Egitim Portali

Egitim Portali

  Giriş / Kayıt Ol
::  ANA SAYFA       ::  HAKKIMDA      ::  YÖNETİM      ::  DOSYALAR      ::  ÜYE  GİRİŞİ      ::  FORUM      ::  ILETISIM  ::
WEBMASTER
Ben Kimim
MODÜLLER
Atatürk'ün Hayatı

E-Devlet

Gazeteler

Sevgili Peygamberimiz

Rüya Tabirleri

Burçlar

Tarihte Bugün

Flaş Oyunlar

Hosting

Sudoku

ÇEŞİTLİ LİNKLER
* Çesitli Linkler

* Telefon Rehberi

* Hava Durumu

* Trafik Yol Haritası

* Emeklilik Sorgulama

DÖKÜMANLAR
* Kanunlar

* Yönetmelikler

* Tebligler Dergileri

* Resmi Gazete

Site İçi Mesajlaşma

Üye değilsiniz. Bu hizmetimizden yararlanabilmek için buraya tıklayarak üye olabilirsiniz.
SiiRLER
· DOLDUM YİNE TAŞIYORUM!!!
(11599 okuma)
· SİVİL SAVUNMA
(8698 okuma)
· KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI
(2261 okuma)
· ÖĞRETMENİM !
(1694 okuma)
· DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
(1543 okuma)
· ÖĞRETMENİM SENİ SEVİYORUM.
(1485 okuma)
· AĞIT
(1234 okuma)
· OKU ÇOCUĞUM
(1111 okuma)
· ATATÜRK'Ü DUYMAK
(1014 okuma)
· BEKLENEN SEVGİ
(930 okuma)

Zafer inancıyla cepheden cepheye koşan Türk askerleri, kısa bir süre sonra toplanarak harekete geçen Yunanlılarla tekrar karşı karşıya geldiler. Temmuz ayının başlarında, Batı Cephesi'nin çeşitli yerlerinde geçen şiddetli çarpışmalar sırasında Türk Ordusu zorlanmaya başlamıştı. Zira Yunanlılar asker sayısı, silah ve cephane gücü açısından Türklere kıyasla çok üstün konumdaydılar. Bu avantajlarını iyi değerlendirerek bazı bölgeleri ele geçirdiler. Afyon, Eskişehir, Kütahya ve Bilecik düşmanlarca işgal edildi.

Bu olumsuz gelişmeler üzerine Ankara'da bulunan Mustafa Kemal, derhal Karacahisar'daki Batı Cephesi Karargahı'na geldi. Türk Ordusu'na göre imkanları çok geniş olan Yunanlılara karşı farklı bir strateji geliştirmeyi uygun gördü ve bunu İsmet Paşa'ya bildirdi. Atatürk'e göre, "Orduyu, Eskişehir'in kuzey ve güneyinde topladıktan sonra, düşman ordusuyla araya bir mesafe koymak lazımdır ki, orduyu derleyip toparlamak ve güçlendirmek mümkün olabilsin. Bunun için Sakarya'nın doğusuna kadar çekilmek yerindedir!" Böylece Türk kuvvetleri Sakarya'nın doğusuna kadar çekildiler.

Gerçekten de bu, verilebilecek en doğru karardı. Çünkü sayısı azalan kuvvetlerimizin kendilerinden oldukça avantajlı durumdaki Yunan Ordusu'na karşı dayanabilmesi uzun sürmeyecekti, ki bu büyük kayıplara neden olabilirdi. Kütahya-Eskişehir Savaşları olarak bilinen geri çekilme ve mücadelede yaklaşık kırk bin şehit verildi; büyük miktarda askeri malzeme ve mühimmat kaybedildi.

Gelişen tehlikeli durum karşısında bazı tedbirler almak gerekiyordu. Örneğin Hükümet Merkezi'nin Ankara'dan Kayseri'ye taşınması düşünülmüştü. Ama Türk'ün yüksek onur ve seciyesi beklenen cevabı verdi: "Biz buraya kaçmaya mı geldik, yoksa düşmanla dövüşmeye mi?" Sonuç olarak, milletin temsilcileri kanlarının son damlasına kadar savaşma ve sonuna kadar mücadele etme gerekliliğini savundular; Ankara'nın savunulması için yapılması gereken çalışmaların hızlandırılmasına karar verdiler.

