Giriş Yap veya Üye Ol
Ana Sayfa      Yönetim      FORUM      Sohbet Odası      Yazılar      Şiirler      İletişim
HABERLER
MODÜLLER

 Atatürk'ün Hayatı

 E-Devlet

 Gazeteler

 Sevgili Peygamberimiz

 Rüya Tabirleri

 Burçlar

 Tarihte Bugün

 Flaş Oyunlar

 Hosting

 Sudoku

WEBMASTER

Ben Kimim
DÖKÜMANLAR
Yeni Sayfa 2

 Kanunlar

 Yönetmelikler

 Tebligler Dergileri

   Resmi Gazete
ÇEŞİTLİ LİNKLER
 

 Çesitli Linkler

 Telefon Rehberi

 Hava Durumu

 Trafik Yol Haritası

 Emeklilik Sorgulama

Popüler şiirler
· DOLDUM YİNE TAŞIYORUM!!!
(11528 okuma)
· SİVİL SAVUNMA
(8700 okuma)
· KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI
(2278 okuma)
· ÖĞRETMENİM !
(1679 okuma)
· DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
(1511 okuma)
· ÖĞRETMENİM SENİ SEVİYORUM.
(1469 okuma)
· AĞIT
(1226 okuma)
· OKU ÇOCUĞUM
(1088 okuma)
· ATATÜRK'Ü DUYMAK
(994 okuma)
· BEKLENEN SEVGİ
(964 okuma)

Toplam 712 şiiri kayıtlı
Cilt

 

Sevgili Peygamberim

Hazreti Muhammed SallallahuTâalaAleyhivesellem

Ciltlerin Üzerindeki Sayfa Numaralarına Tıklayın

        1-2-3-4-5               1-2-3-4-5-6         1-2-3-4-5-6-7         1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                              

             Cilt-1                    Cilt-2                    Cilt-3                     Cilt-4                    Cilt-5                       

        1-2-3-4-5-6-7             1-2-3                 1-2-3-4-5            1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                                  

             Cilt-6                     Cilt-7                    Cilt-8                     Cilt-9                   Cilt-10       

                                                                             1-2-3-4-5-6-7

                                                                             

                                                                                  Cilt-11







Yeni Sayfa 5




-Ey hatun! Sen kimin çobanısın?


-Halid bin Süfyan'ın.


-Halid bin Süfyan şimdi nerede?


-Birazdan buraya gelir.


-Yâ! Öyle mi?


-Evet nerede ise gelir.


Bunun üzerine Abdullah bin Üneys bir kenara oturarak
Allah düşmanını beklemeye başladı.


...az sonra bir adam, elinde asası ile azametle yürüye
yürüye geldi. Arkasında da adamları olduğu anlaşılan bir çok kimseler vardı.


Sahabi, gelen kimseyi hemen tanıdı; insana şeytanı
hatırlatıyor ve eşkali aynen Sevgili Peygamberimiz'in tarifine uyuyordu. Ayrıca
hakikaten kendisinde bir korku ve ürperme hâsıl olmuştu.


Hazreti Abdullah, Halid'e yaklaşarak önünde durdu.
Halid çevresindekilere sordu:


-Kim bu adam?


Yabancı, suali bizzat cevaplandırdı.


-İşittim ki Muhammed'in üzerine gitmek için adam
topluyormuşsun; ben de size katılmak için geldim. Huzaalı araplardanım.


...dedi ve yan yana yürümeye başladılar. Abdullah bin
Üneys'in Kâinat'ın Efendisi aleyhine söylediği sözler, Halid bin Süfyan'ı son
derece memnun ediyordu.


Nihayet konuşa konuşa iblis suratlı adamın çadırına
kadar geldiler. Buraya gelince ahmak İslâm düşmanının adamları dağıldılar. Halid,
Hazreti Abdullah'ı bırakmadı. Çadırın önüne bağdaş kurdular...nihayet gece
olmuş; çadırdakiler uykuya varmış; onlar, hayli laflamışlardı. Kahraman sahabi,
işte bu sırada bir punduna getirerek alçak niyetli bedbahtın canını cehenneme
yolladı. Gürültüye içerdeki kadınlar uyandılarsa da Abdullah radıyallahü anh,
çoktan kaçıp izini kaybetmişti. Arkasından ağlama sesleri geliyordu. Ardına
düşen takipçiler, ne kadar aradılarsa da bir mağaraya gizlenen kahramanı
bulamadılar.


Abdullah bin Üneys hazretleri, gündüzleri saklanıp
geceleri yürüyerek onsekiz gün sonra Medine'ye geri döndü. Resûlullah'ı mescidde
buldu. Efendimiz O'nu görünce tebessümle:


-Muradına erdin, buyurdular.


Yiğit sahabi, olup bitenler hakkında tekmil verdi.
Peygamberimiz, gayet memnun kaldılar ve O'nu alarak evlerine götürdüler ve kendi
elleri ile bir asâ hediye ettiler:


-Bu asâyı sakla yâ Abdullah bin Üneys; cennette bunu
kullanırsın. O zaman insanların asâ kullananı pek az olacaktır. Bu sebeple
aramızda işaret olur.


