Giriş Yap veya Üye Ol
Ana Sayfa      Yönetim      FORUM      Sohbet Odası      Yazılar      Şiirler      İletişim
HABERLER
MODÜLLER

 Atatürk'ün Hayatı

 E-Devlet

 Gazeteler

 Sevgili Peygamberimiz

 Rüya Tabirleri

 Burçlar

 Tarihte Bugün

 Flaş Oyunlar

 Hosting

 Sudoku

WEBMASTER

Ben Kimim
DÖKÜMANLAR
Yeni Sayfa 2

 Kanunlar

 Yönetmelikler

 Tebligler Dergileri

   Resmi Gazete
ÇEŞİTLİ LİNKLER
 

 Çesitli Linkler

 Telefon Rehberi

 Hava Durumu

 Trafik Yol Haritası

 Emeklilik Sorgulama

Popüler şiirler
· DOLDUM YİNE TAŞIYORUM!!!
(11469 okuma)
· SİVİL SAVUNMA
(8644 okuma)
· KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI
(2214 okuma)
· ÖĞRETMENİM !
(1616 okuma)
· DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
(1458 okuma)
· ÖĞRETMENİM SENİ SEVİYORUM.
(1416 okuma)
· AĞIT
(1173 okuma)
· OKU ÇOCUĞUM
(1035 okuma)
· ATATÜRK'Ü DUYMAK
(941 okuma)
· BEKLENEN SEVGİ
(916 okuma)

Toplam 712 şiiri kayıtlı
Cilt

 

Sevgili Peygamberim

Hazreti Muhammed SallallahuTâalaAleyhivesellem

Ciltlerin Üzerindeki Sayfa Numaralarına Tıklayın

        1-2-3-4-5               1-2-3-4-5-6         1-2-3-4-5-6-7         1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                              

             Cilt-1                    Cilt-2                    Cilt-3                     Cilt-4                    Cilt-5                       

        1-2-3-4-5-6-7             1-2-3                 1-2-3-4-5            1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                                  

             Cilt-6                     Cilt-7                    Cilt-8                     Cilt-9                   Cilt-10       

                                                                             1-2-3-4-5-6-7

                                                                             

                                                                                  Cilt-11







Putları ilâh sayarak yüce Allah




Putları ilâh sayarak yüce Allah'a şerik/ortak koşmak
gibi bir bahtsızlık içinde olan Kureyş kâfirleri, Uhud'u hâlâ kendileri için bir
zafer sanarak o sarhoşlukla birbirlerini öven; mü'minleri yeren şiirler yazıp
meydanlarda okuyorlardı... Mü'min şairleri, bunlara hemen gerekli karşılığı
veriyorlardı.


......


KATAN SEFERİ...Tayyi Kabilesi'nden Züheyroğlu Velid,
Tuleyb bin Umeyr'in hanımı olan yeğenini ziyaret için Medine'ye gelmiş Tuleyb
radıyallahü anh'ın evinde misafirdi. Velid, sohbet esnasında Necd taraflarından
ilgi çekici haberler veriyordu.


Velid'in haberleri Esedoğulları kabilesi merkezliydi.


Esedoğullarından Tuleyha bin Huveylid ile kardeşi
Seleme bin Huveylid, kendi kabileleri ile kendilerine bağlı daha küçük
kabileleri Uhud'dan henüz ve yorgun dönmüş müslümanlar üzerine kışkırtarak
Medine'yi basmak gibi tehlikeli bir faaliyet içindeydiler.


...


Tuleyha ve Seleme, kavim ve kabilelerinden insanlara
sesleniyorlardı:


-Aldığımız haberlere göre müslümanlar, Uhud
çarpışmalarından bitkin, yorgun ve çoğu yaralı dönmüşler. Bu bir fırsattır.
Bugüne kadar atalar dininden ayrılan bu insanları kimse hakkıyle cezalandırıp
yok veya ıslah edemedi.


Dinleyenlerden biri atıldı:


-Bu şeref belki bize ait olur.


Bir başkası onu destekledi.