Mustafa Kemal zafere dair inancını hiçbir zaman kaybetmemiş, her zaman şerefli bir geçmişe sahip olan Türk halkını bu konuda yüreklendirmişti. Dahası ordumuzun belirlediği noktada düşmanın yok edilmesi için geri çekilme hareketinin gerekçesini her fırsatta dile getirmişti. Fakat bazı kesimler geri çekilmeyi yenilgi olarak kabul edip, Ordumuzun, Meclis'in ve halkın kayıpta olduğunu söylüyorlardı. Bunun sonucunda ülkede bir tedirginlik başgösterince Mustafa Kemal yeni bir girişimde daha bulundu ve ordunun başına geçti. 5 Ağustos 1921'de çıkarılan bir kanunla kendisine Başkomutanlık görevi verildi. Mustafa Kemal Paşa aynı gün Meclis kürsüsünden şu açıklamayı yaptı:

"Efendiler! Zavallı milletimizi esir etmek isteyen düşmanları, Allah'ın yardımıyla behemehal mağlup edeceğimize dair olan emniyet ve itimadım bir dakika olsun sarsılmamıştır. Bu dakikada bu kesin inancımı yüksek heyetinize karşı, bütün millete karşı ve bütün aleme karşı ilan ederim."

Başkomutan aynı gün ordu ve millete de bir bildiri yayımladı. Bu bildiride ise şu cümleler yer alıyordu:

"... Bana bu vazifeyi tevdi etmiş olan Meclis ve bu Meclis'te beliren milletin kesin iradesi, hareket tarzımın mihrakını teşkil edecektir. Hiçbir sebep ve suretle değiştirilmesine imkan olmayan bu kesin irade, her ne olursa olsun düşman ordusunu imha etmek ve bütün Yunanistan'ın silâhlı kuvvetlerinden oluşan bu orduyu, anayurdumuzun mukaddes ocağında boğarak kurtuluşa ve bağımsızlığa kavuşmaktır."7

Böylece Mustafa Kemal tekrar askeri kimliğine kavuşmuş oluyordu. Ayrıca bu görevle Osmanlı'da bir ilki daha gerçekleştirmiş oldu. Çünkü o zamana kadar padişaha ait olan başkomutanlık görevi, milletin seçimiyle halktan birine verilmişti.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın liderliğinde tarihte eşine az rastlanır bir seferberlik başladı. Bu öyle bir seferberlikti ki, Türk Milleti ve Ordusu el ele vermiş, neyi varsa ortaya koyarak bir ölüm-kalım mücadelesine girişmişti.

 
Birinci ve İkinci İnönü Savaşları Atatürk Hayati Anasayfa Sakarya Meydan Savaşı
Günün Sözü
User Info
Hoşgeldin,
Üye Adı
Şifre
(Kayıt Ol)
Üyelik:
Son Üye: CathleenQp
Bugün: 0
Dün: 24
Toplam: 7550

Şu An Bağlı:
Ziyaretçi: 18
Üye: 0
Toplam: 18
A N K E T
Şu an bu bloğun içeriği yok.
KÖSE YAZILARI
Hakan SOYLU
soylu2001@hotmail.com

Site Reklam...
Mahmut TOPRAK
rakursi@mynet.com

SANAT EĞİTİMİNİN SORUNLARI ( Yeni )
Mehmet KIYAK
mkiyak70@hotmail.com

MEVLANA YI TANIMAK VE ANLAMAK
İsmail KARAYILAN
ikryln@hotmail.com

BAŞARININ PAYDAŞLARI
H A B E R L E R
Son Dakika Haberleri

Güncel Haberler

Eğitim Haberleri

Spor Haberleri

Ekonomi Haberleri

Dünya Haberleri

Sayfa Üretimi: 0.27 Saniye

:: Athena phpbb2 style by Cyberalien :: PHP-Nuke theme by ThaiNuke ::