Giriş Yap veya Üye Ol
Ana Sayfa      Yönetim      FORUM      Sohbet Odası      Yazılar      Şiirler      İletişim
HABERLER
MODÜLLER

 Atatürk'ün Hayatı

 E-Devlet

 Gazeteler

 Sevgili Peygamberimiz

 Rüya Tabirleri

 Burçlar

 Tarihte Bugün

 Flaş Oyunlar

 Hosting

 Sudoku

WEBMASTER

Ben Kimim
DÖKÜMANLAR
Yeni Sayfa 2

 Kanunlar

 Yönetmelikler

 Tebligler Dergileri

   Resmi Gazete
ÇEŞİTLİ LİNKLER
 

 Çesitli Linkler

 Telefon Rehberi

 Hava Durumu

 Trafik Yol Haritası

 Emeklilik Sorgulama

Popüler şiirler
· DOLDUM YİNE TAŞIYORUM!!!
(11469 okuma)
· SİVİL SAVUNMA
(8644 okuma)
· KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI
(2214 okuma)
· ÖĞRETMENİM !
(1616 okuma)
· DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
(1458 okuma)
· ÖĞRETMENİM SENİ SEVİYORUM.
(1416 okuma)
· AĞIT
(1173 okuma)
· OKU ÇOCUĞUM
(1035 okuma)
· ATATÜRK'Ü DUYMAK
(941 okuma)
· BEKLENEN SEVGİ
(916 okuma)

Toplam 712 şiiri kayıtlı
Cilt

 

Sevgili Peygamberim

Hazreti Muhammed SallallahuTâalaAleyhivesellem

Ciltlerin Üzerindeki Sayfa Numaralarına Tıklayın

        1-2-3-4-5               1-2-3-4-5-6         1-2-3-4-5-6-7         1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                              

             Cilt-1                    Cilt-2                    Cilt-3                     Cilt-4                    Cilt-5                       

        1-2-3-4-5-6-7             1-2-3                 1-2-3-4-5            1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                                  

             Cilt-6                     Cilt-7                    Cilt-8                     Cilt-9                   Cilt-10       

                                                                             1-2-3-4-5-6-7

                                                                             

                                                                                  Cilt-11







Yeni Sayfa 6




...ve sür'atle cihad hazırlığına başlandı.


Haber, Peygamberimizle müslümanların neş'elerini
gölgelemiş; buna karşılık yahudi ve münafıkları sevindirmişti.


Bu sırada düşman ordusu, Zülhuleyfe Vadisi'ne kadar
gelerek burada mola verdi...asker ve imkân çokluğuna güvenen küffar, vur
patlasın çal oynasın bir taşkınlık içinde eğleniyordu.


...


İslâm istihbarat birimleri, müşrik ordusunun
Zülhuleyfe'ye kadar gelerek burada konakladıkları haberini Allah Resulüne
yetiştirdiler.


Peygamberimiz, hemen Enes bin Fadale ve Musa bin Fadale
radıyallahü anhüm isminde iki kardeş kahramanı casusluk faaliyeti için
Zülhuleyfe'ye gönderdiler. Eluta'ya kadar giden iki gencin getirdiği haberler
iyi değildi. Mekke ordusu, binleri bulan at ve develeri Medine tarlalarının
bulunduğu Urayz'da ekili dikili yerlere salmış ne varsa ezip telef ediyorlardı..


Efendimiz, bir de Habbab bin Münzir'i gönderdiler.


Habbab radıyallahü anh'ın getirdiği malûmat, Abbas bin
Abdülmuttalib ve kendisinden önce aynı işle vazifelendirilenlerin verdikleri
malumatı doğruluyordu.


Peygamberimiz:


-Hasbunallah ve ni'mel vekil, dediler.


......


Uhud, Medine yakınında bir dağ ismi...başka dağ
silsilelerinden ayrı ve kopuk. Yalnız, tek başına bir dağ....bu sebeple kimbilir
kaç asır öncesinden halk ona "Uhud Dağı" demiş. "Yalnız Dağ" yani... Medine'yi
bekleyen sadık bir nöbetçi gibi dünyanın varoluşundan beri olduğu yerde heybetle
yükselip duruyor...sanki ihlas suresini okuyan bir ulu mü'min.


İşte Sevgili Peygamberimiz'in O'nun hakkında
buyurdukları:


-Uhud öyle bir dağdır ki; O bizi sever, biz de onu
severiz.


Kaçıncı bin kere olduğu gibi Hicri üçüncü yılın Şevval
ayı onuncu Perşembe günü, güneş, bir akşam yine dağlar gerisine süzülürken Uhud
Dağı, önce kül rengine, sonra koyu karanlığa sarındı. Karanlık, dağdan ovaya
doğru tonlarını çoğalta çoğalta koyulaşırken yatsı namazı çoktan kılınmış ve
Medine, uykuya çekilmişti.


......


...ay, bir kocaman nur gibi yükselirken; Sevgili
Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem, bir rüya görüyorlardı.


.....


Efendimiz, ertesi sabah, namazı kıldırdıktan sonra
mesciddeki eshabına bu rüyadan bahsettiler:


-İnşallah hayırdır; bir rüya gördüm.


Bütün mü'minler daha bir toplandı ve sanki nefes alamaz
oldular. Efendimiz devam buyurdular:


-Bir sığır boğazlandığını gördüm. Sonra bir koç
getirdiler. Zülfikar'ı savurdum, ağzı yere çalındı ve kılıcın ağzında bir çentik
açıldı. Ben, zırhlıydım. Sonra ellerimi de zırhın içine aldım.


