Giriş Yap veya Üye Ol
Ana Sayfa      Yönetim      FORUM      Sohbet Odası      Yazılar      Şiirler      İletişim
HABERLER
MODÜLLER

 Atatürk'ün Hayatı

 E-Devlet

 Gazeteler

 Sevgili Peygamberimiz

 Rüya Tabirleri

 Burçlar

 Tarihte Bugün

 Flaş Oyunlar

 Hosting

 Sudoku

WEBMASTER

Ben Kimim
DÖKÜMANLAR
Yeni Sayfa 2

 Kanunlar

 Yönetmelikler

 Tebligler Dergileri

   Resmi Gazete
ÇEŞİTLİ LİNKLER
 

 Çesitli Linkler

 Telefon Rehberi

 Hava Durumu

 Trafik Yol Haritası

 Emeklilik Sorgulama

Popüler şiirler
· DOLDUM YİNE TAŞIYORUM!!!
(11470 okuma)
· SİVİL SAVUNMA
(8644 okuma)
· KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI
(2227 okuma)
· ÖĞRETMENİM !
(1617 okuma)
· DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
(1460 okuma)
· ÖĞRETMENİM SENİ SEVİYORUM.
(1418 okuma)
· AĞIT
(1173 okuma)
· OKU ÇOCUĞUM
(1035 okuma)
· ATATÜRK'Ü DUYMAK
(941 okuma)
· BEKLENEN SEVGİ
(916 okuma)

Toplam 712 şiiri kayıtlı
Cilt

 

Sevgili Peygamberim

Hazreti Muhammed SallallahuTâalaAleyhivesellem

Ciltlerin Üzerindeki Sayfa Numaralarına Tıklayın

        1-2-3-4-5               1-2-3-4-5-6         1-2-3-4-5-6-7         1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                              

             Cilt-1                    Cilt-2                    Cilt-3                     Cilt-4                    Cilt-5                       

        1-2-3-4-5-6-7             1-2-3                 1-2-3-4-5            1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                                  

             Cilt-6                     Cilt-7                    Cilt-8                     Cilt-9                   Cilt-10       

                                                                             1-2-3-4-5-6-7

                                                                             

                                                                                  Cilt-11







39




39


"En'am suresinin 22.ayetinde:"Bir ölü iken kendisini
dirilttiğimiz;O'na insanların arasında yürüyebileceği bir nur verdiğimiz
kişi"diye övülene nice selam ve nice gıpta ve nice hürmetler olsun.


 


Safa Tepesin'i görüyoruz.Bir gurup insan,toplanmış bir
puta tapınıyor ve yalvarıyorlar.Ey tanrımız bize bol nimetler ver,şöyle şöyle
kötülüklerden koru gibi. Taptıkları put Velid'in. Yani öyle garip bir tanrı ki
bir de sahibi var. Peygamberimizin hizmetçisi Abdullah İbni Mes' ud hazretleri
de orada ve onları uzaktan seyrediyor...koca koca adamlar,kendilerinden geçmiş
halde putun önünde tuhaf hareketler içindeler. Ayin yapıyorlar. Gülünç ve insan
haysiyeti için iğrenç manzara. Ahmaklığın en net karikatürize edilmiş tablosu;
küfrün tiyatroluk fotoğrafı.


Abdullah ibni mes'ud, radıyallahü anh, birden
efendisini görüyor. Evet O geliyor;büyük kurtarıcı ahenkli adımlarla
yaklaşıyorlar.Tehlike,tuzak,ihanet onları durduramıyor.O, mübarek elleri ile
dalalet perdesini aşağı çekip şu zavallı mahlukları, küçüklükten insanlık
seviyesine yüceltmek;yani müslüman olmalarını gerçekleştirmek için büyük
davetini bir kere daha tekrarlayacak.Ne derlerse desinler,tavırlar,
kabulleri,öfkeleri hangi çap ve hangi buudda olursa olsun davet
tekrarlanacaktır...


Efendimiz,başlarında, adamlar,ürkek,şaşkın ve küstah.
Emir, en çarpıcı kelimelerden kurulu bir davet cümlesi:


-Ey Kureyşliler "La ilahe illallah" deyiniz!...


Küfrün beyninin tam ortasına indirilen bir balyoz.
Yani: Yanılıyorsunuz, Halık'ınız olan ilah, Velid'in bu tahta parçası değil;
ezeli ve ebedi olan Allah'dır. Mesajın anlamı bu. Söz, müşriklerin arasına bir
dinamit gibi rüşmüştür. Gururları yaralandı ve nefsleri kabardı.. Velid başı
çekiyor. Ebu Cehil'e dönerek:


-Ne dersin şunu bir güzel mahçup edeyim mi?


-İstediğini yapmakta serbestsin!


Velid, bir tırmarhanelik tip gibi putunu boynuna asarak
Resuller sultanı'nın karşısına dikildi. Mağrur ve edepsiz:


-Sen bize her zaman ne diyordun? "Allah, insana şah
damarından daha yakındır" değl mi? Bak işte benim tanrım bana ne kadar yakın.
Herkes onu görmekte, Peki senin Rabbin hani? Haydi sen de onu göstersene!