...


Sevinçle ailesinin yanına gelen Abdullah bin Üneys
radıyallahü anh vefat, edeceği zaman bu mübarek bastonu/asâyı kefeni içine
koymalarını vasiyet etti.


...yıllar sonra vasiyet aynen yerine getirildi.


......


BİR İDAM MAHKÛMUNUN İKİ REK'AT NAMAZI....Şanlı
Eshab'dan Abdullah bin Üneys radıyallahü anh, müşriklerden Halid bin Süfyan'ı
öldürünce; Halid'in kabilesi Lıhyanoğulları, kan davası peşine düştüler ve bu
ihtirasla kendilerine destek bulmak için Adal ve Elkare kabilelerine gittiler.
Lıhyanoğulları, bu iki kabileden birkaç kişilik bir heyetin Medine'ye giderek
Ebül Kasım'ın yani Sevgili Peygamberimizin huzuruna çıkmasını istiyorlardı.


...plan şuydu: Hey'et, Kâinatın Efendisi'nden şu
istekte bulunacaktı:


-Ey Allah'ın Resûlü! Kabilemizde mü'minler vardır.
Ancak onlar İslâmiyeti bilmiyorlar. Bize eshabdan bir-kaç kişi insan gönder ki
Kur'an-ı Kerim ve fıkıh öğrenelim.


...müslümanlar, şüphe edebilir endişesi ile doğrudan
kendileri Medine'ye vararak bu isteği dile getiremiyeceklerdi. Bu sebeple ve
daha inandırıcı olsun; hiç bir başka düşünce uyanmasın diye üstelik iki ayrı
kabileden kişiler gitsinler istiyorlardı. Lıhyanoğulları diyordu ki:


-Bize gönderilecek müslümanlardan bazısını Halid bin
Süfyan'a karşılık öldürür; diğerlerini ise Mekke'ye götürerek satarız. Böylece
biz intikamımızı aldığımız gibi Kureyş de satın aldığı müslümanları Bedr'deki
kayıplarına karşılık katledebilirler.


Lıhyanoğulları, gözleri parlayarak sözlerine devam
ediyorlardı:


-Kureyşliler için Bedr'de akrabalarını öldürenleri
işkencelerle katletmekten daha zevkli hiç birşey tasavvur edilemez.


.....


Adal ve Elkare kabilelerinden Medine'ye gidecekler
tesbit edildi.


Bunların başına kimin geçmesi sözkonusu olduğunda,
içinde sinsi arzular büyüten Süfyan bin Halid, büyük bir istekle buna talip
oldu. Zira, Süfyan, kocası ile oğlunu Uhud'da kaybeden Talha ibni Ebi Talha'nın
karısı Sülafe'nin bunları öldüren Âsım bin Sabit'in başı için yüz kızıl tüylü
deve vereceğini vaadettiğini öğrenmişti.


Süfyan, Mekke'de bir yolunu bularak Sülafe ile görüşmüş
ve vaadini bizzat kendisine doğrulatmıştı.


...artık rüyasında kızıl tüylü develer gören ve, yüreği
mal hırsı ile kavrulan Süfyan bin Halid, Adal ve Elkare'den seçilen yedi
sahtekârla beraber Peygamber aleyhisselâma gittiler. Rollerini güzel
ezberlemişlerdi ve iyi oynamaya hazırdılar. Çünkü bu iman düşmanlarına da kızıl
tüylü develerden pay verileceği kulaklarına fısıldanmıştı.


......


Bu sırada Büyük Peygamber de müşriklerin Medine üzerine
gelmek hususunda herhangi bir hazırlıkları olup olmadığını sorup-öğrenmek için
sahabilerden birkaç kişiyi gizli haber alma elemanı olarak Mekke'ye göndermeyi
düşünüyordu.


Medine'ye gelen müşrik davetçileri, doğrudan Âsım
radıyallahü anh'ın babası Sabit'in evine misafir oldular. Hazreti Âsım'a gayet
mültefit davranarak O'nu yanlarında götürmeyi çok istediklerini söylüyorlar.


...daha sonra Sevgili Peygamberimiz'in sallallahü teâlâ
aleyhi ve sellem, yüksek huzuruna kabul edildiler. Davetçiler, bütün şeytani
hünerlerini takınmışlardı. En inandırıcı halleri ile konuşuyorlardı:


-Yâ Resûlallah! Bizden çok kimse müslüman oldu. Ancak
ne Kur'an-ı Kerim okumayı biliyoruz; ne de şeriat'den haberimiz var. Bunları
öğretecek insanlara muhtacız. Bu sebeple bize dinimizi öğretecek kimseler
göndermeni istemek için buraya kadar geldik.


Peygamberler Peygamberi, hemen cevap vermediler...bu
davet, göndermeyi düşündükleri istihbarat elemanları için de iyi bir fırsat
olabilir; giden mü'minler, değerli bilgilerle dönebilirlerdi.






--Hazırlayan: www.nfk.gen.tr--Sevgili_Peygamberim--

Sevgili Peygamberim ©

sizehimet.com.tr



Sayfa Üretimi: 0.06 Saniye