-Hem dediklerine göre Kureyş, müslümanları perişan
etmiş. Darma-dağınık imişler...derlenip toparlanma ümidleri yokmuş.


Aşka gelen bir başkası ortaya bir teklif attı:


-Hem Yesrib'de koyun, deve, at ne varsa sürülerini de
yağmalar buraya getiririz!


Yine Esedoğullarından birisi Kays bin Haris, onların
görüşlerine karşı çıktı:


-Şu dedikleriniz hiç de kabul edilecek görüşler değil.


Sesler yükseldi:


-Niçin, niçin?


-Bir kere Yesrib bize çok uzak. Yağma yapmamız çok zor
olur. Ayrıca bizim, Kureyş gibi asker toplamamız da mümkün değildir. Kureyş,
uzun bir hazırlık döneminden sonra ve arap kabilelerinden yardım ve destek
alarak üçbin kişilik atlı-develi bir orduyla müslümanların üzerine yürüdü. Siz
üç yüz kişiden fazla bir kalabalığı bile bir araya getiremezsiniz. Şahsen ben,
zafer ve talih rüzgârının üzerinize eseceğine ihtimal vermiyorum.


Bu soğukkanlı değerlendirmeye karşı çıkanlar oldu:


-Ama şimdi müslümanlar, hayli hırpalanmış
vaziyetteler...


Bu ısrar karşısında sözlerinin faydası olmayacağını
anlayan Kays, ancak şu cümleyi mırıldanabildi:


-Heveslerin tatmini için yapılan savaşların sonu hüsran
olur.


......


Tuleyb, Velid'den öğrendiği bu çok mühim haberi zaman
kaybetmeden hemen Sevgili Peygamberimiz sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem
Efendimiz'e ulaştırdı.


Ne çetin imtihandır ki mücadelenin biri bitmeden; veya
biter bitmez hemen bir başkası başlıyordu.


......


Resulullah Efendimiz, Muhacirîn ve Ensar'dan yüzelli
kişilik bir birlik toplayarak üç bölük teşkil ettiler ve başlarına kendisine
sancak da verdikleri Ebu Seleme bin Abdul'Esed'i tayin ettiler ve buyurdular ki:


-Yâ Ebu Seleme! Seni bu mücahidlerin başına kumandan
tayin ettim. Esedoğulları henüz hazırlık halindeyken sen onlara baskın ver ve
sürülerini yağmala. Çünkü onlar, müslümanların canlarına ve mallarına zarar
vermek azmindeler. Ancak Allah'ın emir ve yasaklarına uy ve emrin altındakilere
şefkatle muamele et.


Efendimizi can kulağı ile dinleyen Ebu Seleme, tam bir
teslimiyetle cevap verdi:


-Başüstüne yâ Resûlallah..


İslâm bölüğünün kılavuzluğunu, haberi getiren Velid bin
Zübeyr, yapıyordu.


......


Mücahidler, başlarında komutanları Ebu Seleme bin
Abdül'Esed önlerinde kılavuz Velid bin Zübeyr olduğu halde Esedoğulları'nın
yaşadığı Necd'e doğru yol aldılar. Issız ve sapa yolları takip ediyorlardı...bu
sırada müşrikler, Katan denilen yerde toplanmışlardı. Burası Esedoğulları'na ait
bir su başıydı. Müslümanlar Katan'a yaklaşırken sürülerini yayan Esedoğulları
çobanlarını gördüler. Çobanlardan üçü yakalandı; sürülere el kondu. Bir kısım
çobanlarsa kaçarak Katan'a vardılar. Bir İslâm birliğinin yaklaşmakta olduğu ve
hayvanlarını yağma ve bazı çobanları esir ettiği haberi düşmanı hayli sarstı:
"Muhammedîler Uhud'da mağlub olmuş ve kendilerine gelemez haldeler...bir daha
toparlanamazlar" diyorlardı. Halbuki onlar, şimdi Katan'a kadar gelmiş; rahat
durmayan ve Medine'ye karşı hasmâne niyetler içinde olanların kafasına balyoz
gibi inmek üzereydiler.