Sevgili Peygamberimiz, bu sersem mantıklı çok bilmişe
karşılık vermeyi lüzumsuz gördüler. Velid, bir cevap alamayınca savaştan gelen
mağrur bir kahraman edasıyla yoldaşlarının arasına döndü. Putu tekrar
karşılarına dikerek, ayini sürdürdüler... bu defa dilekleri kan kokuyordu:


-Ey tanrımız! Şu Muhammed'in ettiği yetti artık. bak
sana bile sataşıyor. Herhaled onu öldürmekten başka çare kalmadı. Bu dileğimiz
için bize yardımcı ol...


Peygamberimizi, Velid'in kuru ağaç parçasına
ispiyonlayan putperestlerin sözleri bitince bir kafir cinni, nice zamandır
beklediği fısatı bulur bulmaz hemen bunu kullandı. Putun içinden "izin
veriyorum. Katledebilirsiniz. Ben de yardımcı olurum" diye sesler işitilmeye
başlandı. Kafirler, şaşkın ve sevinçli. Şaşkınlar, çünkü tanrılarından daha
evvel bir şey duymuş değiller. Sevinmelerinin sebebiyse yakarışlarının güya
kabul görmüş olması. Hace-i Kainat ve mübarek hizmetçileri de putun dediklerini
duydular. Efendimiz, Abdullah ibni Mes'ud'u da alarak üzüntülü bir halde geri
döndüler. Abdullah ibni Mes'ud, radıyallahü anh, ancak eve vardıklarında sormaya
cesaret edebildi:


-Ya Resulullah puttan gelen sesleri siz de işittiniz
mi?


Aziz Peygamber, sallallahü aleyhi ve sellem, meyus bir
halde iken daha evvel böyle bir sualle incitmek istememişdi.


-Evet; O, putların içine girerek halkı Peygamberlerin
katline teşvik eden bir cinnidir. Ama daha evvel hangi cinni bunu yaptıysa
sonunda helak olmaktan kurtulamadı.


.........


Aradan epeyce zaman geçmişti. Bir gün Sevgili
Peygamberimiz, Abdullah ibni Mes'ud'la birlikte oturuyorlar. Aniden bir selam
işittiler. Peygamberimiz selamı aldı ama hizmetçileri kimseyi göremiyor.
Oratılakta olan biri yok. Abdullah ibni Mes'ud radıyallahü anh'ın şaşkınlığı
devam ederken insanların ve cinnilerin Peygamberi, sallallahü aleyhi ve sellem,
meçhul sese sordular:


-Gök ehlinden misin, yer ehlinden misin?


-Cinniyim.


-Niçin geldin?


-Musır isminde bir kafir cinninin bir putun içine
girerek müşriklerin zatı alinize ziyan vermesi için onları teşvik ve tahrik
ettiğini ve sizin de bundan üzüldüğünüzü işittim. Haberi aldığımdan beri bu
dinsizi arıyordum. Nihayet O'nu yine Safa Tepesi'nde yakaladım; ve bir kılıç
darbesi ile canını cehenneme yolladım... Yarın aynı tepeye gelerek müşrikler,
putlarına tapınırken onları hak dine çağırmanızı istirham ediyorum. Siz, onları
Allah yolunda davet ederken ben de Velid'in putuna girer ve sözlerinizi tasdik
ederek sizi ve islam dinini överim. Böylece dostlarınız sürurlanır;
düşmanlarınız üzüntüden kahrolur...


-İsmin ne senin?


-Semhec.


-Sana aha güzel bir isim vermemi ister misin?


-Hangi ismi ya Resulallah?


Sevgili Peygamberimiz:


-İsmin "Abdullah" olsun, buyurdular:


Cinni, kendisine bir peygamberin hele son ve en büyük
Resul'ün bizzat ad vermiş olmasına o kadar çok sevindiki.


Peygamberimiz ve İbni Mes'ud, radıyallahü anh, ertesi
sabah Safa'ya gittiler. Puta tapıcılar orada ve putlarına kulluk etmekle
meşguller... Allah'ın Resulü onları tekrar tevhide ve islam dinine çağırıyor.
Efendimizin sözleri üzerine kafirler, inat ve nisbet olsun diye putlara secde
ederek yalvarmaya başladılar:


-Ey tanrımız bize Muhammed'i ve O'nun dininin
kötülüğünü anlat; O'nu mahcup et!


Puttan sesler gelmeye başladı. Ses, efendimizi öven bir
kaside okuyor. Şiir bitti. Bu defa islamiyeti düzgün bir arapça ile methetmeye
başladı. Abdullah, vazifesini çok güzel yapıyordu.


Güruh, önce şaşırdı sonrra gazaba geldiler. Bu nasıl
tanrı ki Muhammed'i yüceltiyor. O'nu şiirler ve güzel sözlerle kendilerine
övüyor?


-İşte bu da Muhammed'in ayrı bir sihri!