-Hayırdır inşallah ya Resulallah! Ancak, biz, rüyayı
anlayamadık. Lütfen siz tabir eder misiniz?


Eshabın arzusu üzerine Peygamberimiz, rüyayı açıklarken
bütün herkes büyük bir dikkatle kendisini dinliyorlardı:


-Sığırın boğazlanması, bir çok insanın öleceğine;
Zülfikarın ağzında açılan çentik, yakın akrabamdan birinin şehid olacağına ve
benim yaralanacağıma, koç düşmana, üzerimdeki zırh, Medine kalesine; ellerimi
zırhın içine almam Medine'nin müdafaaya elverişli bir yer olduğuna işaret.


Rüya tekrar tekrar hayra yorularak cemaat dağıldı.


.......


Kâfir ordusu, Zülhuleyfe'de üç gün kaldıktan sonra
buradan hareket ederek Ebva'ya geldi; müslümanların gözünde ayrı bir yeri olan
mubarek Ebva'ya. Zira Resulullah Efendimiz'in anneleri ve hepimizin aziz
anneciği Amine Hatun radıyallahü anha bu topraktaki cennet bahçelerinde idi.


Hazreti Amine'nin Ebva'da medfun olduğunu bilen
kâfirlerden biri, ilkel bir teklifte bulundu:


-Ya Eba Süfyan!


-Söyle ya yiğit.


-Bilir misin Muhammed'in anasının kabri buradadır.


-Bilirim. Bir diyeceğin mi var?


-Var...diyorum ki, Amine'nin kabrini açarak kemiklerini
yanımıza alalım.


Ebu Süfyan ve dinleyen herkes şaşırdı.


-Eee!


Konuşan, sözlerine devam etti:


-Şayet mağlub olursak bu kemikleri verip esir
kadınlarımızı kurtarırız.


-Ya mağlub edersek?


-O zaman da müslümanlardan hayli yüklüce bir para
koparttıktan sonra kemikleri yine iade ederiz.


Ebu Süfyan sordu:


-Sözün bitti mi?


-Evet bitti.


-Fakat hiç de hoş bir teklif yapmadın. Bilmez misin ki
Beni Bekr ve Huzza kabileleri Muhammed'in dostlarıdır. Biz, böyle bir şey
işlersek, onlar da bizim namlı ölülerimize aynıyla mukabele ederler.


...adam alı al, moru mor oldu ama iblise taş çıkartan
bu adi teklif de tatbik imkânı bulamadı. Şükür ki bulamadı.


......


...düşman geliyordu. İslâm haberalma teşkilatı,
Kureyşlilerin seyri hakkında merkeze sürekli haber aktarıyordu. Mü'minler
hazırolda ve tetikte idi. Bin canları olsa binini de aşkla ve tekrar tekrar
dinleri ve Resulleri uğruna vermeye bir kere daha hazırdılar... Şimdi bir savaş
şekli tesbiti gerekiyordu. Gelen düşmanın karşısına nasıl çıkmalı? O'nu Medine
kalesinin dışında mı karşılamalı? Yoksa şehre girişine izin vererek sokak sokak
bir müdafaa harbi mi yapmalı?


Yani bir meydan muharebesi mi? Bir müdafaa harbi mi?
Evet nasıl? Bu savaş için hangi yol seçilmeli?


...kendileri rüyalarındaki zırh yani Medine işareti
sebebiyle şehirde kalarak müdafaa harbi yapılmasını tercih ediyorlar.


Efendimiz, eshabı ile istişare ettiler. Eshabın önde
gelenlerinden, Hazreti Ebubekr, Hazreti Ömer, Hazreti Osman, Hazreti Ali, Sa'd
bin Muaz ve diğerleri sokaklara barikatlar kurulduktan sonra düşmanın
beklenmesini, kaleden girdiklerinde damlardan, evlerden, sokak gerilerinden
üzerlerine taş, mızrak, kılıçlarla saldırarak imha yolunun seçilmesini teklif
ettiler.


...ama ya genç sahabiler?


Bedr'de bulunamamış; Bedr'in faziletini, üstünlüğünü,
O'nun nasıl bir nimet olduğunu Peygamberimizden her işittiklerinde bu fırsatı
kaçırmış olmalarına dövünen çağlayan imanlı gençler?


Genç sahabiler, düşmanın Medine dışında karşılanmasını
ve göğüs göğüse bir meydan savaşı yapılmasını; müdafaa değil; taarruz yolunun
seçilmesini istiyorlardı.


Efendimiz Abdullah bin Ubey'e de fikrini sordular:


-Ya Abdullah bin Ubey! Sen ne diyorsun?


-Sizin gibi düşünüyorum ya Resulallah. Medine
kalesinden dışarı çıkmayalım. Zira biz, cahiliyet zamanında dışarı çıkarak
yaptığımız her harbi kaybettik. Ama yerimizden ayrılmadığımız her defasında da
düşmanı yendik. Şöyle hareket edelim derim:


Genç-ihtiyar, muhacir, ensar, bütün müminler daha da
dikkat kesildiler. Abdullah bin Ubey:






--Hazırlayan: www.nfk.gen.tr--Sevgili_Peygamberim--

Sevgili Peygamberim ©

sizehimet.com.tr



Sayfa Üretimi: 0.02 Saniye