Esedoğulları, büyük-küçük savaşabilecek kim varsa
olanca güçleri ile silahlanarak Katan önündeki su başına dizilip islâm
kuvvetlerini beklemeye koyuldular. Medine'yi basmak isteyenler şimdi ancak kendi
şehirlerini müdafaa için hazırlanıyorlardı. O da müdafaa edebilirlerse.


Ebu Seleme radıyallahü anh kuvvetleri, Katan'a
vardığında şafak vaktiydi...kumandan askerlerini hücum nizamına soktuktan sonra
onlara kısa bir konuşma yaptı:


-Ey mücahidler! Allah'ın yüce emirlerine aykırı bir
davranışın olmasın. Düşmanı elinizden kaçırmamak için dikkatli olunuz. Bize
kendisi ve Habibi yolunda çarpışma şerefi veren Allah'a hamdü senalar olsun.
Haklarınızı bana ve birbirinize helâl ediniz! Haydi ey Allah'ın seçkin kulları
hücum!!!


Mü'minler, alacakaranlıkta alevden oklar gibi düşmana
doğru atıldılar. Sa'd bin Ebi Vakkas radıyallahü anh, bir düşman kâfirini ânında
haklarken; bir bedevi de Urve bin Mes'ud'u şehid etti, radıyallahü anh...ancak
düşman, dehşetli mücahid taarruzu karşısında duramayacağını anlayınca yüz-geri
edip kaçtı ve çil yavrusu gibi her biri bir tarafa dağıldı. Savaş sadece bir
şehidle bitmişti.


......


Esedoğulları kaçınca aynı su başına müslümanlar
karargâh kurdular. Ebu Seleme'nin emriyle bir bölük karargâhta kaldı. İki
bölükse çevreyi tarayarak düşmanın kalan koyun ve develerini de yağmaladılar.


...İslâm birliği, aynı gün Medine'ye dönmek için yola
çıktı. Bir gece yol alındıktan sonra bir mola ânında komutan, ganimet taksimi
yaptı. En evvel Başkumandan hakkı olarak Resûlullah Efendimiz'in hissesi
ayrıldı: Bir köle ve diğer malların beşte biri... Her mücahide yedi deve ve bir
mikdar küçük baş hayvan düştü..


Sefer on gün sürmüştü.


......


ASÂ...Bir gün Resûlullah Efendimiz, huzurlarına
Abdullah bin Üneys radıyallahü anh'ı çağırdılar:


-Yâ Abdullah! Hüzeli kabilesi'nin Lıhyanoğulları
kolundan Halid bin Süfyan, bizimle çarpışmak üzere etrafına adamlar topluyormuş.
Halid, şu sıralar ya Nahle'de veya Urene'dedir. O'nu bertaraf ederek bir fitneyi
daha baştan yok etmeliyiz.


Hazreti Abdullah, Sevgili Peygamberimiz kendisine bir
vazife verdikleri için çok sevindi:


-Başüstüne yâ Resûlallah! Derhal. Ancak O'nu nasıl
tanıyabilirim?


-Halid bin Süfyan'ı gördüğün zaman şeytanı hatırlarsın.
Ayrıca O'nu gördüğünde içinde bir ürperti ve korku hali doğacaktır.


-Pekalâ yâ Resûlallah. Ancak sizden bir hususda,
müsaade istirham ediyorum. İcabederse O'nu kandırmak için aleyhinize konuşabilir
miyim?


Efendimizden, bu mevzuda istediğini söylemek için izin
alan aziz sahabi, kılıcını kuşanarak Hüzeli Kabilesi'ne doğru yola çıktı.
Abdullah bin Üneys, Urene Ovası'na vardığında sürü otlatan bir kadına rastladı;
ve sordu:






--Hazırlayan: www.nfk.gen.tr--Sevgili_Peygamberim--

Sevgili Peygamberim ©

sizehimet.com.tr



Sayfa Üretimi: 0.04 Saniye