...der demez tanrılarını paramparça ettiler. Söz
dinlemeyen yaramaz bir tanrının sonu işte böyle olurdu. Zavallı ağaç parçasını
iyice kırdıktan sonra kainatın Seyyidine saldırdılar; bazısı tartaklıyor, bazısı
taş atıyor; mübarek saçları darmadağınık oldu. Adamlar kudurmuş. Ağızları köpük
içinde. Biri de düşünemiyor ki "Biz Muhammed'in sahri" diyoruz ama bu nasıl ilah
ki sihrin tesirinde kalarak ne diyeceğini şaşırıyor?


İnsanlığın en metin ve en sabırlısı, şu bir çift sözden
gayri hiç bir şey demediler:


-Ey kureyşliler siz bana vuruyorsunuz ama; ben sizin
peygamberinizim!


Bunak yaşta bir putperest, ucu sivri demirli bir
değneği sevgili Peygamberimiz'in mübarek karnına saplamak üzereydi ki ihtiyarın
"kütt" diye eli kırıldı... Sürü, şaşkın halde donup kaldı. Peygamberimiz ve
hizmetçisi aralarından geçip gittiler.


......


Hamza!!.


Namlı bir insan. Herkesin sayıp çekindiği birri.
Güçlü-kuvvetli pehlivan yapılı bir bahadır. iyi ok çekip mükemmel kılıç
kullanıyor. Ava düşkün. Vaktinin çoğunu da avlanarak geçiriyor. Puta
tapıcıların, Resulullahı hırpaladığı gün O, yine çölde ceylan peşindeydi.
Sürmeli gözlü bir ceylanın oradan oraya sekerek kaçışları kendisini haylice
yormuştu ama av ihtirası hayvanı kovalamaktan caymasına mani oluyordu. Bir yere
geldiler ki ceylan artık kaçamaz oldu. Hayvancık nefes nefese olduğu yerde durdu
ve Yüce Allah'ın izni ile dile geldi:


-Ey Hamza; sen benimle uğraşıyorsun ama üzerime
çevirdiğin o oku şu anda yeğenini öldürmek isteyenlere çeksen herhalde daha
hayırlı bir iş yaparsın!


...dedi. Hamza'nın şaşkın bakışlarına ve iki yanına
salınan ellerine aldırmadan bir sıçrayışta kaçıp canını kurtardı...


Avcı ise başına gelenden ürkmüş halde karışık bir kafa
ile evine döndü. Aç olduğunu; yemek çıkarmalarını söyledi. Hanımı O'na yemeğini
hazırlarken aniden gözlerinden yaşlar boşandı. Hamza, hayret dolu bakışlarla
soruyor:


-Hayırdır; niçin ağlıyorsun?


-Hiç sorma!.. Muhammed'i çok fena dövdüler. Yüzü gözü
kan içinde, insan insana böyle muamele eder mi?


Hamza'nın tüyleri diken diken oldu. Az sonra kopacak
bir fırtına gibi.


-Ebu Talib neredeydi?


-Hayvanları kırlara götürmüştü.


-Ya Ebu Lehep!


-O mu? Ah o, ah o! "Öldürün şu yalancı sihirbazı"
diyerek saldırganları kırıştırıyordu. Düşmandan beter bir amca?


-Peki Abbas'a n'oldu?


-Ellerinden kurtarmak için haylı uğraştı ama...


Hamza, yemeği bir kenara iterek öfkesinden hüngür
hüngür ağlamaya başladı. Ve:


-O'nun intikamını almadıktan sonra yiyip içmek bana
haram olsun!


Diyerek acele zırhını giydi, kılıcını kuşandı, atına
atladı ve yayı elinde olduğu halde bir yel gibi Safa Tepe'sini buldu. Ucuz
kahramanlar henüz dağılmamışlardı. Hamza'nın gelişi dikkatlerini çekti. Bir anda
yüzleri donuklaştı. Bütün bakışları ile O'nu izliyorlar:


-Eğer, dediler, önce gelip bizi selamlar sonra tavafa
giderse korkacak bir şey yok.Ama ilkin tavafa yönelirse bu öç almak için
geldiğini simgeler...


Hamza, yanlarından hışımla geçerek tavafını yaptı ve az
sonra çakmak gözler ve dağ gibi bir heybetle önlerine dikildi.


-İnsafsızlar sizi! Vallahi o sırada burada olsaydım
hepinizi gebertirdim!!! Muhammed'i kim dövdü?


Şeytan zekalı Ebu Cehil, hemen lafın önüne geçti:


-Ben!


Hamza derhal atını O'na doğru sürerek elindeki yayı baş
kafirin kafasına indirirken bir taraftan da:


-Böyle müstesna bir insana yaptıklarınızdan hiç mi
utanmıyorsunuz? Sizi alçak reziller sizi. Eğer O'nun dedikleri suçsa işte ben de
Müslümanım ve buradayım! Var mı bir diyeceğiniz?..






--Hazırlayan: www.nfk.gen.tr--Sevgili_Peygamberim--

Sevgili Peygamberim ©

sizehimet.com.tr



Sayfa Üretimi: 0.05 Saniye