Giriş Yap veya Üye Ol
Ana Sayfa      Yönetim      FORUM      Sohbet Odası      Yazılar      Şiirler      İletişim
HABERLER
MODÜLLER

 Atatürk'ün Hayatı

 E-Devlet

 Gazeteler

 Sevgili Peygamberimiz

 Rüya Tabirleri

 Burçlar

 Tarihte Bugün

 Flaş Oyunlar

 Hosting

 Sudoku

WEBMASTER

Ben Kimim
DÖKÜMANLAR
Yeni Sayfa 2

 Kanunlar

 Yönetmelikler

 Tebligler Dergileri

   Resmi Gazete
ÇEŞİTLİ LİNKLER
 

 Çesitli Linkler

 Telefon Rehberi

 Hava Durumu

 Trafik Yol Haritası

 Emeklilik Sorgulama

Popüler şiirler
· DOLDUM YİNE TAŞIYORUM!!!
(11469 okuma)
· SİVİL SAVUNMA
(8644 okuma)
· KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI
(2214 okuma)
· ÖĞRETMENİM !
(1616 okuma)
· DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
(1458 okuma)
· ÖĞRETMENİM SENİ SEVİYORUM.
(1416 okuma)
· AĞIT
(1173 okuma)
· OKU ÇOCUĞUM
(1035 okuma)
· ATATÜRK'Ü DUYMAK
(941 okuma)
· BEKLENEN SEVGİ
(916 okuma)

Toplam 712 şiiri kayıtlı
Cilt

 

Sevgili Peygamberim

Hazreti Muhammed SallallahuTâalaAleyhivesellem

Ciltlerin Üzerindeki Sayfa Numaralarına Tıklayın

        1-2-3-4-5               1-2-3-4-5-6         1-2-3-4-5-6-7         1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                              

             Cilt-1                    Cilt-2                    Cilt-3                     Cilt-4                    Cilt-5                       

        1-2-3-4-5-6-7             1-2-3                 1-2-3-4-5            1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                                  

             Cilt-6                     Cilt-7                    Cilt-8                     Cilt-9                   Cilt-10       

                                                                             1-2-3-4-5-6-7

                                                                             

                                                                                  Cilt-11







Yeni Sayfa 1




...aslında Uhud Gazası'ndan da kazançlı çıkan mü'minler
oldu. Çünkü:


1-Bu harbi Kureyş müşrikleri çıkartmışlardı. Bedr'in
intikamını almak ve başta Sevgili Peygamberimiz sallallahü teâlâ aleyhi ve
sellem olmak üzere müslümanları öldürmek gibi son derece iddialı bir gaye ile
Uhud'a gelen düşman, bu iddiasını savaş meydanında bırakarak geri dönmek zorunda
kalmıştı.


2-Mü'minlerin, en müsait olmayan şartlarda bile
Peygamberlerini, dinlerini, vatanlarını müdafaa etmelerindeki fedakârlık,
cesaret ve kahramanlık, düşmanda ister istemez "biz, artık kolay kolay
müslümanları mağlup edemeyiz" fikrini uyandırmıştı. Nitekim; Resulullah
Efendimiz, Ordu-yı Hümayun, Medine'ye dönerken yaptığı değerlendirmede bunu daha
önceden haber vermişlerdi: "Mekke müşrikleri bir daha bize galip gelemezler.
Bundan sonra fetih bizimdir"


3-Uhud muharebesi, aynı zamanda bir temizlik harekâtı
olmuş; görünüşte mü'min ve fakat kalbten kâfir olan münafıklar, zoru görünce
sâdık ve hâlis müslümanlardan ayrılmışlardır.


4-Uhud, imtihan içinde imtihan olmuştur.


Hâkim ânda da; kötü şartlarda da mücahidler, gözlerini
kırpmadan canlarını Sevgili Peygamberimiz için verebileceklerini fiilen isbat
etmişlerdir.


5-Müslümanlar, kadın ve erkeği ile, yaşamaktan maksadın
şehid olmak olduğunu bir kere daha ortaya koymuşlardır.


