dalgın
baktıktan sonrra içeri girdi... epeyi bir zaman düşündü. İş, hakitaten ciddiydi.
Yeğenini rica etti. Sevgili Peygamberimiz, Sallallahü aleyhi ve sellem,
geldiğinde O'nu bir güzel karşıladı; oturdular. Amcanın düşünceli olduğu hemen
anlaşılıyordu. Dikkatli kelimelerle söze başladı:


-Evaladım! Mümkün mertebe şunlara ilişme. Sen ısrar
ettikçe onların düşmanlık damarları kabarıyor. Mesela bildiğin gibi değil. benim
reisliğim filan kar etmiyor artık, iş çığırından çıkmak üzere.


Zayıf çıra loşluğundan doğan gölgeler Ebu Talib'in
üzgün yüzünde derinleşip kayboluyor. Efendimiz davet sebebini anlamıştı. Ama o
Resulün taviz vermesi mümkün mü? İlahi emri tebliğe memurdur ve bu tebliği her
türlü şarta rağmen devam edecektir.


Peygamberimiz, biraz da kırgın olarak cevap verdiler:


-Ben ne yapıyorsam Rabbimin emriyle yapıyorum.
Başkasının sözüyle bunu değiştiremem...


Ayağa kalkıp kapıya yönelmişti ki ihtiyar adamın
kalbini yine pişmanlık duyguları sardı. Bu mümtaz insanı incitmiş olmaktan
korkuyordu...


-Aldırma; vazifene bak, dedi, ben hayatta olduğum
müddetçe sana kimse el süremiyecektir...


...........






--Hazırlayan: www.nfk.gen.tr--Sevgili_Peygamberim--

Sevgili Peygamberim ©

sizehimet.com.tr



Sayfa Üretimi: 0.18 Saniye