6-Müslüman mücahidelerin de müslüman mücahidler gibi ne
kadar büyük kahramanlar olduğu anlaşılmıştır.


7-İslâm ordusu, her ne kadar kâfirlere göre daha fazla
kayıp vermişlerse de; kâfirlerin kendileri için çok mühim şahsiyetleri
katledilerek mü'minler, kemiyette; düşmansa keyfiyette zarara uğramış; yani
aslında kâfirlerin kaybı daha büyük olmuştur.


8-Uhud, genç müslümanların da tecrübe kazanarak gelecek
savaşlara hazırlanmalarına imkân vermiştir.


9-Uhud'da yaşanılan büyük üzüntü ve sıkıntılar,
müslümanlara Resulullah'a şeksiz-şüphesiz itaat etmenin şart olduğunu
öğretmiştir.


10-Bu savaşta her ev, en az bir şehid veya yaralı
vermiştir. Allahü teâlâ, gönlü kırıklarla beraber olduğu için mü'minler, hâsıl
olan gönül kırıklığı içinde sabretmişler; bu sabır, onların derecelerinin daha
da yükselmesine ve islâmın yayılışında sür'ate vesile olmuştur.


......


Hakîkaten islâm hanımları, hem Uhud'da ve hem de
harbden sonra büyük bir gayretle çalışmışlardır. Nesibe binti Kâb'ın,
radıyallahü anha, bütün zamanlar boyunca müslüman kadınların yüzlerini ak edecek
destânî kahramanlığına şâhid olduk....ancak Uhud'da hizmet veren mü'mineler,
Nesibe anneden ibaret değil. Ümmü Seleme, Muavviz binti Rübeyyi, Ümmü Salît,
Ümmü Atiyye, Hamne binti Cahş ve Sümeyra binti Kays ve diğerleri...bunlar
mücahidlerin sökülen kılıç kınlarını diker, muhariplere su dağıtır, yaralıları
tedavi ederlerdi. Henüz hicâb ayetlerinin gelmediği bu dönemde ordu Uhud'a
gelirken Ümmü Seleme, gazaya dahil olmak için Sevgili Peygamberimiz'den hususi
izin istedi:


-Yâ Resûlallah! Benim de gazaya çıkmama müsaade buyurur
musunuz?


Efendimiz dediler ki:


-Yâ Ümmü Seleme! Kadınlara cihad farz kılınmamıştır.


Mübarek kadın yalvardı:


-Yâ Resûlallah! Ben, mücahidlere su dağıtır, gözü
ağrıyanların gözlerini tedavi eder, yaralarına bakarım.


Peygamberimiz, bu candan isteği kırmadılar:


-Öyleyse gazaya çıkman ne güzel olur...


...fakat en fazla gazaya katılan müslüman hanım, Ümmü
Atıyye radıyallahü anha.


Uhud'dan Medine'ye dönünce Mescid-i Nebi'de bir çadır
kuruldu. Bu "Çadır Hastane"de yaralıları Küayme binti Sa'd tedavi etti. İşte
İslâm tarihinin ilk kadın hekimi, radıyallahü anha.


Evet Uhud bir muazzam imtihan. Sıkıntılara sabır ve
Resulullah'a bağlılık imtihanı. Şu hâdiseyi değil bir kadın, en yiğit yürekli
bir erkek bile nasıl yaşar? Aşkolsun böyle parlak imân ve tevekkül sahiplerine.


Sümeyra binti Kays, cepheden dönenlere babası, kocası
ve oğlunu sordu:


-Hepsi de şehid oldu, dediler.


Fakat kahraman kadın, ne sendeledi, ne yere yıkıldı, ne
de acı çığlıklar kopardı. Sümeyra radıyallahü anha annemiz, o ân herkesi hayran
bırakan bir teslimiyet ve vakarla şunu sordu:


-Resûlullah nasıl?


-Hamdolsun iyi, dediler.


Sümeyra hâtun, Resûlullahı buldu ve binek üzerindeki o
yüksek zâtın eteğinden tutundu:


-Yâ Resûlallah! Anam babam sana fedâ olsun... Yeter ki
sen sağol. Sen sağ olduktan sonra bütün felâketlere katlanırız.


...


Bir şey ancak ve yalnız Allah için olursa makbûl ve
güzel ki bunun ismi ihlâs.


Uhud'a giderken Ensar'dan Ebu Süfyan bin Haris'le bir
arkadaşı konuşuyorlar.


Arkadaşı, Rabbine dua ediyor:


-Allahım! Bana Resulünün yanında şehidlik nasib et ve
evime geri döndürme...


Ebu Süfyan bin Hâris'se tâ kalbden gelen duygularla
şöyle yalvarıyor:


-Allahım! Bana Resûlünle birlikte çarpışmak; fakat
evime ve yavrularıma sağ-sâlim dönmek nasib eyle...


...ne var ki Ebu Süfyan bin Hâris, şehid olmuş;
arkadaşı ise sağ-sâlim geri gelmişti.


Bu hâl Sevgili Peygamberimiz'e anlatıldığında
buyurdularki:


-Ebu Süfyan iki kişinin en ihlâslısı idi...


Zira Uhud yolunda iken küçük kız çocukları sebebi ile
yukarıdaki gibi niyet eden; Ebu Süfyan bin Hâris, harb, müslümanların aleyhine
dönüp de düşman hâkim vaziyete geçince bu defa şöyle demişti:


-Allahım! Yavrularım sana emanet. Bana düşman
karşısında şehidlik nasip eyle...


İşte mü'min; radıyallahü anh.


Bir şehidin duyduğu ölüm acısı, ancak bir pire ısırması
veya bir çimdik acısı kadar. Vefat eden hiçbir mü'min, bir ânlık zaman için bile
olsa tekrar dünyaya dönmek istemez. Bu geri gelme arzusu sadece şehidlerde
mevcut. Onlar, bir kere daha bu dünyaya dönmek ve Allah yolunda bir daha can
vermek isterler. Peygamberimiz şöyle buyuruyorlar:


-Varlığım kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim
ki; ben, Allah yolunda öldürülmemi, sonra diriltilmemi, sonra öldürülmemi, sonra
diriltilmemi, sonra öldürülmemi, sonra diriltilmemi, sonra öldürülmemi ne kadar
isterdim.


Şehidlik, bir mü'minin kul hakları dışındaki bütün
günahlarının yok olmasına sebep oluyor.


Şehidlerin hangi nimetlere kavuştuklarını Sevgili
Peygamberimiz açıklıyorlar:


-Kanının yere düşen ilk damlasıyla birlikte şehidin
bütün günahları affolunur; şehid, cennetteki makamını görür, kıyamet gününün
korkusundan emin olur; şehidin başına yakuttan vakar tâcı konur ve şehidin
yakınlarından yetmiş kişiye şefaat etmesine müsaade olunur.


...


Bir gün, Sevgili Peygamberimiz, Uhud şehidlerini
ziyaret ettiler; ve dediler ki:


-Ey Hak olan Mâ'bud! Senin bu kulun şahâdet eder ki bu
cemaat, senin rızanı talep edip şehid olmuşlardır.


Sonra devam ettiler:


-Kıyamet gününe kadar, kabirlerini ziyaret ederek selâm
verecek din kardeşlerinin selâmlarına karşılık vereceklerdir. Ben bunların şehid
olduklarına, kıyamet gününde de şâhidlik edeceğim.


......


Hakîkaten Uhud şehidlerine selâm veren sahabiler, zaman
zaman selâmlarına karşılık verildiğini işitiyorlar. Bir zamân sonra misk kokulu
bu kabirler, nakledilmek icap ettiğinde şehidler, az evvel uykuya dalmış gibi
bulunacaktır.


......






--Hazırlayan: www.nfk.gen.tr--Sevgili_Peygamberim--

Sevgili Peygamberim ©

sizehimet.com.tr



Sayfa Üretimi: 0.02 Saniye